“Ve Kefâ billâh”
İslâm’da Hadisçiler
“Ve Kefâ billâh”
“Ve Kefâ billâh”
Şoven duygulara, ilkel hırslara, üç dini bilmez kulaktan dolma ağızlara bakmadan, üç kutsal kitabın emrine uyanlar, ne zaman selâmet yolunda birleşecekler? Ulu Tanrı bu günleri insanlığa gösterecek mi?
Dünkü yazımızda belirttiğimiz gibi, Allahımız, insanlara, dünyaya ilk kez gelirken, en gerçek ve büyük din olan İslâm diniyle geldiklerini buyurur. Buna göre de Musevilik ve Hristiyanlığın Hakk din olması, onların da Müslüman olması gerekmez mi? İşte yüce Tanrı’nın bir buyruğu: “Her ümmet diz üstü çökmüş olarak görülür. (mahşerde) Her ümmet kitabına çağırılır.” (Kur’an, Duhan Sûresi: [...]
“Kitap verilenlerin yemeği size helâl, sizin yemeğiniz de onlara helâldir. İnanan özgür ve namuslu kadınlar, sizden önce kitap verilenlerin hür ve namuslu kadınları zina etmeksizin, gizli dost tutmaksızın ve geleneksel harcamalarını yaptığınız takdirde size helâldir.” (Kur’ân, Maide Sûresi: Âyet 5)
Daha ilk yazılarımızda gözler önüne serdiğimiz İslâm uygarlıkları, temelden hep Tanrı’nın en büyük vergisi olan akla dayanır. 2310 yıl önce Aristo vardı ve aklı o da tahtına oturtmuştu. Fakat ona dinamizmini veren, uygulama alanındaki gücünü Kur’an'dan alanlar, ilk Müslümanlardı. Thomas Edison da bugünkü bilimsel uğraşılara, evrimlere, teknik ilerlemelere olanak hazırlayan ilk bulgucu, ilk büyük akıl. [...]
Hz. Muhammed’in, Kur’an'a ve akla uyan bir Hadis’i ne kadar açıktır ve aklın zaferini, dinin ve insanlığın zaferiyle bağdaştırır: “Bir insanın, insanlığı yoksa dini yoktur; aklını kullanmazsa insanlığı yoktur.” (Ûsul-i Kâfi, c: 2, s. 19)
Allah, sevgili Allahımız, engin bir şefkatin ve hoşgörünün sahibidir. Malından, fazla servetinden yardım etmemekte ısrar eden zenginle, inatçı ve tövbe bilmez kâfirin ve kasden adam öldürenin dışında, her iman eden kuluna bağışlama kapısını açık tutmuştur.
Batı, orta çağda cezir ve med olaylarını da bir İslâm bilgininden öğrenmiş bulunuyor.