"Her gün diyorum, etmeliyim içmeye tövbeCam içre dolup taşmış olan bâdeye tövbeLâkin bakarım, her yana gül mevsimi gelmiş...Tanrım, edeyim bari, derim; tövbeye tövbe." Ömer HAYYAM Hem bizim gibi de değil o; göklerin ilmini de yapmıştır. Başını kaldırır. Görür yükselir; görür yükselir; sonradan sert bir meçhule çarpıp gök kubbeden aşağı bütün hayalleriyle beraber, paldır kültür yuvarlanır. [...]
Kategori: Cumhuriyet
Hayyam’ın 10. Çevirisi
Türk dilindeki Hayyam çevirilerinin, ruh bakımından eksik ve zayıf durumlarına sebep ise, bu gayretleri gösterenler değil, bu çeviri gayretlerine kaynak diye alınan rubailerden pek çoğunun Hayyam’a ait olamayışıdır.rüştü şardağ “Eyvah, dürülüp gitti şu gençlik demimiz;Tantana, esenlik dolu, yaz günlerimiz.Fark etmedi aslâ, o delişmen kuşu hiç;Gelmiş ne zaman, gitti ne gün; gözlerimiz.” Bütün dünyada yüzlerce, dilimizde [...]
İslâmdaki büyük sevgi
Allah’ın lânetlediği pis soyculuğu, kardeşi kardeşe, Müslüman'ı Müslüman'a düşman eden bölücülüğü bayrak yapıyorlar, ya da en ileride bir din olan İslâm dininin, en az bin yıl gerisinden geliyorlar. RÜŞTÜ ŞARDAĞ İslâm’ın, temel dayancası olan Kur’an’da geçen Tanrı seslenişleri bir ulusa değil, insana, tüm insanlaradır. XIII. yüzyıla kadar tam beş yüzyıl, Müslümanlığı gerçeği ile anlayan bilginler, [...]
Mevlânâ
Mevlânâ’yı ne törenlerden, ne kitaplardan, ne bu çeşit makalelerden değil, kendi pınarından içerek anlamak... Bizi, çelişmelerden ancak sanıma göre bu yol kurtaracaktır.RÜŞTÜ ŞARDAĞ Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî(1207-1273) Basında, babacan (ehlidil) adamların gönlünde, Çelebiler arasında, kitaplarda ve beş, on yıldır da kentdaşlarına sevinç ve bereket sebebi olduğu Konya’daki anı törenlerinde birbirinden ayrık görüş ve duyuşlarla tanıtılan Mevlânâmız [...]
Alevîlik, Bektaşîlik, Şiîlik
İslâm dininde, temel ilkelerde ve ibadet biçimlerinde aynı yolu tutan, bazı küçük sorunlarda ayrı sanılara sahip olan dört mezhep var ki, (Hanefî, Malikî, Şafiî, Hambelî) bunların hepsi Peygamberimizin yolunu yol edinmiş anlamına “Sünnî” diye tanımlanır ve hepsi de değerli bir din önderi imamın öncülüğünde, hak mezhep olarak kabul edilir. Konumuza giren Alevîlik, Bektaşîlik ve Şiîlik [...]
Mevlânâ
Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî(1207-1273) Mevlânâ’mız, bir haftadır, Konya ve bütün Türkiye’de, dünyanın dört bucağından gelmiş, Doğulu ve Batılıların izlediği törenlerle anılıyor. Mevlânâ sekiz yüz yıl öncesinin bilgiler sultanı diye tanınmış Harzemli Şeyh Bahaüddin Mehmed’in oğludur. Babası, ailesi, Horasan erleri ile birlikte küçük yaşında Belh’ten çıkarak Nişâbur - Bağdat, Şam, Erzincan-Lârende üzerinden Alâeddin Keykubad’ın Selçuklu devletine yerleşmiştir. [...]
689 yıl sonra Mevlânâ
Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî(1207-1273) İranlıların “Mollâ-yı rûm” ve “Mevlevi”, Avrupalıların ise bizim gibi “Mevlânâ” dedikleri yüce varlık Celâleddin Rûmi’yi, ölümü ardından tam yedi tane yüzyıl akıp gittikten sonra hangi özellik ve nicelikleriyle anıyoruz? Kendisinden sonra bütün yüksek özellikleri yanında post’a çömez, dâvaya ülkücü sağlamak için kurulan mevleviliğin görüşü dışında, Mevlânâ kimdir? Bunca zaman aşımına rağmen çevresindeki [...]
Hayyam ve Allah
“Yolum üstünde tuzaklar kurasın; oldu mu ya!Sonra çıktım diye yoldan, vurasın oldu mu ya!Ne dilersen o olur, her şeyi hükmün yürütür,Yine kalkıp beni âsî yorasın: oldu mu ya!”Ömer hayyam Nişâbur’un, bin yıllık bir geçmişden ses veren hem başına, hem gönlüne buyruk şairi için, kendi vatanında bile uzun asırlar Allahsız ve dinsiz sıfatlarının kullanıldığı veya üstü [...]
Büyük ıstırap, Haşim’den önce, Haşim ve iki yeni isim
Ahmet Haşim(1884-1933) İnsan acıları sonsuzdur. Büyük ıstırabın; bükülmekten, inlemekten uzak havasına, onun muzaffer ve parlak azabına genç şair arkadaşlarımın inmesini beklerim.RÜŞTÜ ŞARDAĞ Divan edebiyatının bugüne kadar şekil ve kalıp patırtıları arasında gürültüye giden öz vasıflarından biri de büyük ıstırabıdır. Sevmek ihtiyacıyla bir kudrete bağlanmak arzusunun sonucu olan ve fanatik bir din çevresinin tepkisiyle kuvvet bulan [...]
Şiirimizde acıklılık ve büyük ıstırap
Bu büyük ıstırab, kötürüm bırakan ve ellerimizi kollarımızı bağlıyan gündelik sızıltı edebiyatı değil, kendi geleceğimizi bize göstermeğe çalışan kendi hakikatlerimizle bizi sık sık başbaşa bırakan bir edebiyattır. rüştü şardağ Bir taşra gazetesinde genç bir arkadaş geçenlerde şiirimizden şikâyet ederken diyordu ki: “Nedir bu iniltiler, nedir bu ıstırab, şiirimizin yüzü ne zaman gülecek?” Eğer bu arkadaşın [...]
