Dilimizin büyük bir devrim içinde bulunduğu bu sırada Türkçemiz ve onun dil bilgisi üzerinde yapılacak olan bütün çalışmaların, gösterilecek bütün çabaların her Türk aydını için büyük bir sevinç sebebi olacağı şüphe götürmez. İşte sayın Galip Pekel'in eserini de bu bakımdan büyük bir memnunlukla karşıladık. 105 yaprağı aşan ve bir çok eklerin yardımıyla Türkçede üreyen kelimelerin [...]
Etiket: Hakan Cevher
İkinci Plânda Gelenler
Ne çokturlar!.. Her sanat kolu için olduğu gibi edebiyat için de onların varlığını kabul etmekten neden çekinelim! İlk sanat belirtilerinden biri basamak basamak, kudretli sanata varış yolunda dizi dizi, sıra sıra, derece derece yer aldılar. Edebiyat, dünyanın her bucağında en büyük ustalar yanında, çok sayıda onları da tanıdı. Herhangi bir derece içine sığdırılamayacak olan piyasa [...]
Kardeşlerimin Destanı’ndan (Şiir)
Acı bir şey mi dersin, ağlayan yoldaş olmamız bizim?Hep acınmaz kimseler mi olsak; keşke Tanrım, keşke olsak..Güneşe yükselmedikse eğer, bu sevimsiz toprak üstüneDaha mı iyi sanki düşün, duygusuz otlar gibi olsak. Kopuk kanatlarla karlara düşen kuşlara yanmak; Ağlamak, içli bir kalp gibi güze küskün ağaca; Kuşları görür, insana kör merhamet neden?Saflarda açılan gedikler kaça mal oldu kaça? [...]
Kenan Hulûsi’nin Ölümü
"...o en güzel çiçekler, en dinç çağında toprak oldu."Rüştü ŞArdağ Kardeşim Yaşar Nabi'ye: Onun acı haberi Ankara'ya bir iki gün geç ve ben hasta arkadaşına da bir o kadar daha geç ulaştı. Hulûsi'yi kaybetmişiz demek! Ben, inanır mısın, o kadar talihsiz bir adamım ki sevdiklerim için, asıl kendi sevgilerim için bir şey diyemem, yazamam. Hele [...]
Yeni Dünya*
"Yeni Dünya" adlı hikâye kitabını, asla bir düstun eseri diye okumuş değilim. Fakat hâlâ bir hayranlık sarsıntısı içindeyim ve büyük hikâyecinin kalemini gıpta ile karşıladım. "Dağlar ve Rüzgâr" şairi erkek ve duygulu sesini "Değirmen", "Kağnı ve Ses" adlı hikâye kitaplarına kattığı günden beri küçük hikâyeciliğimizin büyük bir kazancı olmuştur. Hâlâ bu hikâyeler özel olarak "Kağnı" [...]
Boğaziçi Mehtapları Dolayısıyla
"Boğaziçi Mehtapları" avuç avuç, kucak dolusu hâtıralar, en ince duygulardan örülmüş bir ağ, nihayet bir büyük hâtıralar şairinin erişilmez nağmeleridir." RÜŞTÜ ŞARDAĞ "Fehim Bey ve Biz" müellifi ile daha önceki hâtıralar yazıcısı arasında pek az fark vardı. "Fehim Bey ve Biz" hikâye halinde kaleme alınmıştı. Fakat maksadı yine bir hâtıralar silsilesi içinden, ayrı ayrı görüşlerin yarattığı [...]
Şiirin Sesi
Türk şiiri, kaç yüz yıldır ne batak vasatlar üstünde doğup, öldü; ne talihsiz devirler içinde kımıldayıp yıkıldı! İnsan oğullarının kurak bahçesinde, derlenebilecek tek solmaz çiçek şair değil midir? Hayali amansız döğüşlerle uzak çevrelere kadar itmiş, genzi sade toprak kokularıyla dolduran dünyamızda en aşınmaz duygu elbet yine odur. Rahatsızlığımız içinde en avutucu ışık o, günahkar ruhlarımız [...]
Garip Bir Beşeriyetçi
Kapı gıcırdadı. Bütün bir gece kırık ve paslı bir ümitle, isteksiz bir temenni halinde günün doğmasını, ateşin düşmesini beklemiştim ve gözlerimi yeni açarak dört yanıma şaşkın şaşkın bakıyordum. Pijamalı, kupkuru yüzlü, ip ince, çipil gözlü bir adam, sevimsiz bir insanla göz göze geldim. Belli ki diğer koğuşlardan gelmiş bir hasta. Acaba ameliyatlı ve dalgın yatan [...]
Ey Kadir Bilmez Hastalar!
İlk gecenin gönlü çökerten sessizliği.. Fakat bu, aynı hastalığı, iyileştirme arzusuyla dördüncü hastahanede devem ettirişimdir. Yine de ilk gecenin garipsenen yabancılığını duymamak elde değil. Bir koridor boyunca uzayan gece, hasta odasına yığınla düşünceler doldurur. Şuur mekanizması en az işleyen, his dünyaları en sönük hastalar bile geceleyin biraz mütefekkir, biraz endişelidirler. Burada en önemsiz hastalık, yanımızdakilerin [...]
1943’e Girerken Edebiyatımız
Yeni bir yılın eşiğinde, geriye bir göz atabiliriz. Edebiyatımızın bir yıl önceki panoraması dalgalı, renk renktir. Hikâye büyük bir durgunluk geçirirken, romanda bir hareket sezilmekte, edebî tetkik eserleri yönünden avuçlarımız boş ve hazin kilitlenişle kapanırken tercümeler gür bir pınardan akan sular gibi gözümüzü ve içimizi doyurmadadır. Edebî hareketlerimizse bazen göğüs kabartacak, bazen utanç verecek bir [...]
