Vaaz dili

Büyük camilerimizden birinde vaaz dinleyen, memleket meselelerine karşı hassas dostum Esrigün'ün temas ettiği bir nokta beni de hayli düşündürdü: Vaizlerimiz hâlâ en koyu ve ağdalı medrese ağzı ile konuşuyorlar. Nitekim bu cuma günü, bine yakın Müslüman'ın ibadete koştuğu bir camimizde ben de vaaz dinledim. Hoca Efendi konuşuyor: "Bîşekk ü bînazir" aman hocam, "şüphesiz, şüphe götürmez, [...]

Münacaat

Düne dek kirli idik; bugün temizlenebilir miyiz Ya Rab? Ayların en müşerrefine girdiğimiz şu ilk gün, taşıdığımız vebalin bilânçosu altında iki büklümüz. Biz karıncaları bile incitmeyecektik; sebepsiz yere kalpler kırdık. Sevecek, aldatmayacaktık; küstük, yalan söyledik. İçki içmemek sana değil, bize lâzımdı; yapamadık. Tıkabasa yememek bizim kör nefislerimiz için iyi idi ama, edemedik. Başkaları çıplak dolaşırken [...]

Geçmiş asırlardan iki ilahi

İlahi -ki, geçen gün bu sütunda bahsettiğim dini bir musiki şeklidir- on altıncı asırlardan itibaren örneklerini bize uzatır. Bu asrın ilahileri içinde bestekarı malum olan bir tekine dahi rastlamak mümkün değildir. Fakat, bu sahibi meçhul ilahilerin içinde zamanımıza kadar gelmiş ve hâlâ musiki bakımından değer ifade edenleri de pek çoktur. Hususiyle III. Murad'ın on altıncı [...]

Panayakapuli*

Onların, elleri duaya kalkmış bir halde, «Amen» diye yakarırken çıkmış fotoğraflarını gazetelerde görünce neden bilmem, içimde milletleri din olarak birbirinden ayıran beyhude sebepleri yeisle düşündüm. Baktım, bizim sevgili «Muhammed»imizin yüce kabrini tavaf eden idealist hacılarımız gibi onlar da muhterem Peygamber anası Hazreti Meryem’in manevî varlığı önünde dize geliyorlar. Yıllarca süren kötülük, günah ve isyan günlerinde [...]

Asıl idrak

Hani beni de bir korkudur almadı değil. Hemen berbere koştum. Rahmetli pederin bir öğütü yüzünden bıraktığım bıyıklarımın ucunu yukarı doğru kıvırttım. Çünkü başta Pilavoğlu olmak üzere, hepsinin de bıyık uçları aşağıya doğru sarkık. Şaka maka değil, memlekette Ticânî kelimesini duyunca. "ööö!.." diyesimiz geliyor.Kulakların dibine kadar oturtulmuş yağlı bir kasket, marsık sakallar, hülâsa öyle bir şalgam [...]

Yanlışlıkla, bilgisizlikle, inatlaşmayla sonuca varamazsınız

Laiklik ve Atatürkçülüğü sömürmekle Kur’an’ı çarpıtanları nasıl önleyeceğiz? Allah’ımıza, Kur’an’ımıza eğilerek! Anayasamızın değişmez, değiştirilemez olan maddelerini inceleyerek olan maddelerini inceleyerek. Atamızın, Müslümanlığın gerçeğine nasıl saygıyla bağlı olduğunu öğrenerek. “Laiklik, Kur’an’a aykırı mı?” Laiklik, Batı’da nice kavgalı, cinayetli ve kanlı olaylardan sonra uygulamaya konulabildi. Aslında Hz. İsa’nın yirmiyi aşkın İncillerinden seçilmiş dört İncil’inde bile hoşgörüyü, cezayı [...]

Tartışmayalım

Ülkemde son beş altı yıldan bu yana, en tartışılan konu bu! Gün geçmiyor ki siyasal sürtüşmelerde, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde, partiler ve sevgili vatandaşlarımın arasında İslâmlık-laiklik ve Atatürkçülük sürtüşmelerine rastlamayalım! Sömürülerin her çeşidi çirkindir, insanı tiksindirir, ama din ve Atatürk sömürüsü, bunların, hem en ayıplı olanı, hem de en sakıncalısıdır. Çünkü Cumhuriyet’in kuruluşundan bu yana [...]

Tarîkat ne demektir?

Bir okurum Karşıyaka'dan yazıyor: "Bergama'da basılan Nakş-ı Bendî'leri duydunuz mu? Tarîkatçılık hakkında bizi tenvir edin; gerçi siz de Mevlevîsiniz ya.." Hemen cevaplayayım: İslâm dini, bozulmuş Hıristiyanlıktan ileri ise, bunun sebepleri başında, Allah'la kul arasına hiç kimseyi veya kurumu karıştırmaması gelir. Ne aforoz, ne günah çıkarmak. Fakat buna rağmen tarih içinde, halk ve aydınlar arasında bazı [...]

Tan vakti Muhammed’le…

Dün gece seni duydum içimde. Yumuşak bir baba eli gibi kalbimde gezinen sesin derinden uğulduyordu: "İnanmayın dinde reform taraftarlarına. İnanmayın bu dini size anlatan zamanınızın büyüklü-küçüklü birçok din adamlarına. Kur'an'ı harf harf söküp, anlamını bilemeyen devrin yobazı ile din yobazı arasında ayrım yoktur. Yavaş yavaş bana nüfuz edin. Beni Türkçe'ye çevirin. Okumak için Kur'an Arapça'sını, [...]

Sıra İsa’da,

Şimdi de sıra İsa'ya geldi. Moskova'da bir yalan enstitüsü kurmuşlar, doğurup duruyor: "Hazret-i Musa yalandır; böyle bir kimse yaşamamıştır." Bu sefer de, Hazret-i İsa'yı yalanlamaya kalkıyorlar. Meğer, o isimde de bir kimse yokmuş, efsaneden ibaretmiş. Hıristiyanların peygamberi insanlığın yetiştirdiği en büyük üç baştan bir, İslâmlığın da çok kutsal bildiği İsa'yı yaşamamış göstermekte maksat ne? Bu [...]