Julien Benda(1867-1956) Bir zamanlar, genç bir Estet (Esthete) bana modern müziği methediyor ve onun beşer ruhuna o kadar büyük bir kudretle hitap eden incelikleri anlatıyordu. Ben ona, garip devrimizin ihtiyaçları üzerinde, kat'iliği içinde güzel gibi görünen bazı şeyler düşünüp düşünmediklerini sordumdu. Mesela: "Gathetique"in Adagio'sunu, yahut "Sihirli Flüt"teki papazların kalbini. O bana şöyle cevap verdi: "Biz [...]
Kategori: Varlık
Muhacir
Sedirin yırtık muşambasına parmaklarını geçirip oynamaktan bıkmıştı. Uykusuz geçen bir gecenin göz kapaklarında meydana getirdiği şişkinliği görebilmek için aynanın karşısına geçmiş, soluk, esmer yüzündeki eski gülüşünü kaybetmiş olan, parlak elâ gözlerine şaşkın şaşkın bakıyordu. Kahvedekiler bugün onun hiç kimse ile konuşmayışına, hattâ onları etrafına toplayıp "Köroğlu"nun "Beyahu" sütununu olsun okumayışına bakarak o kadar şaşmadıkları halde, [...]
Yat kalk…
Rüştü Şardağ - Mustafa oğlum, bize yok mu anlıyalım da!- Ulan Mehmet, yumurtacı Hakkı'ya veremedim görüyorsun. Bir çekimlik bir şey var, gözüne mi battı.- Ne cözüme batacakmış da!. Vermezsen ne çıkar ki, toz; rakı olsa anlarım. - Ulan tozu beğenmedin mi? Adama derdini, efkârını unutturur. Demindenberi lâfa karışmıyan yumurtacı Hakkı: - Hani, dedi. Bizde de dert [...]
Zonabıa Whıte’ın Hayatı
Louis Bromfield(1896-1956) Bir İngiliz hikayesi Zenobia White öldü. Bu sabah her zamanki gibi kahvaltı yapmağa gidiyordum. Patikayı çıkarken komşu çiftlikte kalan "James Smith"i şiddetle nefes alır ve ter içinde kalmış bir halde gördüm. O, beni görünce bağırdı: "Zenobia White öldü!".. O zaman, hemen hemen bir asır kadar yaşamış olan ihtiyar garip bir kadının ölümüyle altüst [...]
Edebiyatımızda Vatan Duygusu – X
Mütarekenin içinden Bir imparatorluk hatırlayabiliriz; asırlardan beri sosyal ve ekonomik temelleriyle öğünen, bu övüncün meyvalarını, Budin kapılarında, Afrika çöllerinde, büyük Asya hudutlarında toplayan, sade zafer kaydeden bir imparatorluk. Fakat yine bir imparatorluk görüyoruz ki medreselerinde ders veren ve okuyanları kalmamış, hudutlardan içerilere kadar uzanan geniş topraklar üzerinde çalışan kollar hafiflemiş, toprağın verimsizliği nisbetinde, üzerinde yaşayanlar cehle [...]
Edebiyatımızda Vatan Duygusu – IX
Çanakkale: Bu kelimenin tesirine kapılarak kahramanlık sözleri söylemek beyhudeliğini idrak edelim. Ve yine sadece o günkü edebiyatın, ona bağlanarak meydana getirdiği sahifeler arasında dolaşalım. İmza yerine üç nokta ile neşredilmiş olan bir şiirden bazı mısralar yazabiliri; mısralar ki her Türk gibi onların sahibi de ne suretle gelirlerse gelsinler Sivastopol'a hiç benzemiyen Çanakkale'ye dokunacak ellerin kırılacağını [...]
Edebiyatımızda Vatan Duygusu – VIII
Ömer Seyfettin(1884-1920) Ömer Seyfettin II. Meşrutiyet, Ömer Seyfettin'e gelişme imkânları vermesiyle de hayır işler arasında bir kıymet daha bulundurur. Tür edebiyatı vatan ve millet duygularının yüksekliğini, yüksek ruhlu, cesur, vefalı ve saygılı Türk'ün ölmez karakterini onun kalemiyle kazandı. Bugün ağız kokusu dinlemektense, bir kolu kesik dolaşmayı gözüne alan "Diyet" kahramanı koca demirci, bize muharririn kalemiyle [...]
Edebiyatımızda Vatan Duygusu – VII
1908 Meşrutiyetinin hayırlı neticelerine dair Hiç şüphe yok ki ne olduğunu henüz söylemediğimiz bu neticeler, Türk vatanının bir cihan harbine girmesine engel olmuş değildir ve yurdun eskisinden daha beter parçalanmasının önüne geçememiştir. Fakat Meşrutiyet inkılâbı da nihayet, çeşitli emperyalist dalgaları arasında bocalayan imparatorluğun sathından doğuvermiş bir tezahür değil midir? Onu da XIX. asrın ikin nısfına [...]
Edebiyatımızda Vatan Duygusu – VI
Meşrutiyet devrinin ilk anda görülen belirtilerini ve bu belirişlerin vatan bakımından edebiyatımızdaki akislerini çizmiş bulunuyoruz. Fakat her duyguda olduğu gibi vatan duygusunda da ilk anlaşılan ve hissedilen şeylerin derinliğine inildikçe daha başka renkler bulmak mümkündür. Bir hissin ilk cazip veya antipatik tezahürlerini yenerek onun iç taraflarındaki gerçeği bulabilmek belki çoğu zaman zor ve imkânsız gibidir. [...]
Edebiyatımızda Vatan Duygusu – V
Ağlamak mukadderdir; asırlardan beri değişik şekiller altında dünyaya en yüksek sesiyle haykırmış, bütün beşer tarihinde hınçtan çok sevgi toplıyacak işler yapmış bir vatanın çocukları için. İşte Allah bile yıllardan beridir ki İslâm âlemini, türkülüğü ezip inletmededir. O Allah ki adını sülâleleden sülâleye şanlı bir bayrak gibi taşıyarak dünyanın dört bir tarafına dalgalandıran bir hükümdarlar imparatorluğuna [...]
