Onu küçük çocuklar ve ihtiyar kadınlar bile tanıyor. Anadolu'nun en temiz evlâdı, İstanbul'un en erkek ve mert hemşehrisini bilmeyenler, bilenleri ürkütmeyecek kadar dağınık ve az bir şey... Fakat her yaşayan iyi ve güzel midir? Veyahut fena ve çirkin mi? Evvelâ, şairin içimize karışmış olan gölgesinin hatlarını çizemez miyiz? Kemal'i düşünüyorum; gürültücü bir adam. Ses, hareket [...]
Kategori: Kurun
Halit Ziya
Halit Ziya Uşaklıgil(1866-1945) Halit Ziya kendi yerini kendi emeğiyle yapmıştır. Edebiyatımızda onu en çok alınteri dökmüş olan; sevimli, temiz, gayretli bir insan olarak tanıyoruz. Hayat her şeyi yapabilme için insana imkân ve zaman verebilseydi...RÜŞTÜ ŞARDAĞ Mavi ümitlerin çok vakit siyaha kalbolduğu bir hayatta karış karış yürüyen bu insan, benim kafamda birisine aykırı düşen iki zıd [...]
Bir borç hikayesi
- Koca karının haberi olmaz mı dersin?- Yok canım, nereden olacak?- Hemen bugün başlıyalım mı?- Öyle ya! Hazır bugün Üsküdar'da pazar var. Şemsi ile Duman Ali arasında geçen bu konuşmalar kahvedekiler üzerinde bir şüphe uyandırmış olacak ki yavaş yavaş gözler onlara doğru döndü. Bazısı iskemlesini çevirdi. Bunu hisseden Şemsi, vaziyeti göz kaş arasında Duman Ali'ye [...]
Ahmet Rasim
Ahmet Rasim Bey (1864-1932) Bu başlık her şeyden önce akla şöyle bir düşünce getirebilir: "Rasim okunmuyor mu?" Belki bir hakikati ifade etmiş olacağım: Okunmuyor. Çağ çağ, hattâ ölümlerinden sonra bazı kimselerin okunmayışı değersizliklerine kati bir işaret olmasına da herhalde kıymetleri hakkında insanı şüpheye düşürmekten alıkoyamıyor. Buna rağmen ben Ahmet Rasim'in okunması lüzumunu anlatmaya çalışacağım. Gözünü [...]
Trende mukabele
İlk bakışta insanı üzerinde durduracak bir tarafı yok gibi idi. Tren Pendiği geçip de Ankara yolunda bir hayli ilerlemeye başlayınca kompartımana çöken sessizliği yırtmak ve her seyehatte âdet olduğu üzere nereli olduğumuzu, nereden gelip nereye gittiğimizi, ne iş yaptığımızı biribirimize sormak lüzumunu duyduk. Trene bindiğim andanberi hiç de beni alâkalandırmayan kadın şimdi gözlerimi kendinden tarafa [...]
Üç tekerlerli bisiklet
- Buranın kapısı nerede yahu?... - Ne istiyorsun babalık, dur bakalım, camlara sürünüp durma! Oğuncaya kadar kollarımız koptu zaten.. - Canım yemek yiyeceğiz, uzun etme işte. Garsonlar yarı hayret, yarı gülme ile karışık bir bakışla ihtiyarı iyice süzdükten sonra kapıyı açtılar. O, bir elinde ucu sivri bir değnek, bir elinde de çıkın hırpani kılığiyle içeri [...]
Babamın gözyaşları
Orta mektepte okuyordum. O sene sınıfı geçmiş ve tatilde, birkaç kuruş kazanmak için iş bulmak düşüncesiyle her tarafa başvurmuştum. Fakat yaşımın küçük olması - beş on kuruş gündeliğe razı olduğum halde – bu arzuma engel olmuştu. Ne yapacaktım? İki aydan beridir ki babam ihtiyar diye işinden çıkarılmıştı. Bu yüzden annem, ben ikimiz ayda yirmi lira [...]
Bu da başka ıztırap
Postahanede çalıştığım zamanlar, içimde tuhaf hisler bırakan bir hatırayı zaman zaman hatırlar dururum. Çalıştığım dairenin bütün memurları birbirlerine o kadar ısınmış ve bağlanmışlardı ki, vazifeye başladıktan bir ay geçtiği halde benim kendilerile samimi olmadığıma şaşarak arkamdan hemen; - Canım bu çocuk ta ne aptal şey, kimse ile fazla konuşmuyor, ne olacak canım, ya kibirli ya [...]
Bir namus meselesi
- Üç dudağa bakın yahu! Bugün halinde bir kırgınlık var? Yoksa kocakarı ile çıngar mı ? - Yok a canım, ne çıngarı? - Neden öyle ise suratın Sultanahmet meydanı da gözün Tünel geçiyor? -Ulan sahiden de öyle be Ethem. O surat ne öyle? Ethem bütün bu sözlere kestirme bir cevap vermek istedi: - Oğlum sizin [...]
Verilen söz
- Bana bak Yamalı, bu işte önayak sen olacaksın. Yamalı İsmail somurttu ve: - Duman Ali ne gûna duruyor? Dedi? - Yok yok, sen elebaşı ol. Anasını kandırmak senden. Hasanı kandırmak ta bizden - Nasıl olur canım? - Hadi işte ulan! Üç günlük gelin gibi naz etme. Şunun sonunda bir adam kandıracaksın. Şimdiye kadar yapmadığın [...]
