"Yeni Dünya" adlı hikâye kitabını, asla bir düstun eseri diye okumuş değilim. Fakat hâlâ bir hayranlık sarsıntısı içindeyim ve büyük hikâyecinin kalemini gıpta ile karşıladım. "Dağlar ve Rüzgâr" şairi erkek ve duygulu sesini "Değirmen", "Kağnı ve Ses" adlı hikâye kitaplarına kattığı günden beri küçük hikâyeciliğimizin büyük bir kazancı olmuştur. Hâlâ bu hikâyeler özel olarak "Kağnı" [...]
Kategori: Edebiyat yazıları
Boğaziçi Mehtapları Dolayısıyla
"Boğaziçi Mehtapları" avuç avuç, kucak dolusu hâtıralar, en ince duygulardan örülmüş bir ağ, nihayet bir büyük hâtıralar şairinin erişilmez nağmeleridir." RÜŞTÜ ŞARDAĞ "Fehim Bey ve Biz" müellifi ile daha önceki hâtıralar yazıcısı arasında pek az fark vardı. "Fehim Bey ve Biz" hikâye halinde kaleme alınmıştı. Fakat maksadı yine bir hâtıralar silsilesi içinden, ayrı ayrı görüşlerin yarattığı [...]
Şiirin Sesi
Türk şiiri, kaç yüz yıldır ne batak vasatlar üstünde doğup, öldü; ne talihsiz devirler içinde kımıldayıp yıkıldı! İnsan oğullarının kurak bahçesinde, derlenebilecek tek solmaz çiçek şair değil midir? Hayali amansız döğüşlerle uzak çevrelere kadar itmiş, genzi sade toprak kokularıyla dolduran dünyamızda en aşınmaz duygu elbet yine odur. Rahatsızlığımız içinde en avutucu ışık o, günahkar ruhlarımız [...]
1943’e Girerken Edebiyatımız
Yeni bir yılın eşiğinde, geriye bir göz atabiliriz. Edebiyatımızın bir yıl önceki panoraması dalgalı, renk renktir. Hikâye büyük bir durgunluk geçirirken, romanda bir hareket sezilmekte, edebî tetkik eserleri yönünden avuçlarımız boş ve hazin kilitlenişle kapanırken tercümeler gür bir pınardan akan sular gibi gözümüzü ve içimizi doyurmadadır. Edebî hareketlerimizse bazen göğüs kabartacak, bazen utanç verecek bir [...]
“Vefa”sız Edebiyat
Ticaret edebiyatına yüz çevirerek sanat eserlerine, yeni nesle dönelim. RÜŞTÜ ŞARDAĞ Bu çiçekleri soluk bahçenin ortasında, bu manaları anlaşılmamış, yabancı, çözülmez işaretler ülkesinde, bu yaslı dünyada tek tutamak noksan sanat mıdır? Öyleyse onun bir kolu olan edebiyatın en avutucu pınarı dostluk ve vefa hikâyeleridir. İnsan duygusu üzerinde en büyük baz dalgaları bırakan vefalılık sanat ve [...]
Realizm sarhoşluğu
Bir edebî mektebi hastalık haline getirmiş gibiyiz. Bir hakikat, bize yalnız ifrat halinde değil, eksik ve sakat bir halde de hâkim olmaktadır. Tanzimat'a kadar ve ondan uzun yıllar geçtikten sonra da realitenin dışında idik. Bugün bir realite hastalığına tutulmuş, her ölçüyü ona göre tayin etmeye çalışıyor, tempéramentları [mizaç], sanatkârın fizyolojik bünyesini, devrin atmosferini, ifadenin hususiyetini [...]
Edebiyatımızda Münakaşalar*
Mustafa Nihat Özön(1896-1980) Edebiyatımızda münakaşalar mevzuu en mücerret [soyut], tetkiki en zor, dolayısıyla en çok emek isteyen edebî meselelerimizden biridir. Böyle bir işi marazî denecek kadar titiz bir çalışma hassasiyetine malik bulunduğunu yakından tanıdığımız değerli edebiyat tarihçimizin ikinci ve üçüncü derecedeki ellere düşmeden üzerine alıp başarması bizi ziyadesiyle memnun etmiştir. Bu eser bizde (mebhusetülanha) [daha [...]
Rıza Tevfik’e Dair*
* Arkın, R. G. (1939). Rıza Tevfik, Hayatı, Şiirleri. İstanbul: Resimli Ay Matbaası. 1908, her şeyde olduğu gibi, edebiyatımızda da, harp tehlikesini duyan borsalarda görüldüğü üzere bazı kıymetlerin düşüp, bazılarının yükselmesine sebep oldu. Meşhur felsefeci "Rıza Tevfik" de bu devrin ve bundan sonra yürüyüşüne devam eden bu uzun senelerin en büyük şairiydi. "Hâmit"in baştan başa [...]
Ahmet Rasim
Ahmet Rasim(1864-1932) Sanki vakit vakit, düz, çakıllı, bataklık topraklar üzerinden geçerek ilerleyen bir çay gibi ve bu çayın muhtelif tabakalar üzerinde uğradığı değişmeler gibi, o da değişik duygular ve ifade güzellikleri içinde yürüyüp gitti. RÜŞTÜ ŞARDAĞ Rasim'in hangi kitabını okursanız okuyun, muhakkak aynı kardeş hisleri duyacaksınız. Ben onu hiç tanımam, remini bile görmüş değilim; fakat bugün, [...]
Edebiyatımızda Vatan Duygusu – X
Mütarekenin içinden Bir imparatorluk hatırlayabiliriz; asırlardan beri sosyal ve ekonomik temelleriyle öğünen, bu övüncün meyvalarını, Budin kapılarında, Afrika çöllerinde, büyük Asya hudutlarında toplayan, sade zafer kaydeden bir imparatorluk. Fakat yine bir imparatorluk görüyoruz ki medreselerinde ders veren ve okuyanları kalmamış, hudutlardan içerilere kadar uzanan geniş topraklar üzerinde çalışan kollar hafiflemiş, toprağın verimsizliği nisbetinde, üzerinde yaşayanlar cehle [...]
