-Ahmet be, gel de şu işi yap. Hani beni adamdan saymazlar. Yoksa ben yapar, parayı da paylaşırdık. -İyi söylüyorsun ama Muzaffer, bizim kız: “Ben evde yalnız kalamam; sen geceleri elin evinde bekçilik yapacaksın diye ben sabahlara kadar uykusuz kalamam” diyor. -Ablam da malın gözüymüş ya!-Korkuyor yalnız kalmaktan birader.-Baban ne güne duruyor?-Babam mı? Amma da yaptın [...]
Kategori: Hikayeler
Zıpzıp
- Ne oynayalım?.- Kafakarış.- Daire daha iyi.- Daire, daire...- Haydi öyle ise Hasan, çizedur daireyi. Bir sonbahar günü yağmurun dinmesinden istifade eden mahallenin hemen bütün çocukları meydanlığa koşuşmuşlar, hepsi de ellerindeki zıpzıplarını şıkırdata şıkırdata oyuna koyulmuşlardı. Bunlardan üç kişilik bir küme de daire oynuyordu. Bu üç kişiden bir inhisar (tekel) müdürünü oğlu Yekta idi. Öteki [...]
İhtiyarlık
Şu kelime haline gelmiş vücuda, hayatın ezelî bir nasip gibi taktığı acı ve sızlatıcı fakat gerçek bir isim var: İhtiyarlık.RÜŞTÜ ŞARDAĞ Gün batarken, güneşin bağrını kaplıyan kül rengi bulutlar gibi yeşil gözlerine çöken sisli morartı, onda da artık bir akşamın doğuşunu duyuruyor bize. Yaşı kaç bilmiyorum. Hem onu anlamıya ne lüzum var?. Yılların seller ve [...]
Bir borç hikayesi
- Koca karının haberi olmaz mı dersin?- Yok canım, nereden olacak?- Hemen bugün başlıyalım mı?- Öyle ya! Hazır bugün Üsküdar'da pazar var. Şemsi ile Duman Ali arasında geçen bu konuşmalar kahvedekiler üzerinde bir şüphe uyandırmış olacak ki yavaş yavaş gözler onlara doğru döndü. Bazısı iskemlesini çevirdi. Bunu hisseden Şemsi, vaziyeti göz kaş arasında Duman Ali'ye [...]
Trende mukabele
İlk bakışta insanı üzerinde durduracak bir tarafı yok gibi idi. Tren Pendiği geçip de Ankara yolunda bir hayli ilerlemeye başlayınca kompartımana çöken sessizliği yırtmak ve her seyehatte âdet olduğu üzere nereli olduğumuzu, nereden gelip nereye gittiğimizi, ne iş yaptığımızı biribirimize sormak lüzumunu duyduk. Trene bindiğim andanberi hiç de beni alâkalandırmayan kadın şimdi gözlerimi kendinden tarafa [...]
Üç tekerlerli bisiklet
- Buranın kapısı nerede yahu?... - Ne istiyorsun babalık, dur bakalım, camlara sürünüp durma! Oğuncaya kadar kollarımız koptu zaten.. - Canım yemek yiyeceğiz, uzun etme işte. Garsonlar yarı hayret, yarı gülme ile karışık bir bakışla ihtiyarı iyice süzdükten sonra kapıyı açtılar. O, bir elinde ucu sivri bir değnek, bir elinde de çıkın hırpani kılığiyle içeri [...]
Babamın gözyaşları
Orta mektepte okuyordum. O sene sınıfı geçmiş ve tatilde, birkaç kuruş kazanmak için iş bulmak düşüncesiyle her tarafa başvurmuştum. Fakat yaşımın küçük olması - beş on kuruş gündeliğe razı olduğum halde – bu arzuma engel olmuştu. Ne yapacaktım? İki aydan beridir ki babam ihtiyar diye işinden çıkarılmıştı. Bu yüzden annem, ben ikimiz ayda yirmi lira [...]
Bu da başka ıztırap
Postahanede çalıştığım zamanlar, içimde tuhaf hisler bırakan bir hatırayı zaman zaman hatırlar dururum. Çalıştığım dairenin bütün memurları birbirlerine o kadar ısınmış ve bağlanmışlardı ki, vazifeye başladıktan bir ay geçtiği halde benim kendilerile samimi olmadığıma şaşarak arkamdan hemen; - Canım bu çocuk ta ne aptal şey, kimse ile fazla konuşmuyor, ne olacak canım, ya kibirli ya [...]
Bir namus meselesi
- Üç dudağa bakın yahu! Bugün halinde bir kırgınlık var? Yoksa kocakarı ile çıngar mı ? - Yok a canım, ne çıngarı? - Neden öyle ise suratın Sultanahmet meydanı da gözün Tünel geçiyor? -Ulan sahiden de öyle be Ethem. O surat ne öyle? Ethem bütün bu sözlere kestirme bir cevap vermek istedi: - Oğlum sizin [...]
Verilen söz
- Bana bak Yamalı, bu işte önayak sen olacaksın. Yamalı İsmail somurttu ve: - Duman Ali ne gûna duruyor? Dedi? - Yok yok, sen elebaşı ol. Anasını kandırmak senden. Hasanı kandırmak ta bizden - Nasıl olur canım? - Hadi işte ulan! Üç günlük gelin gibi naz etme. Şunun sonunda bir adam kandıracaksın. Şimdiye kadar yapmadığın [...]
