Belçika’daki okuruma:Allah yoksul, zengin ayırımı yapar mı? Sayın Özal’a dokunuşlarıma üzülen, beni de çok seven A.S. adlı okurum, Belçika’nın, Brüksel kenti, Alsas bölgesinden gönderdiği mektubunda şu görüşleri özetliyor: “Sayın Şardağ, kaleminize hayran olmasam, size bu sevgi dolu mektubu yollamazdım. Özal’ın da her insan gibi yanlışları olabilir. Ama Türkiye’ye dışarıdan bakıldığında ne çok mesafe alındığını görürsünüz. [...]
Kategori: Tasavvuf Yazıları
Kıbrıs, Yunan ve Türk karşısında dünya
Biz seçimle uğraşırken dünyanın jandarmalığına soyunan Amerika, Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri ve başta Almanya olmak üzere dostluklarıyla övündüğümüz Batılılar, hatta NATO bizi hedef seçen kararlar alıverdi. Bunun böyle olacağı besbelliydi. ASIL SORUN O DEĞİL Kİ Türk, zorunlu göçlerle, anavatanından çıkıp dünyanın dört bit yanına yayılınca, eğer zorlanmamışsa, hep barışçı, hoşgörücü ve insancıl kalmıştır. Avrupa’ya yayılan [...]
Seçim hayâlleri içinde Alevîler
Onlar da payını alıyor, bu seçim vaatleri arasında. Diyanet İşleri makamını da es geçerek bir ANAP Bakanı, konuşuyor: “Alevi kardeşlerimize söylüyoruz: Onların yanındayız. Bizden Alevi dedesi istesinler, gönderelim.” İktidar ve muhalefetin yapamayacakları, belki de çok küçük bir bölümünü uygulayabilecekleri işleri seçim dövizleri arasında yaldızlayıp ileri sürmeleri olağandır. Her seçim döneminde bunları dinlemeye alıştık. Nitekim iki [...]
“Kimsen, neysen, gene gel”
Şu insan güzelliği, Mevlânâ güzellik baharının güz mevsimini anlatırken usta bir ressam fırçası, sanki insanlığın tuvalinde hüzün dolu, şaheser desenlerini çizer… Bu son yazıda, Mesnevî’den böyle bir başlık altında güller derlerken söyleneceklerin hepsi bu kadarmış gibi sanıya kapılmayın. Bu sütunlarda, o yüce eser için yüz bölüm açsak da her şeyi söylemiş sayılmayız ki!.. Sizlere sunabildiğim [...]
Aklın zaferi ve sahte din adamları
MESNEVİ’DE DİNLERİN KARDEŞLİĞİ, ÖTEKİ KİTAPLI DİNLERİN ELÇİLERİ VE ONLARA İNANANLARA SEVGİ VE BAĞLILIK VARDIR. Her isteyen. Her düşündüğünü Mesnevî’de bulur. Kadını çula sokmak isteyen zavallılara karşı Mevlânâ “Kadın örtünmez, örtünen çirkin kadınlardır, neden sersemledin? Çirkin karılar gibi neden çarşafa bürünüyorsun” diye sorar. Yüce Mevlânâ, Mesnevî boyunca sık sık, insanların akıllarını kullanmalarıyla Tanrı yazgısını yanyana getirir. [...]
Mevlânâ ve Allah
“Dağ başından hızla akan seller gibi, tenimizden aşk içinde akıp giden can aslına ulaşır.” “Afetsiz, tuzaksız hiçbir köşe yoktur. Tanrıyla yapayalnız, can cana, gönül gönüle kalacağın köşeden başka hiçbir yerde rahat ve esenlik bulamazsın. Kurtulmana çare olmayan dünya zindanının, ayakbastı parası alınmayan, hapishane dayağı atılmayan bir bucağı yoktur.” “Vücut güzelliği ile nazlanır. Çünkü ruh, kolunu, [...]
Mesnevî yazılıyor
ARTIK ONUN TÜM BİRİKİMLERİNİ KONYA’DAN, İSLÂM DÜNYASINA VE BATI’YA VE DE EVRENE UZANDIRACAK, DÜNYAYI SARSACAK, DİNLERİ, SOYLARI VE GÖNÜLLERİ YENİDEN BİRLEŞTİRECEK EN OLGUN ESERİN DOĞMASI GEREKİYORDU Nasıl Şems bir anda kibriti çakmış, hünkarımız aşk, feryat, kendisini kaybediş, daha doğrusu Allah’ta kayboluş dünyasına dalmış idiyse, bu kez de Mevlânâ tutkunu, o vefalı Ahi çocuğu, ondaki olgunluk, [...]
Mevlânâ’da aşk sürüyor
Kudüm ve ney sesleri arasında kendilerini kaybetmiş olarak dönerler… Divân-ı Kebîr, gerçekten bir aşkname ve feryatnamedir. Yüce Mevlânâ gazellerinde takma ad olarak Şems, Şemseddin’i kullandı. Her gazelinde, o sevgilinin adını bir kez daha yinelemiş oldu. Mevlânâ, Şems’le coşmuş, Salâhaddin’le durulmuş, Hüsamettin Çelebi ile en olgun, verimli dönemine girmişti. Hünkâr, aradığı vefayı bulmuştu onlarda… Mevlânâlar diyoruz. [...]
Horasan’dan Konya’ya doğru
HARİZM HÜKÜMDARI, RAHATSIZ, HATTA SIZLANMADA, MOĞOLLAR ÇEKİRGE GİBİ ASYA’DAN BATI’YA DOĞRU YAYILMAYA BAŞLAMIŞLAR, ANADOLU’YA KAPI AÇILMIŞ GÖÇMEKTEN BAŞKA ÇARE YOK… Kona göçe ilerleyen kervan, Şam ve Halep’te bir hayli durak yapar. Şam’da Mevlânâ birçok tasavvuf ve İslam bilginiyle tanışır. Derslerine devam eder, bilgi gömüsünü iyice zenginleştirir. Tebrizli Şems içinde duyduğu cezbelerle coşkularla yepyeni bir karakter [...]
Derinliğine inilemeyen bir engin deniz
Ona hiçbir sıfat erişemez, hiçbir övgü yaklaşamaz, hiçbir açıklama ulaşamaz “Din bilgisi, din bilgisi… Aslı bozuk, huysuz ve karaktersizin, mayası bozuğun din bilgisinden ne hayır gelir. Din yolunun gerçeklerini bildik, ama bir de kendine, mayana bak bakalım, nicedir? İyi mi? Mevlânâ’da Batı’dan yüzyıllarca önce işlenen akılcı rasyonalist felsefelere birkaç cümle ile ışık saçılır… Engin kültür, [...]
