Okurlarımla

Şemsi Belli’nin azizliği: “Şiir Defteri”nde adımızı şairler arasına sıkıştırmış. Herkes şiir gönderiyor ve benden şiir kitabı istiyor. Şair değilim. Ben en güç işin ancak özüne varmaya, değerlendirmeye, sevip anlamaya ve anlatmaya çalışıyorum. O da haftalık bir sütunda olanak bulduğum ölçüde. Sevgili Şinasi Önderoğlu, hanidir ölüm üstüne bir dizi şiir uğraşısı içinde. Bana birkaç örnek göndermiş. [...]

İslâm karmaşası

Sayın Ahmet Aslan, 36 Samuel House Clarisa St. E 8 HL Londra’dan bana bir soru sormuş: “İslâm kurallarına göre yargıç önünde bir erkeğin iki kadına denk olarak dikkate alınacağı doğru mu?” Kuran’a göre, iki kadının bir erkeğe eşit olması diye bir şey yoktur. Kutsal kitabımızda, miras bölüşülürken aile birliğinin ve reisliğinin sürdürülebilmesi için erkek çocuğa [...]

Şiire ne oldu?

Savaş çılgınlıklarının azıttığı, aynı dine inanan Müslüman kardeşlerimizin iki düşman cephede toplaşmaya başladığı günlerdeyiz. Şu sırada, “Şiir ne diyecek, şair neyi dillendirecek a efendim?” demeyin. Kendisi de ozan olan Şemsi Belli, inat mı inat, “Şiir Defteri” adlı şipşirin bir dergi çıkarıyor. İçindekilerin hepsi şiir, ya da şiir üstüne görüşler… Bu sanat sevgisine, bu “ille de [...]

İmamların sayısı mı, İslâm’ın gerçeği mi?

Geride bıraktığımız haftalar içinde devlette önemli görevler yüklenmiş olanlar arasında bir tartışma izledik. İmam hatip okulları hangi dönemlerde ve kimler zamanında çoğaldı? Özellikle sayın Evren Paşa ile sayın Ecevit arasında ağırlık kazanan bir tartışmaydı bu. Evren Paşa, kendi zamanlarında bir tek imam hatip lisesi açtırmadığını, gericiliğin Ecevit döneminde yaygınlaştığını söylerken, sayın Ecevit bunun tam tersini [...]

Şiirde Biçimcilik

Cumhuriyet'e kadar gelen Türk şiirinde -ayrıcalık taşıyanlar dışta tutulursa- bir nazım, yani dizin sorunu süregelmiştir. Klâsik divan ve halk şiirimizin biri arûz, ötekisi hece olmakla birlikte ortak yanlarından biri, değişmez "Manzûmecilik"leridir. Efâil ve Tefâîl kalıplarının beş yüzyıl süren tekdüzeliği, İslâmlıktan önceki ve İslâmlığın benimsenmesinden sonraki klâsik halk şiirimizde de tıpkısına yinelendi. Çoğu 4+4+3 ve 6+5 [...]

Edebiyatımızda Vatan Duygusu – X

Mütarekenin içinden Bir imparatorluk hatırlayabiliriz; asırlardan beri sosyal ve ekonomik temelleriyle öğünen, bu övüncün meyvalarını, Budin kapılarında, Afrika çöllerinde, büyük Asya hudutlarında toplayan, sade zafer kaydeden bir imparatorluk.  Fakat yine bir imparatorluk görüyoruz ki medreselerinde ders veren ve okuyanları kalmamış, hudutlardan içerilere kadar uzanan geniş topraklar üzerinde çalışan kollar hafiflemiş, toprağın verimsizliği nisbetinde, üzerinde yaşayanlar cehle [...]

Edebiyatımızda Vatan Duygusu – IX

Çanakkale: Bu kelimenin tesirine kapılarak kahramanlık sözleri söylemek beyhudeliğini idrak edelim. Ve yine sadece o günkü edebiyatın, ona bağlanarak meydana getirdiği sahifeler arasında dolaşalım. İmza yerine üç nokta ile neşredilmiş olan bir şiirden bazı mısralar yazabiliri; mısralar ki her Türk gibi onların sahibi de ne suretle gelirlerse gelsinler Sivastopol'a hiç benzemiyen Çanakkale'ye dokunacak ellerin kırılacağını [...]

Edebiyatımızda Vatan Duygusu – VIII

Ömer Seyfettin(1884-1920) Ömer Seyfettin II. Meşrutiyet, Ömer Seyfettin'e gelişme imkânları vermesiyle de hayır işler arasında bir kıymet daha bulundurur. Tür edebiyatı vatan ve millet duygularının yüksekliğini, yüksek ruhlu, cesur, vefalı ve saygılı Türk'ün ölmez karakterini onun kalemiyle kazandı. Bugün ağız kokusu dinlemektense, bir kolu kesik dolaşmayı gözüne alan "Diyet" kahramanı koca demirci, bize muharririn kalemiyle [...]

Edebiyatımızda Vatan Duygusu – V

Ağlamak mukadderdir; asırlardan beri değişik şekiller altında dünyaya en yüksek sesiyle haykırmış, bütün beşer tarihinde hınçtan çok sevgi toplıyacak işler yapmış bir vatanın çocukları için. İşte Allah bile yıllardan beridir ki İslâm âlemini, türkülüğü ezip inletmededir. O Allah ki adını sülâleleden sülâleye şanlı bir bayrak gibi taşıyarak dünyanın dört bir tarafına dalgalandıran bir hükümdarlar imparatorluğuna [...]

Âkif diyoruz ama…

Ne Hûn destanı, ne Almanların Nubelungen efsâneleri, ne Fadovsî’nin Şahnâme’si, ne de Hugo’nun büyük Fransız yenilgisine ağlayan Vaterloo şiiri. Hiçbiri, onun “İstiklâl Marşı” ve “Çanakkale Şehitlerine” seslenen destanı gibi gökyüzüne doğamadı.R. Şardağ ÂKİF DİYORUZ AMA… Rahmetli Âgâh Sırrı Bey, Türk Ansiklopedisi’ne, Mehmet Âkif Ersoy maddesini yazmamı isterken telaşlı, biraz ürkek, “Aman Şardağ, bunu senden istiyorum.” [...]