Bir aydır basınımızı izliyorum. Demirel’le ilgili olarak bazı yazar ve siyasilerimizin, Süleyman Bey’in Cumhurbaşkanlığını gagalamaya çalışmalarındaki tutum hepsinde farklı. Kimi, orta karar, “ne şiş yansın, ne kebap”çı. Marksizmden yola çıkarak sonra merhum Özal’la birlikte İslâmcılara ve Nakşiliğe özenen birkaç kalem, en az iki aydan bu yana gözlerinin çapağını Demirel’le açmış, eleştiri yerine küçültmeyi yeğleyerek küçülmüştür. [...]
Etiket: Can Taşpınar
Öfke baldan tatlı mı?
Hafta içinde, gazetelerde, bir yıl önceki haberin tıpkısı yinelendi. Bir hanım, kocasına “tatlım” dedi diye şaplağı yemiş. Öfke denilen atı, yelesinden yakalayıp gemleyemiyoruz. Zaif mi, çocuk mu, kadın mı, ilkokula giden minicik bir yavru mu, kırılası ellerle çullanıveriyoruz. “-Efendim, biraz içkiyi kaçırdım da..” Böylelerine “içkinin daha güzeli var; zıkkım; onu iç” diyesimiz geliyor. Sadist değilse, [...]
Biraz daha dikkat
Halkımızın ve tüm dünyanın gözleri önünde partiler ve basın olarak sınav veriyoruz. Uluslararası basın özgürlüğü günlerinde ve de Cumhurbaşkanlığı seçimi arifesindeki görünüm, pek iç açıcı değil. Ana muhalefet liderinin oluşturduğu ve basınımızın herhalde sözlük anlamını pek bilmeden kondurduğu “şer cephesi”, ana muhalefet anlayışına da, basın ahlakı anlayışına da pek sığar cinsten değil. DEDİKODU Bu güzelim [...]
Yeni başbakan kim?
Bir okurum, dokundurabilir mi buna? “Şardağ, Meclis’te beş yılınız tarafsız geçti. Doğruyol’da kimin başbakan olacağı konusunda görüş belirtmenizi merak ediyoruz.” diyebilir mi? Hiçbir gazeteciden, kalem sahibinden esirgenmeyen bu hak, bizden nasıl esirgenebilir? Hele siyasal bir partinin güdüsü altında olmayanlar için bu hakkın kapısı ardına kadar açık olmak gerekmez mi? DOST DOST Partilerin başkanları, ileri gelenleri, [...]
Ölüm
Arapların “ecel”, “mevt” diye adlandırdıkları, Türklerin çok eski çağlardan beri “ölüm” dedikleri en büyük giz! Olumlu bilimcilerce üzerine nice beyin ışıkları harcanmış. Bedende canı taşıyan protoplazmanın niteliğine inilerek benzeri bir canlının yaratılmasına çalışılmış. Yok oluşuna son verilmek istenmiş… Yazık, yazık ki canlı hücrenin tıpkısını yaratmak için o ilk can tohumunu öldürerek yola çıkılmış… Sonuç? Hiç! [...]
Televizyonlarda sunucu sefaleti
Bir insan sesine bakın; bir de hayvanlar dünyasını dolduran yaratıkların seslerine!.. Sonra da insan yaratıldığımız için şükredebildiğiniz kadar şükredin Allah’a. En çirkin, bed, hışırtılı ve törpülenmemişçesine pürüzlü insan sesi, taşıdığı insancıl sıcaklık nedeniyle yine de papağanın çıkardığı sesle ölçülemez. Ama gelin görün ki bizler, televizyonlardaki sunucularımızdan yine de sızlanıyoruz. Çünkü insan sesiyle yetinmiyor, konuşan insanın [...]
Rüştü Şardağ neci?
İş Bankası’na yönetim kurulu üyesi seçildiğimi, seçimden bir gün sonra gazetelerde okuyorum. Bir gazetemizin Ankara habercisinden geçilen not? “Halkçı Parti eski milletvekillerinden Rüştü Şardağ, İş Bankası Yönetim Kurulu üyeliğine seçildi.” Ben o partide, sanırım beş-altı ay kalıp bağımsızlığı seçtim. Beş yıl, ana muhalefet görevlerini, dokuz arkadaşımla birlikte, iktidara sorular yöneltip genel görüşme önergeleri vererek yerine [...]
Tuh!
Özel televizyonlarımızdan birinin genç ve sevimli yorumcusu, ortalığı yaşlıların sarmasına öfkelenmiş, “Yok Türkçemiz şöyle, yok müziğimiz böyle diyen yaşlılar, bize çatıyor” diye sitem ediyordu. Müzikteki pisliğe de bir gün değineceğiz inşallah. Şimdilik onu geçiyoruz. Ama bir soru: Türkçeye de karışmayalım mı? Onu sahiplenmek de bir yaşlılık, bunaklık belirtisi mi? “Bırakalım, özel televizyoncular, sözcüklerimizin anlamını yozlaştırsın, [...]
Sorun kolay boşanmakta mı?
TBM Meclisi’nden boşanmayı kolaylaştıran bir yasa çıkarılmak üzere. Meclis’ten ve basından ayrımlı görüşler yansıyor: “Neden kolaylaşsın?” Böylesine çabuk boşanmanın gerekçeleri pek yok. Ne ki, yasanın çıkmasını öneren ve şiddetle savunan iki hanım var. Biri kadın haklarıyla ilgili Bakanımız Türkân Hanım; ötekisi, birkaç Baba’dan sonra ilk ve asıl Baba’sına dönen arkadaşımız İzmirli Işılay Saygın Hanım. Sanırım [...]
Türk’ün yücelişi
Ters bir talih, coğrafyasal zorunluk ve Moğol zulmü savurup sürüklemeseymiş, belki de Ergenekon destanının yakıldığı günlerde, anavatanımızda kalacakmışız. Dünya uluslarının tümünü aşan bir millet kalabalığı ile Orta Asya’da çiçekler, güller açacakmışız. Antalya'da Türk Topluluğu Kendisine yapılan saldırıla, sataşmalar ortasında Demirel ve hükümeti iki büyük şansı yakalamış: Teröre boyun eğdirmek ve Bolşevik Rus istilasından silkinen, adları [...]
