Onu bundan on sene evvel seyrettiğim zaman alkışlamış, içinde çalıştığı grubu terkedip müstakil bir sanat kompozisyonuna can verdiği gün ise takdir kaynağından gelme şaşkınlıkla duralamıştım. Duralamıştım; çünkü o, kendi kurduğu grup içinde bütünün ahengine ulaştığı gibi, Muammer Karaca’yı, değil o günkü sahneye, girdiği şehre hâkim kılıyordu. Bir grup içinde, her sanatkârın bir kuvvetli tarafı olmasına [...]
