Radyonun kapıcısından, anons şekline kadar her şeyi yüklenmeye mecbur kaldığı günlerden uzaklaştıktan ve müzik mevzuunu iki değerli genç arkadaşına havale ettikten sonra, istasyonun başında bulunan zatın Ankara'dan beri malum ve müsellem olan program ve buluşları da harekete geçmeye başladı. Bilhassa bun, dünkü Pazar günü 12.00'de biten "Pazar Fıkraları"nda müşahede etmek mümkündür. Bu fıkraları dinleyenlerden bir [...]
Kategori: Eleştiri
Ben bir ameleyim
Dün bir dost koluma girdi: "On beş seneye yakın bir zamandan beri tenkit yapıyorsun, seni münekkit olarak tanırım. Fakat doğruyu söylemek, güzele ulaşmak isterken gönül kırıyor ve dost kaybediyorsun. Buna üzüldüğünü de görüyorum. Bırak bu tenkitçiliği." dedi. Bu sevgili arkadaşımın haklı olduğu, fakat aynı zamanda yanıldığı bir taraf vardı. Gerçekten bir balığı kılçıklarından ayırarak okuyucuya [...]
Asıl keşif…
İngilterede körlerin gözlerini açan harika bir ilâç keşfedilmiş ve bir kadına da tatbik edilmiş. Bu haber doğru ise, edebî karanlığın mustarip çocukları için en insani bir keşif ufku açılmış demektir. Dünyanın dört bir ucunda hayret edilecek eserleri, görmeden yaratan âmâlar için beliren saadeti ve kalplerinde beş yüz mumluk ışıklarla bezenen sevinç âlemini şu anda görür [...]
A devletim!
Altı sene oluyor, İzmire uğradığım bir yaz tatilinde, halkevindeki resim sergisini seyretmiştim. Buna sergi diyemem. Çünkü benim gittiğim gün iki saat içinde bir ikinci ziyaretçi gelmemişti. Açıldığı günden bu yana on bir gün içinde de, öğrenmiştim ki, gelip görenlerin sayısı yirmi ikidir. (Exposer) den teşhir etmekten gelen sergi kelimesi, adı üstünde bir teşhir işidir. Aradığı [...]
Ayniyle vaki…
"Terbiye kaldı bir işkembeci dükkanında..."Kâzım KARABEKİR Yaşlı dostum anlatıyor: “Dün gece sabaha karşı dumanlı ve sisli bir yolculuğa çıktım. Akşamdan kalan bir bardak sütü içerek gidecektim. Çocuklar seslendi: “Baba, açaçına olmaz.” Kahvaltıya oturdum. Çayımın son yudumunu içerken karşıda akşamdan kalma şeftaliler gözüme ilişti. Pek iştiham (isteğim) olmadığı halde hazmettirir diye birkaç tane yiyerek konağa geldim. [...]
Kıyamete kadar nöbetteyiz
"...üç parti ve senin göz bebeğin gençlik, kardeş halkasıyla heykelini sardı, sabaha kadar başında nöbet bekledi. Bu nöbet kıyamete dek böyle süre gidecek."Rüştü şardağ Partiler, gençlik ve bütün millet, birkaç gündür başları kırılmış, mahzun heykellerinin yanı başında nöbetteler. Dün de İzmirliler, bu yurda yirmi sekiz sene sonra teke sakallarıyle tekrar karanlığı getirmek isteyenleri lânetlemek için [...]
Pes
Birkaç ihracat firmamızın İngiltere'ye sevk ettiği üzümler içinde, eğer doğru ise, bir biz eksikmişiz. Taş, çakıl, çivi gibi inşaat malzemesinden tutun da cam gibi, zücaciye maddesi ve gramofon iğnesine varana kadar her şey tamam. Doğru mu, dış ticaretimizi baltalamak üzere dışarıdan gelen sabotaj mı? Bu hususta kesin olarak bildiğimiz bir şey yok. Tek hakikat, İngiliz [...]
Espri fıkaraları
Mizah dediğimiz şey, milletlerin ruh yapılarına göre değişiyor, meselâ bir İrlandalının cevval zekâsı ile, İngilizin donuk mizacı, hele Fransızın kıvrak ve oyunbaz tavrı arasında mevcut farklar, esprilerinin çeşnisini de değiştirir. Bu sebeple İngiliz edebiyatında mizahın daha çok "humour"a yani tatlı kalem yaralarına, acı gülümsemelere kadar uzandığını görüyoruz. O, Fransada daimi bir tebessümdür. Amerikan mizahını sinemalarda [...]
TRT’de güzellikler-çirkinlikler
Güzel olan şeyler de var elbet. Onlar da olmasa, “bırakır, ver gitsin” der, peşinden koşmayız. Güzeli çirkinden ayırmak; amacımız bu. Kalemimizin ucu biraz küt ya da sivri olmuş: Eh, bu kadarı da “kalemkârın” üslubuna verilsin, olmaz mı? ÖLENLERE RAĞBET Geçen akşam, sevgili dost Dr. Alaeddin Yavaşca’nın edepli, kıvançlı ve de cici bir programını izledik. O [...]
TRT’nin Dili
Eğitim Dairesi’nin iyi niyetli başkanı, sunucu adayları için ders koymuştu TRT’de… Kabullenmeden önce koşulumu öne sürmüştüm: “Yardımcınız olan hanım kızımız, ilk dersime girip beni dinlesin; gerekli görürseniz dersleri sürdürürüm.” Bir daha çağrılmadım. Çağrılmadım, çünki gençler sordular: “Hocam, yoğurt mu diyeceğiz, yourt mu?” “Yoğurt elbette” dedim. “Rüzgâr mı diyelim, ruzgâr mı?” deyince de “elbette rüzgâr” diye [...]
