İmamların sayısı mı, İslâm’ın gerçeği mi?

Geride bıraktığımız haftalar içinde devlette önemli görevler yüklenmiş olanlar arasında bir tartışma izledik. İmam hatip okulları hangi dönemlerde ve kimler zamanında çoğaldı? Özellikle sayın Evren Paşa ile sayın Ecevit arasında ağırlık kazanan bir tartışmaydı bu. Evren Paşa, kendi zamanlarında bir tek imam hatip lisesi açtırmadığını, gericiliğin Ecevit döneminde yaygınlaştığını söylerken, sayın Ecevit bunun tam tersini [...]

Bak-Bakma

Günün hangi saatinde olursan ol, hangi durumda bulunursan bulun, zamanı değerlendirmeye bak. Zaman yürümüyor diye durup durup saatine bakma. Ulu Allah, “Ya Muhammed! Kullarıma söyle, dünyayı nasıl yarattığımı öğrenmeye çalışsınlar” buyurur. Gün boyu ve geceleyin, zerrelerden oluşan maddenin dünyasına eğil, yaradılışın gizemlerine bak, uçuşup duran renklerin dış görüntüsüne üstünkörü bakma. Ceplerini, hangi tilkilikle, hangi gasbedilmiş [...]

Süleyman Ateş haklı ama…

Diyanet İşleri’nin eski yöneticilerinden Sayın Ateş’in, hafta içinde şu görüşleri yayınlandı: “İslâm yalnız Hazret-i Muhammed’e bağlı olanların değil, öteki hak peygamberlere inananların da genel adıdır. Kur'ân’a göre Hıristiyan da, Musevî de Müslümandır.” Çok doğru, ama gerçeğin geç kalmış bir açıklamasıdır bu. Yine de faydalı bir hizmet. Sayın Ateş’i haklı bularak diyorum ki: İslâm, kitabı olan [...]

Tuh tuh…

Ve de ayıp! Allah’ın kitabı Kur’ân ortadayken, yurt içinde ve yurt dışında yorumlar başladı. “Bu bir İslâmî terördür.” Bu cinayetler nasıl İslâm'la birleştirilebilir! Bir din düşünün, Kâfirlerle bile tatlı konuşmayı emreder: “İnanan kullarıma söyle, Kâfirlerle konuşurken güzel güzel tartışsınlar.” (İsrâ Sûresi: Âyet 53). Üstelik Allah inançlı olup Kâfir de olmayan Lâik düşünceli iki aydın peş [...]

Allah’la konuşmak…

Geçen hafta içinde yargıya çekilen bir sanık, “Ben Allah’la konuşurum” demiş. Konuşulabilir mi? Konuşulabilirse bile her ufarak adam bu konuşmayı yapabilir mi? Konuya genişliğince, bir Pazar söyleşisi içinde girmek istedim. Ulu Allah, Kutsal Kitab’ında birkaç kez sevdiği kullarının, kendisini gecenin yarı saatinde, sabaha karşı anmasını ister. Yüce peygamberlerinden de bunu fazlasıyla bekler. Kuşku yok ki [...]

Yüce Kur’an, Şeriat ve Atatürk

Yazık ki yarım yüzyıldır, gelip geçen hükümetler, bu konunun üstüne eğilmediler. Bari, bundan sonra olsun, “Gazi” adı, yeri geldikçe Allah’a bağlı, imanlı halkımızın göğsünü mabetlerimizde sevgiyle doldursun. Müslümanları özgürlüğüne, inanç hürriyetine, vatan bütünlüğüne bağımsızlığına kavuşturan o dâhinin her fânide görülebilen günahları için de Allah’tan bağışlanma istensin.

İslâm’da Hadisçiler

“Ve Kefâ billâh”

Museviler ve Hıristiyanlardan Yanıltıya Küfre Sapmış Olanlar

Şoven duygulara, ilkel hırslara, üç dini bilmez kulaktan dolma ağızlara bakmadan, üç kutsal kitabın emrine uyanlar, ne zaman selâmet yolunda birleşecekler? Ulu Tanrı bu günleri insanlığa gösterecek mi?

İslâmlık ve öteki kitaplı dinler

Dünkü yazımızda belirttiğimiz gibi, Allahımız, insanlara, dünyaya ilk kez gelirken, en gerçek ve büyük din olan İslâm diniyle geldiklerini buyurur. Buna göre de Musevilik ve Hristiyanlığın Hakk din olması, onların da Müslüman olması gerekmez mi? İşte yüce Tanrı’nın bir buyruğu: “Her ümmet diz üstü çökmüş olarak görülür. (mahşerde) Her ümmet kitabına çağırılır.” (Kur’an, Duhan Sûresi: [...]

İslâm dininde kâfir kim?

“Kitap verilenlerin yemeği size helâl, sizin yemeğiniz de onlara helâldir. İnanan özgür ve namuslu kadınlar, sizden önce kitap verilenlerin hür ve namuslu kadınları zina etmeksizin, gizli dost tutmaksızın ve geleneksel harcamalarını yaptığınız takdirde size helâldir.” (Kur’ân, Maide Sûresi: Âyet 5)