Sosyal demokratların yazgısı ve Baykal

Türkiye sosyal demokratlarının yazgısını düşünüyorum. Aklı başına gelen en son Fransız komünistleri olmak üzere tüm Batı komünist partileri, Kızıl Rusya’yı görkemli görünen dönemlerinde silkeleyip attılar. Sosyalist ve türlü adlar altında renklenen ve saf tutan sosyal demokrat partiler de Marks’ı sol açıklarına, liberal devlet yapısını sağ yanlarına alarak çoktan yapılandılar. Ama bizim Sosyaldemokrat Halkçı Partimiz, dayandığı [...]

Mal beyanımdır

Bugünlerde, başta Başbakan olmak üzere, bazı bakanların mal bildirimleri birbirini izledi. Aynı insanın, en az iki evi, dört yazlığı, birkaç hissesine sahip olduğu tarlası, mücevherleri ve dah başka neleri ve neleri var. Bunların, ANAP döneminde mi, yoksa daha önce mi elde edildiğine dair küçük bir işaret yok. Neyse efendim, ben bunlara gözü takılmış olanlardan da [...]

Sayın Yılmaz, Beni Utandırabilirsiniz

Sizden önceki hükümet ve tek tek bakanların, Sayın Özal, sanki temsilcisi gibiydi, biliyorsunuz. Onlar adına da konuşuyordu. Ama siz, bir başka türlü davranış yaratacaksınız sanısı var basında. Ben buna henüz katılamıyorum. Davos’ta, Humeyni rejimini öven Özal’a, o zaman yönelttiğim her soruyu, Başbakan adına, liberal Mesut Yılmaz olarak siz, savunarak yanıtlamıştınız. Bulgar zulmünden kaçan soydaşlarımız için [...]

Ordu müdahalesi

Gülünçleşmiyor muyuz? Bu iş, çoktan bitti efendim. Geçmişte birkaç kez, sivil yönetimin her köşesine el atmış olmaktan üzüntü duyan Türk ordusu, bu defteri, bir daha açılmamak üzere çoktan kapattı. Öyle ise Bayram Gazetesi’ndeki o flaş haber neydi? Genelkurmay Başkanımız Sayın Doğan Güreş, Cumhurbaşkanı’na, bir an önce seçime gidilmesinde fayda vardır demiş. Haberi Genelkurmay Başkanımız üstüne [...]

“Kimsen, neysen, gene gel”

Şu insan güzelliği, Mevlânâ güzellik baharının güz mevsimini anlatırken usta bir ressam fırçası, sanki insanlığın tuvalinde hüzün dolu, şaheser desenlerini çizer… Bu son yazıda, Mesnevî’den böyle bir başlık altında güller derlerken söyleneceklerin hepsi bu kadarmış gibi sanıya kapılmayın. Bu sütunlarda, o yüce eser için yüz bölüm açsak da her şeyi söylemiş sayılmayız ki!.. Sizlere sunabildiğim [...]

Aklın zaferi ve sahte din adamları

MESNEVİ’DE DİNLERİN KARDEŞLİĞİ, ÖTEKİ KİTAPLI DİNLERİN ELÇİLERİ VE ONLARA İNANANLARA SEVGİ VE BAĞLILIK VARDIR. Her isteyen. Her düşündüğünü Mesnevî’de bulur. Kadını çula sokmak isteyen zavallılara karşı Mevlânâ “Kadın örtünmez, örtünen çirkin kadınlardır, neden sersemledin? Çirkin karılar gibi neden çarşafa bürünüyorsun” diye sorar.  Yüce Mevlânâ, Mesnevî boyunca sık sık, insanların akıllarını kullanmalarıyla Tanrı yazgısını yanyana getirir. [...]

Mevlânâ ve Allah

“Dağ başından hızla akan seller gibi, tenimizden aşk içinde akıp giden can aslına ulaşır.” “Afetsiz, tuzaksız hiçbir köşe yoktur. Tanrıyla yapayalnız, can cana, gönül gönüle kalacağın köşeden başka hiçbir yerde rahat ve esenlik bulamazsın. Kurtulmana çare olmayan dünya zindanının, ayakbastı parası alınmayan, hapishane dayağı atılmayan bir bucağı yoktur.” “Vücut güzelliği ile nazlanır. Çünkü ruh, kolunu, [...]

Mesnevî yazılıyor

 ARTIK ONUN TÜM BİRİKİMLERİNİ KONYA’DAN, İSLÂM DÜNYASINA VE BATI’YA VE DE EVRENE UZANDIRACAK, DÜNYAYI SARSACAK, DİNLERİ, SOYLARI VE GÖNÜLLERİ YENİDEN BİRLEŞTİRECEK EN OLGUN ESERİN DOĞMASI GEREKİYORDU Nasıl Şems bir anda kibriti çakmış, hünkarımız aşk, feryat, kendisini kaybediş, daha doğrusu Allah’ta kayboluş dünyasına dalmış idiyse, bu kez de Mevlânâ tutkunu, o vefalı Ahi çocuğu, ondaki olgunluk, [...]

Mevlânâ’da aşk sürüyor

Kudüm ve ney sesleri arasında kendilerini kaybetmiş olarak dönerler… Divân-ı Kebîr, gerçekten bir aşkname ve feryatnamedir. Yüce Mevlânâ gazellerinde takma ad olarak Şems, Şemseddin’i kullandı. Her gazelinde, o sevgilinin adını bir kez daha yinelemiş oldu. Mevlânâ, Şems’le coşmuş, Salâhaddin’le durulmuş, Hüsamettin Çelebi ile en olgun, verimli dönemine girmişti. Hünkâr, aradığı vefayı bulmuştu onlarda… Mevlânâlar diyoruz. [...]

Horasan’dan Konya’ya doğru

HARİZM HÜKÜMDARI, RAHATSIZ, HATTA SIZLANMADA, MOĞOLLAR ÇEKİRGE GİBİ ASYA’DAN BATI’YA DOĞRU YAYILMAYA BAŞLAMIŞLAR, ANADOLU’YA KAPI AÇILMIŞ GÖÇMEKTEN BAŞKA ÇARE YOK… Kona göçe ilerleyen kervan, Şam ve Halep’te bir hayli durak yapar. Şam’da Mevlânâ birçok tasavvuf ve İslam bilginiyle tanışır. Derslerine devam eder, bilgi gömüsünü iyice zenginleştirir. Tebrizli Şems içinde duyduğu cezbelerle coşkularla yepyeni bir karakter [...]