Bir okurum, bu dizeyle başlayan defter dolusu "şiir" yollamış; "Sayın Şardağ, beğenirseniz, adımı yazabilirsiniz" diyor ve ekliyor: "Ben halk ozanlarının yolundayım." İzmir adresime postalanan kitaba dönüştürülmüş, ya da kağıtlara dökülmüş şiirler pek yüklü. Okuyucularımın, İstanbul-Milliyet merkezinden paketlenip yollanan mektupları da kümü kümü. Yanıtlayamıyorum. Gücüm haftada bir günden fazlasına yetecek durumda değil. Buna karşın şiir, resim, [...]
Etiket: Orhan Veli
Hasan Pulur anımsatınca
Ben sevgili Pulur'un, günlük olayları süzüp süzüp içinden, unutulmaz çeşnide dersler çıkarışını çok eski yıllardan tanırım ve severim. Naçiz şahsım ve eserlerim hakkında yazdığı birkaç güzel yazı, gönlümün en saygınlıklı köşesindedir. Geçen pazarki yazısında, Sayın Hıfzı Topuz'un Paris anılarını içerik kitabına aldığı anıları bize iletirken Nazım Hikmet hakkındaki bölüm, bende de bazı anıları uyandırdı. Pulur, [...]
Şiirin de sırası mı?
Yüzlerce okurumun birikmiş mektuplarını yanıtlamak sağlığım ve gücüm bakımından da olanaksız. Ama bazıları çok ilginç. Sözgelimi bir okurum, bir yıl önceki yazıma dokundurarak soruyordu: "Şardağ, diyorsunuz ki (Atatürk'ün devrimleri Kur'an'a aykırı değildir.) Peki öyleyse onlar devrim değildir" bu mektup da inşallah bir gün yanıtını alır. Ama bir iki kez şiirden söz ettiğim sıralarda yine bir [...]
Dergilerde şiir
GENÇLİK ve olgunluk çağımın Nouvelle Litteraire’inde, Julien Benda, sevdiklerim arasındaydı. Bir baş yazısında şiir için ne diyordu; “Renk renk, anlamca derin ya da boş, bunca sözcükler.. Sanki kucak kucak yaz çiçekleri.. Bunları kullanarak değişik yüzyılların insanlarında tıpkısı ateşleri yakacaksınız.” Henüz yirmi üçümde, kendimi tanıtmadan, yaşıtım ozanları tanıtıyorum, Ulus’un edebiyat sayfasında: Cahit Sıtkı’lar, Dıranas’lar, Orhan Veli’ler, [...]
Yavuz bir ozan
Hilmi Yavuz’un son çıkan "Ayna Şiirleri" elimde.. Sevginin son merdivenine çıkmışım; oradan alkışlıyorum. Eski şiir dünyasının bütün özsuyu onda. Onda ama yakalayamaz, bulamazsınız ki! Uzak dağların arkasından size ünler gibidir, dizeleri. Şiirlerine yanıt verme olanağı bulamadığım bir okurum, bana kızmış; mektubunda, “Siz divancısınız” diyordu. Yıl 1944. Ulus gazetesinin edebiyat ekinde rahmetli Orhan Veli, Cahit Sıtkı [...]
Kenter’lere doyulmaz
Yıllar sonra, yine onların Yıldızlarıyla Ankara, Şinasi tiyatrosundayım. Sovyet rejiminin göbeğinden çatlamak üzere olduğu dönemin, Komünist rejimce yasaklı oyun yazarı Ludmila Razuloskaya’nın “Sevgili Yelena Sergeyavna” adlı eseri sahnede. Ben Kenter’leri çok beğenirim. Ben beğenmesem ne çıkar ki?.. Devlet ve ulus beğenmiş. Bir yüksek öğretimin, tiyatro dalına başkan yapmış, Yıldız’ı. Ama Kenter’ler, nasıl böyle, sanatın fırınında [...]
Bir büyük ozanın en yeni kitabı
Dostum ve öz kardeşimden farkı bulunmayan Cahit Külebi’nin, Güz Türküleri’ni, anlatılması güç bir kıvançla okuyorum. 1945’li yıllarda Ulus ve Cumhuriyet gazetelerinde kendim, henüz kendimi tanıtmamışken, Ataç merhumdan da önce, çağdaş ozanlarımızı inceleyen, değerlendiren yazılar yazardım. Cahit Sıtkı Tarancı, Külebi, Dıranas, Fazıl Hüsnü Dağlarca, Orhan Veli, Melih Cevdet için “Bunlar büyük ozanlardır” görüşünü birkaç kez perçinlemiştim. [...]
“Umuda Yolculuk” umut olabilecek mi?
Yıllardır çağı atlayan Türkiye’den Batı’ya ekmek umudu için göç edenler var. Sınırdan seni geçirecek adamı bulabilmek için aracıya para vereceksin, umut!.. Sınır aşırtıcısını buldun, ona da varını-yoğunu vereceksin; yine umut!.. Adam, yedi çocuğunu köyünde bırakıp, karısı Zeynep’le yollara düşmüş… Oscar alan filmin kahramanı işte bu adam; Mehmet Enhas. Nereden geliyor bu başarı? Konusundan mı? Hayır! [...]
TRT – Yavaşça – Önaldı
Türk musikisi denince, kuşku yok akla daha nice adlar gelir. Kendilerini beğeniyle izlediklerimiz, belleğimize nakış nakış çizilmiş, içimizi sarmış isimler birbirlerini izler. Birkaç haftadır TRT, bir program yayınlamaya başladı. Kendi alanının rakipsiz sanatçısı Dr. Alaeddin Yavaşça’yı mikrofona çıkarmayı akıl edince bu haftaki söyleşimize bir esin kaynağı bulduk. ÖNCE TRT Biz TRT ile hiçbir gün, siyasal [...]
Bak-Bakma
Günün hangi saatinde olursan ol, hangi durumda bulunursan bulun, zamanı değerlendirmeye bak. Zaman yürümüyor diye durup durup saatine bakma. Ulu Allah, “Ya Muhammed! Kullarıma söyle, dünyayı nasıl yarattığımı öğrenmeye çalışsınlar” buyurur. Gün boyu ve geceleyin, zerrelerden oluşan maddenin dünyasına eğil, yaradılışın gizemlerine bak, uçuşup duran renklerin dış görüntüsüne üstünkörü bakma. Ceplerini, hangi tilkilikle, hangi gasbedilmiş [...]
