Alaturka mı, alafranga mı?

Ses“, daha çok musiki üstünde duracağı için şu alaturka, alafranga meselesinin bir ucundan olsun tutmayı, bir gerçeği gözlere sermeyi münasip gördük. Zira günün birinde bize bir soran olabilirdi: Musikide alaturkacı mı alafrangacı mısınız? Şimdiden söyleyim, bu suale vereceğimiz cevap, arabın “eş mana”sıdır. Yani biz diyoruz ki alaturka, alafranga diye bir şey yoktur. Fakat halkın diline iyice yerleşmiş olduklarını, bir ıstılah manası taşıdıklarını da inkâr etmek mümkün değil. Alaturka vardır, amma bu, musikide olduğu kadar, askerlikte, terbiyede, tahsilde, bütün san’at kollarında, ahlâkta ve hareketlerimizde de mevcuttur ve şu vasıfları nefsinde taşır: Lâubalilik, tembellik, gevşeklik, döneklik, kararsızlık, kolaycılık, basitlik. İşte musikimizin bir kısmında bu karakter ve vasıflar var olduğu için buna alaturka diyoruz. Türk musikisinde Hacı Arif Bey‘den bu tarafa, -istisnalar hariç- okuyan, çalan ve besteliyenler marifetiyle içine düştüğü tembel harcı, mariz, geçici, zora gelmiyen, kararsız bir piyasa lu’biyatına (eğlence) yol açtığı söz götürmez. Ama alafranganın da karakteristik hususiyetleri yok mudur? Hafif, zirzop, çılgın, saygısız, yapmacık. Şimdi, gelin bu özellikleri musikiye tatbik edelim: O sambalı, zımbalı ve rumbalı kepazelikleri, o kabare gürültüleri o cenubi Afrika’nın vahşi ormanlarını andıran boğuk, kısık, yırtık sesler de alafranga musikisi sayılmaktadır. 

Alafranga ve alaturkacıların beyhude dalaşmasını anlamıyoruz. Meselâ büyük kalabalık gündüzlerin bol güneşi ile yıkanmış ve gecelerin sessiz kâinatına dalmış olan batının o senfonik eserlerini dinlemez de alafranga lafı altında düşük seviyeli veya hiç olmazsa pek hafif olan musikiyi dinler. Şu halde batı müziği müdafilerinin hücumu, ayrı bir dünyayı terennüm eden ve kalitelisine dahi toptan alaturka dediği Türk musikisine değil batı klâsikleri çalınırken kılını dahi oynatmıyan insanların hoşlandığı kaliteli batı müziğine dönmelidir. Türk musikisi taratarları da hücumlarını, başımızı döndürecek olan o ihtişamlı batı müziği harikalarına karşı değil, alaturka adiyle kendi musikisini çekirge afeti gibi istilâ eden kalitesiz Türk musikisine çevirmelidirler. Pitigrilli değil, Balzac değil, Yakup Kadri Karaosmanoğlu; bir sürü hasta adam değil, Münir Nureddin, Alâeddin Yavaşça, Safiye Ayla, Mefharet Yıldırım, Nevin Demirdöven; uçkur havası değil, eski enstrümantal eserlerimiz, nihayet kalitesiz değil, kaliteli, haysiyetsiz değil, haysiyetli musiki! 


Şardağ, R. (25 Ağustos 1952). Alaturka mı, alafranga mı?. Ses, 1: 7.


Ses” dergilerine ulaşmamızı sağlayan, İzmir Devlet Türk Dünyası Dans ve Müzik Topluluğu sanatçısı Sayın Ümit Yazıcı‘ya sonsuz teşekkürler.

Yorum bırakın