Bir Sabah…

Beni kurtaran Doktorum Kâmil Sokollu'ya gönül armağanım, Kapı gıcırdıyor; hastalar için biricik manalı şey bu: Çünkü sabah olmuştur. Sarp ve uzun bir yokuşu bitirip ferahlayan insan gibi hasta da geceyi ne güç çırpınışlar sonunda tüketmiştir. Yüz çizgileri hayatla en küçük bir ilgi göstermeyen ağır hastalar bile, geri dönmez yolculuklara saldıkları gülüşlerini yeniden tatmaya çalışıyorlar. Gündüzün [...]

“Vefa”sız Edebiyat

Ticaret edebiyatına yüz çevirerek sanat eserlerine, yeni nesle dönelim. RÜŞTÜ ŞARDAĞ Bu çiçekleri soluk bahçenin ortasında, bu manaları anlaşılmamış, yabancı, çözülmez işaretler ülkesinde, bu yaslı dünyada tek tutamak noksan sanat mıdır? Öyleyse onun bir kolu olan edebiyatın en avutucu pınarı dostluk ve vefa hikâyeleridir. İnsan duygusu üzerinde en büyük baz dalgaları bırakan vefalılık sanat ve [...]

Kardeşlerimin Destanı (III)

Biz devleri yenerken korkutur bir tüy biziKükreyen de bizleriz kısan da sesimiziYere kapanmamıza bakma ki namaz değil, Çünkü kimse sen gibi bize demez ki "Eğil!" "İnsan bu!" denir mi hiç? Ne gülüncüz bir düşün!Her iyiyi bilirken saldık kötülükte ün.En iğrenç duygularla çarpıyorken kalbimiz,Ne yalan şeyler söyler kopasıca dilimiz.  Tanrım kavlimiz bu mu? Neden olmadık iyi?Sen ki [...]

Kardeşlerimin Destanı (II)

Ne kadar çürük olsa sırtım, omurum, kolum;Kendime az gelirken, insanlara bol bolum, Yüklensin günahları insanlığın sırtıma,Sebep beni bulsunlar her beliren yıkıma.  Beni hırpala Tanrım, beni sars ve yarala;Her türlü azabına beni sür kaka kaka, Beni kahret, beni ez, beni suçlandır bir bir;Kardeşlerim ki bilir, tanırsın ne zayıftır.  Bileyim insanların içinde ben de varım;Ah o zaman her türlü [...]

Kardeşlerimin Destanı (I)

Seni ben neyleyim ey Tanrım,Yıldızlar içinde yapyalnız?Bize gel de bir gün, gönlümü Sana taht eyleyim ey Tanrım Haykır, haykır bize; duyalımGörelim; ışık serp yenidenPerdeleri inik gözlerleHep kendimize mi uyalım Bu çocukların ki sağır, duymaz;Bize haykır Tanrım şöyle biraz:Duy bak, ey çocuğum, zengin olursunDuy bak, sen bununla engin olursun.  Duy bak, ey çocuğum, duyarsan eğerHiç bir şey [...]

Görmekten daha ötelere

"Görenle görmeyen bir olur mu?"En'am/50 Gerçi günlük hayatları içinde önceden bellenilmiş yollardan yürüyerek eski gerçekler dünyasının tanınmış ve teklifsiz çiçeklerini koklaya koklaya hep aynı köşe başına varan ve sonra oradan tekrar, tanış olduktan ışıksız, renksiz, asık suratlı dünyalarına dönenler pek çoktur. Görenler, bunlarla nisbet olunduklarında hazin bir azlık teşkil ederler. Ve Emil müellifinin ağzıyla "Ey [...]

Bir Yazının Düşündürdükleri

1 Sonteşrin 1941 sayılı "Ülkü"de Suut Kemal Yetkin'in "Eski bir tercümeyi okurken" adlı yazısı dikkatimizi çekti; hayli acı bir surette en salahiyetli kalemlerin bile kendi sahalarında ne kadar ihmalci, ne kadar kolay sonuç elde etmek isteyici olduklarını bir daha hatırlattı. Sayın muharrir, "Tercüman-ı Hakikat"le, Musavver Servet-i Fünun Mecmuası'nın 1313'de birlikte neşrettikleri bir fevkalâde nüshada Selânikli [...]

Realizm sarhoşluğu

Bir edebî mektebi hastalık haline getirmiş gibiyiz. Bir hakikat, bize yalnız ifrat halinde değil, eksik ve sakat bir halde de hâkim olmaktadır.  Tanzimat'a kadar ve ondan uzun yıllar geçtikten sonra da realitenin dışında idik. Bugün bir realite hastalığına tutulmuş, her ölçüyü ona göre tayin etmeye çalışıyor, tempéramentları [mizaç], sanatkârın fizyolojik bünyesini, devrin atmosferini, ifadenin hususiyetini [...]

Melodramlı Sanatımız

Başlık olarak "Gözü yaşlı sanatımız" da diyebilirdik. Çünkü edebiyatımızda her iki tezahür atbaşı gider. Sanat ve edebiyat sınırları içine yeni girmiş veya girmek isteyen arkadaşların melodram seyrini incelemekle işe başlamaları ne kadar doğru olur. Bu ağlayışlı şiirlerin, bu feryatlı hitabelerin, bu şairane konferansların, nihayet bu gök gürler gibi haykıran, tiyatro ile tepinen, bunu yapmasa bile [...]

Tiyatro Tehlikede mi?

Dünya sanatkârlarını, büyük bir endişe ile sesli sinemanın zuhurundan beri şaşırtan tiyatronun istikbali meselesi, uzun zamanlar ciddî münakaşalara yol açmıştı; hâlâ da bu münakaşaların ara sıra canlandığı görülmektedir. Bir ay kadar oluyor, edebî bir gazetede meşhur Amerikan romancısı "Sinclaire Lewis" ile yapılan bir röportaj neşredilmişti. Romancı kendisine tiyatronun istikbali hakkında sorulan bir suale şöyle cevap [...]