Hasan Pulur anımsatınca

Ben sevgili Pulur'un, günlük olayları süzüp süzüp içinden, unutulmaz çeşnide dersler çıkarışını çok eski yıllardan tanırım ve severim. Naçiz şahsım ve eserlerim hakkında yazdığı birkaç güzel yazı, gönlümün en saygınlıklı köşesindedir. Geçen pazarki yazısında, Sayın Hıfzı Topuz'un Paris anılarını içerik kitabına aldığı anıları bize iletirken Nazım Hikmet hakkındaki bölüm, bende de bazı anıları uyandırdı. Pulur, [...]

Dünya Tiyatrosunda Yerimiz

Batıda da 15. yüzyılın tiyatrolarını ilkel, biraz palyaçoluk havası içinde buluruz. “Eski Yunan’daki gelişmiş, kişileri çoğalmış, perdesi, dekoru olmasa bile, sanatçı ve konu kompozisyonu tamamlanmış tiyatrolardan sonra bu iniş niye?” demeyin. Uygarlıklar tarihi, dünya grafiğinde zikzaklarla dolu. Yükselişler ve düşüşler.. Türk tarihinde tiyatroyu araştırmaya kalkanlar, Orta Asya’daki anavatanımıza kadar yol almalı. Bugün oralarda yurdumuza göç [...]

Yeni Dünya*

"Yeni Dünya" adlı hikâye kitabını, asla bir düstun eseri diye okumuş değilim. Fakat hâlâ bir hayranlık sarsıntısı içindeyim ve büyük hikâyecinin kalemini gıpta ile karşıladım.  "Dağlar ve Rüzgâr" şairi erkek ve duygulu sesini "Değirmen", "Kağnı ve Ses" adlı hikâye kitaplarına kattığı günden beri küçük hikâyeciliğimizin büyük bir kazancı olmuştur. Hâlâ bu hikâyeler özel olarak "Kağnı" [...]

“Vefa”sız Edebiyat

Ticaret edebiyatına yüz çevirerek sanat eserlerine, yeni nesle dönelim. RÜŞTÜ ŞARDAĞ Bu çiçekleri soluk bahçenin ortasında, bu manaları anlaşılmamış, yabancı, çözülmez işaretler ülkesinde, bu yaslı dünyada tek tutamak noksan sanat mıdır? Öyleyse onun bir kolu olan edebiyatın en avutucu pınarı dostluk ve vefa hikâyeleridir. İnsan duygusu üzerinde en büyük baz dalgaları bırakan vefalılık sanat ve [...]