Edebiyatımızda hayatsızlık

“Bizim muharrirlerde ve romancılarda, aşk bile avuç içi kadar bir yer işgal ediyor. Garp ediplerinin otuz beş veya kırkından sonra yazı yazmıya başlamasına mukabil, bizimkilerin bu zamanda duraklamaları hep hayat içerisinden çıkarılmış içtimaî bir temayülleri olmayışından veyahut geniş bir hayat ihtirasının dalgaları arasında çırpınmayışlarındandır.”AHMET KUTSİ Garpte edebiyatın asırlardan beri dönüp dönüp bir niyet tablasının fırıldağı [...]

Sarnıç Palas

-Ahmet be, gel de şu işi yap. Hani beni adamdan saymazlar. Yoksa ben yapar, parayı da paylaşırdık. -İyi söylüyorsun ama Muzaffer, bizim kız: “Ben evde yalnız kalamam; sen geceleri elin evinde bekçilik yapacaksın diye ben sabahlara kadar uykusuz kalamam” diyor. -Ablam da malın gözüymüş ya!-Korkuyor yalnız kalmaktan birader.-Baban ne güne duruyor?-Babam mı? Amma da yaptın [...]

Zıpzıp

- Ne oynayalım?.- Kafakarış.- Daire daha iyi.- Daire, daire...- Haydi öyle ise Hasan, çizedur daireyi.  Bir sonbahar günü yağmurun dinmesinden istifade eden mahallenin hemen bütün çocukları meydanlığa koşuşmuşlar, hepsi de ellerindeki zıpzıplarını şıkırdata şıkırdata oyuna koyulmuşlardı. Bunlardan üç kişilik bir küme de daire oynuyordu. Bu üç kişiden bir inhisar (tekel) müdürünü oğlu Yekta idi. Öteki [...]

İhtiyarlık

Şu kelime haline gelmiş vücuda, hayatın ezelî bir nasip gibi taktığı acı ve sızlatıcı fakat gerçek bir isim var: İhtiyarlık.RÜŞTÜ ŞARDAĞ Gün batarken, güneşin bağrını kaplıyan kül rengi bulutlar gibi yeşil gözlerine çöken sisli morartı, onda da artık bir akşamın doğuşunu duyuruyor bize. Yaşı kaç bilmiyorum. Hem onu anlamıya ne lüzum var?. Yılların seller ve [...]

Romantizm ve realizm meselesi

Her edebî mekteb muayyen bir ihtiyacın, cemiyetin o devirdeki akışile gerçeklenen bir zaruretin cevabı demektir. Tarihin uzun asırlar birbiri peşisıra kovalatıp çarpıştırdığı klâsiklik, romantiklik ve realistlik meseleleri de buna en güzel bir örnektir. Hakikat aranırsa bu kelimeler bile lâstikli şeyler olup muhtelif otoritelerin ağzından türlü türlü anlatılmaktadır. Fransız koleji profesörlerinden Paul Hazard klâsikler hakkında yazdığı [...]

Tevfik Fikret

Fikret... Eski devirlerden bize yadigâr kalan; en az günah sahibi, en temiz ve şiirleri en yüklü olan insan.. Tevfik Fikret(1867-1915) Mısraların üzerinde kımıldanan, titreyip hırçınlaşan, fakat aynı zamanda güzel, başkalarından daha güzel söylemekten vazgeçmiyen ince bir ruh daima endişe dolu bakışlarını içimize serpmekten çekinmez. "Bir gün yapacak fen şu siyah toprağı altın.." Bu satır biraz [...]

Sosyoloji

"Öyle 'içtima'lar vardır ki inziva nedir bilmezler, fakat sosyete içine girdikleri vakit yalnız karışdırırlar! Bunların sosyal sayılan hayatları, gerçekte bir bozguncu hayatından başka bir şey değildir." İ. H. BALTACIOĞLU İsmail Hakkı Baltacıoğlu(1886-1978) Eserin neşir hayatımızda görülmesi gerçi pek eski değildir. Ve bir büyük garp memleketinde her gün çıkan sayısız telif ve tercüme eserler dolayısiyle bir [...]

Mahmut Ekrem Recaizade

Recaizade Mahmut Ekrem (1847-1914) Maarif Vekâleti, Recaizade Mahmut Ekrem’in ölümünün 25 inci yıl dönümü dolayısiyle,   anılmasını mekteplere tamim etmekle yerinde bir kadirşinaslık göstermiştir. Şu anda, onu tarihin karanlıkları içerisinde, elinde gümüş saplı bir baston, ince ve süzgün  boyu ile “yakacık”ta veya topraklara gömdüğü sayısız evlâtlarının mezarları önünde görüyor gibiyim. Iztırap çekmekte belki çok haklı [...]

Edebî darlık

Rüştü Şardağ Bu başlık, ilk anda, insana eserlerin azlığı ve münteşir edebi nazım ve nesir örneklerinin kifayetsizliğini düşündürecek. Fakat bahis mevzuu edeceğim şey, bu örneklere rağmen, edebi eserlerinize rağmen darlıktır. Edebiyatımızdaki darlık, bugünün, en büyük münevverler ve sanatkârlar meselesi olmak gerekir zannediyorum. Bütün bir klâsik divan edebiyatının -birkaç ismin, birkaç şiiri müstesna- mevzuumuza hak verdirecek [...]