İstanbulda kurulan gazetecilik enstitüsü ne yapıyor bilmem; fakat gazetecilik mesleğinin bizde bir hamle beklediği de söz götürmez hale gelmiştir. Dikkat ediyorum; küçük bir manifatura çıraklığı ile işe başlıyan patronların sayısı gitgide çoğaladursun, bizde çekirdekten yetişen gazeteci patronların nesli neredeyse kuruyacak gibi. Bundan faydalanan bazı pamuk, kumaş veya apartman sahibi tüccarlarla ihracaat veya ithalât tacirleri günün [...]
Kategori: Edebiyat yazıları
Ya bunlar hükümdarım, ya bunlar?
Geçen gün “Fareler ve İnsanlar” ın son temsilinde elemle düşündüm. Bizde sanat, ne zaman nasibini küçük insanlarda arayacak? Öripides’in bir trajedisinde geçer sanırım: Kral, sarayının muhteşem dekorları ve maiyeti arasında nutkuna şöyle devam eder: Bu lüks, bu debdebe! Yazınız şairler, bunları yazınız! Bu sırada kâhin, köşede büzülmüş olup âdet üzere halkı temsil eden kalabalığı göstererek [...]
Hasan Pulur anımsatınca
Ben sevgili Pulur'un, günlük olayları süzüp süzüp içinden, unutulmaz çeşnide dersler çıkarışını çok eski yıllardan tanırım ve severim. Naçiz şahsım ve eserlerim hakkında yazdığı birkaç güzel yazı, gönlümün en saygınlıklı köşesindedir. Geçen pazarki yazısında, Sayın Hıfzı Topuz'un Paris anılarını içerik kitabına aldığı anıları bize iletirken Nazım Hikmet hakkındaki bölüm, bende de bazı anıları uyandırdı. Pulur, [...]
Şiire dönük notlar ve Feyzi Halıcı
Epeyce zaman oluyor; sanırım, dört beş ay önce, şiirle ilgili bir iki kitap beni düşündürdü. Diyarbakırlı Sayın Reşit İskenderoğlu'nun yayınladığı "Cahit Sıtkı ile Anılar"ını çok beklettim: İskenderoğlu, sevgili Cahit'in kentdaşı, Şiir dünyamıza, kısa süren yaşamında silinmez ışıklar bırakıp giden Tarancı'yı, içimizde yine sevgiyle yaşattı. Onun, zati hep yanık duran lambasının fitilini daha da açtı. Gencecik [...]
Dergilerde şiir
GENÇLİK ve olgunluk çağımın Nouvelle Litteraire’inde, Julien Benda, sevdiklerim arasındaydı. Bir baş yazısında şiir için ne diyordu; “Renk renk, anlamca derin ya da boş, bunca sözcükler.. Sanki kucak kucak yaz çiçekleri.. Bunları kullanarak değişik yüzyılların insanlarında tıpkısı ateşleri yakacaksınız.” Henüz yirmi üçümde, kendimi tanıtmadan, yaşıtım ozanları tanıtıyorum, Ulus’un edebiyat sayfasında: Cahit Sıtkı’lar, Dıranas’lar, Orhan Veli’ler, [...]
Yavuz bir ozan
Hilmi Yavuz’un son çıkan "Ayna Şiirleri" elimde.. Sevginin son merdivenine çıkmışım; oradan alkışlıyorum. Eski şiir dünyasının bütün özsuyu onda. Onda ama yakalayamaz, bulamazsınız ki! Uzak dağların arkasından size ünler gibidir, dizeleri. Şiirlerine yanıt verme olanağı bulamadığım bir okurum, bana kızmış; mektubunda, “Siz divancısınız” diyordu. Yıl 1944. Ulus gazetesinin edebiyat ekinde rahmetli Orhan Veli, Cahit Sıtkı [...]
Şiirden kurtuluş yok
Geçen hafta, gazetelerde ve televizyonun Rüstem Şov’unda yayınlanan bir “şiir” ine gözümüz takıldı, Özal’ın. Yine aylık “Şiir Defteri” nde, sevgili Şemsi Belli, İç işleri Bakanı İsmet Sezgin’in bir şiiri yayınlandı. Kim kurtulmuş ki şiirden? Kim kalemini kurtarabilmiş ki! Biz bu örneklere dokunurken okurlarımızın, hemen hergün postadan çıkan basılı ya da basılmamış şiirleri için de bir [...]
Bir büyük ozanın en yeni kitabı
Dostum ve öz kardeşimden farkı bulunmayan Cahit Külebi’nin, Güz Türküleri’ni, anlatılması güç bir kıvançla okuyorum. 1945’li yıllarda Ulus ve Cumhuriyet gazetelerinde kendim, henüz kendimi tanıtmamışken, Ataç merhumdan da önce, çağdaş ozanlarımızı inceleyen, değerlendiren yazılar yazardım. Cahit Sıtkı Tarancı, Külebi, Dıranas, Fazıl Hüsnü Dağlarca, Orhan Veli, Melih Cevdet için “Bunlar büyük ozanlardır” görüşünü birkaç kez perçinlemiştim. [...]
Türk Türk Türk
Sovyet Bolşevizminin yıkılmasıyla birlikte Türk kökenli uluslar, milliyetlerini ve dinlerini kaybetmemiş olarak pıtrak halinde fışkırıverdiler. Basınımız, başta Azerbaycan olmak üzere Özbekistan, Kırgızistan, Tacikistan, Kazakistan’a öteki soy kardeşlerimize ulaştılar. Hükümetimiz; Cumhurbaşkanı, Ana muhalefet lideri ve Sayın Ecevit sevgi dalgaları halinde, Türk bölgelerine yaklaşan Çin sınırlarına kadar uzanan ulusdaşlarımızla birlikte şu satırların sahibi de mutluluk içinde. NEDEN [...]
Klasik şiirimizde aşk
Bir dîvan doldurma zorunluluğu düşünün. Rakiplerinden aşağı kalmamak için alfabenin bütün harflerini kafiye olarak kullanma yarışı içinde en esprili, en güzel gazelleri sıralayacaksın. Osmanlı Türklerinin benimsediği Arap ve bazı da Fars harflerinin hepsiyle birlikte, sık sık kendini zorlayarak gazeller yazacaksın. Diyelim sonu “b” harfiyle biten gazel dolduracaksınız. “Kitab, bâb, müâb, icâb, gülnâb” gibi.. Her üç [...]
