Eskilerde, bilmem ilk kez kim, bir yargı savurmuş: "Divanların sonunda azât mısralar, beyitler gelir ve bunlar hikmet (özdeyiş)lerle doludur" diye. artık her gelen yeni kuşağın edebiyatçısı, günümüze kadar, bu görüşe yapışıp tekrarlamış. Halbuki nice ölümsüz "hikmet"ler, hep gazel, mesnevî, şarkı, kasîde veya öteki divan şekilleri içinde geçer. Aslında, Namık Kemal'in "parça bohçası" diye, biraz da [...]
