Karaosmanoğlu’nun hakkı var

Geçenlerde eski dostum büyük Türk romancısı Yakup Kadri Karaosmanoğlu'nun hatıra üstüne kaleme aldığı ve "Ötede kalan şey" başlıklı nefis yazısını lezzetle okumuştum. O gün bugün bu mevzu içinde, inanın okurlarım, kırk derecelik bir ateşle kıvranmadayım. Hem bir hakikati şu fıkra köşeciğimde itiraf edeyim: Güzel olan, sanat olan, sanatta kuvvetli ne varsa hep hatıraya dayanır. Dünyanın [...]

Televizyonlarda İslâm

Televizyonlarımız, resmisiyle, özeliyle açıkoturumlar halinde, İslam dinini konuşuyor; tartışıyor. Tartışmadan olur mu? Öyle olabilseydi bu din üzerinde Türk, Arap, İranlı ve batılı bunca bilim adamı oluşur muydu? Refah Partisi’nin İstanbul’da bir sıçrama yapmasından sonra bu açıkoturumlar daha da sorumluluk kazanmış oluyor. TRT’nin, devlet televizyonlarının bu konuda bir programı var: “İnanç Dünyası.” Bir ilahiyat mezunu arkadaşımız, [...]

İslâm tasavvufu ve Avrupa

İslâm'da tasavvuf ve tasavvufçunun hali; “Temiz kalp sahibi olmak, yoksulluğu, haksız ve haram zenginliğe üst tutmak, her çeşit azgınlığı beden ve ruhlara haram kılmak” gibi nitelikleriyle tasvir edilmiştir. Geçmiş yüzyıllarda “Şeriat” diye bağırıp tasavvufa çatan bazı din adamları ne kadar Kur’ân'a bağlı iseler, tasavvufçular en az onlar kadar kutsal kitabımıza bağlıdırlar. İslâm tasavvufçuları, kendilerini yavaş [...]