Onlar bir yanda, madde öbür yanda

Dünkü klâsik şiirin yanlış anlaşılmış veya belki de kasti olarak yanlış aksettirilmiş bir tarafı daha var: “A canım, hepsi iyi, iyi ama şu maddeye, hayata, dünyaya, refaha, yükselmeye değer vermeyen, “bir lokma, bir hırka” cı zihniyeti, bu kalender ve harabiliği pek kötü! Halbuki ters anlaşılan bu hususilik, klâsik şiirin en orijinal ve en vakur cephesidir. [...]

Aşk ama, böylesi!

Eski şiirimizin bir aşk anlayışı var ki böylesi bir aşk, ne bizde, ne de dünya edebiyatında görülmüştür. İran edebiyatının Epikürist bir görüşle beslenen garam şiirleri bile ona benzemez. Bakarsınız, bazen cahiliyye devrinin Arap şiirleri gibi içli seslenişler divan gazellerimizi süsler. Bakarsınız; Racine'deki his ve akıl çarpışmasının olgun meyveleri halinde yükselen uslüp ve espri inceliklerini andırır. [...]

Divan Şiirine Dönün

“Anlamadık ki onu? Arapça, Farsça sözcükler yığını”. Doğru. Bunlardan arınmış, günümüz Türkçesine yakın olanlar var; onları öğretelim efendim. “Bir takım yapmacık sanat oyunları, tarih düşürmek için zorlanmalar, uyak yakıştırmak için (pantolon)u, (pantolin) durumuna düşürmeler… Tasvirlerde doğaya gözü kapalı bakmalar… (Mu’cem)li, yani noktasız harflerle tarih düşürmeler…” Pekiy efendim, pekiy! Bunlar hep doğru da altıyüzyıllık bir edebiyatta [...]