Vah bizlere…

1948 yılı sonundaydı. Ankara veremle savaş derneğine üye olmamı isteyen bir arkadaşım, “Sen bir de kurban vermiş acılı bir insansın; gir bizim derneğe” dedi. Girdim ve ilk kongrede, sayın doktor Behçet Uz’un ısrarı ile idare heyetine de girip neşriyat, propaganda başkanı oldum. Peki amma ne yapılmıştı. Neyin propagandasını yapacaktım? Bu dernek iki yıldır ne yapmış? [...]

Ben seçemedim, siz seçin

Biri Fuar güzeli, biri Ege güzeli olmak üzere iki kraliçe seçeceksiniz; bilmem haberiniz var mı? Hem de zaman pek kısa. İşte efendim, beni de bu sebepten bir telaştır aldı. Acaba kime güzel desem, kimi güzel saysam diye düşündüm. Daha doğrusu, yanlış anlaşılmasın, hangi vasıfları haiz olana güzel sıfatını vereceğiz? Eski Yunan heykeltıraşlarından Fidyas’ın üç nisbet [...]

Onun kemikleri

Bu satırlar gazetede göründüğü günün sabahı, onun, bir torba içinde, yıllarca hürlüğümüz için sızlamış olan kemikleri İzmir limanına girmiş olacaktır. Her şey bizden başlar diyen zihniyet ilme uymaz bir görüş olduğu için, Türkiye'deki hürriyet fikirlerinin, mazinin muzlim tarlaları içinde ilk serpildiği günleri de bilmiş olmak yerinde olur. Bilmiş olmak lâzımdır ki bu memlekette Türkçülük nasıl [...]

Zevk bu ya…

Dün, yeni boyanmış gıcır gıcır bir otobüste, şoförün yanında giderken, cilâlı direksiyon üstünde çakı ile hafifçe çiziktirilmiş bir yazı gördüm. İsmini söylemiyeceğim; şöför, sanki kaybolacak bulunamayacakmış gibi kendi numarasını ve adını o güzelim direksiyona hâk edivermiş. Kordon boyunca giden otobüs yolculuğum sırasında kendime iş edinebilmiş, kalemime mevzu bulmuştum Biz tahripten neden çok hoşlanıyoruz? Gerçi Rousseau’nın [...]

Hâşâ

Üvey anası tarafından iki boncuk gibi minik gözlerine bıçak batırılan on bir yaşındaki yavrunun ninesiyle, memleket hastanesi doktorlarından bir arkadaş konuşmuş; ihtiyar nineden duydukları şu: “Hain analığı göz bebeklerinin sönmediğini duyunca, ne yaptık, gözünü kör etmedik ya! diyormuş”. Ana adındaki bu hain, canlıların hangi sınıfına mensuptur bilmem ki… Küçücük bir masumun gözlerine ekmek bıçağını sapla, [...]

Ya bunlar hükümdarım, ya bunlar?

Geçen gün “Fareler ve İnsanlar” ın son temsilinde elemle düşündüm. Bizde sanat, ne zaman nasibini küçük insanlarda arayacak? Öripides’in bir trajedisinde geçer sanırım: Kral, sarayının muhteşem dekorları ve maiyeti arasında nutkuna şöyle devam eder: Bu lüks, bu debdebe! Yazınız şairler, bunları yazınız! Bu sırada kâhin, köşede büzülmüş olup âdet üzere halkı temsil eden kalabalığı göstererek [...]

Yumurtanın sarısı

Dört gün oluyor ki yediğim bayat bir yumurtanın sarısıyla zehirleneyazdım. Beni bu kadar zaman okuyucularımdan ayıran firakın bir fıkra mevzuu olmasına bilmem şaştınız mı? Düşündüm, bayat olan, sahte ve kalp olan hatta bu vasıflarıyla bizi zehirleyip duran şey sadece yumurtanın sarısı mı? Hele evvelsi günkü İstanbul gazetelerinde, karışık ve kalitesi düşük yoğurt sattıkları için üç [...]

Göğe çekilen bayrak

Dün seni gök yüzüne yükselmiş gördüm Ay Yıldızlı bayrağım. Hoş zaten yüksekte olmadığın gün var mı ki? Mavi atlastan semayı şilte gibi altına sermiş, o hiç solmayacak nurla pırıl pırıl ışımadaydın. Tabiatın bu pek seyrek görülen havaî cilvesini caddede çocuğumla seyrederek giderken düşündüm ki fakir, zengin, çoluk çocuk, bayrağına delice bir tutkunlukla bağlı bulunan halkımızın [...]

Sallanma sevdiğim

Dün bizim denizde, kendine has gizli meltemlerden biri vardı. Konakta otobüs beklerken can sıkıntısıyla rıhtıma doğru yürümeye başladım. Birden gördüm ki deniz, kıyıya bağlı kayıkları bir o yana, bir bu yana sallayıp duruyor. Durdum. Ona ezelî bir âşina gibi içim sevgi dolu baktım. Kayıkları bin bir öpücüğe boğarak okşuyordu. Avare geçen beş on dakika beni [...]

Yedikleri nane

Türk musikisi meyhane musikisidir. Türk musikisi ıslâha muhtaçtır. Türk musikisinin tekniği Bizans'ındır. İşte zaman zaman musikimiz hakkında, bir lâftır etmiş olmak için söylenen sözler. Yıllarca çeşitli sütunlarda yazdık; söz düştükçe konuştuk, yine de söyleyelim: Musikimizin meyhane musikisi olduğu hakkındaki hükmün dayandığı çürük temeller şunlardır: Alaturka denilen Türk Müziği, Hacı Arif Bey'den bu tarafa, açılan şarkı [...]