
On iki bin senelik mazisi olan milletimizle yaşıt giden halk türküleri hâlâ ayaktadır. Bir millet düşünün ki bir zamanlar bütün evlâtları bu türkülerle ve bu türkülere refakat eden sazlarla coşar, onlarla ağlar, onlarla gülerdi. Bir zaman geldi, okumuşlar o saf ve bakir nağmelere kulaklarını tıkadılar. Neden? Bunun sebepleri üzerinde durup ilmî ve sosyal etütlere girişmeye ne sütunumuz müsaittir, ne de lüzum vardır. Gerçi bu seçkinler musikisi, hususiyle klâsik devirlerde, en leziz mahsullerini idrak etti, dev eserlerini halk etti. Ama halktan, köy çocuklarından uzak olması, onun büyük noksanı idi.
Atatürk inkılâbı ile birlikte köylü ve halk aramıza karışmış, 14 Mayıs (1950) sabahından itibaren de tam söz sahibi olmuştur. Radyolarımızda halk türküleri gürül gürül akmaktadır. Her yerde ilâ maşallah, “halk türkülerimiz..” diye başlayan bir lâf ebeliğidir gidiyor. Yani “Halk edebiyatı” sözü, en azından “Halk” kadar aşındırılıyor. Heyetler her yıl yola çıkıp bir çok yeni eserleri plağa alıyorlar. Muzaffer Sarısözen ve Sadi Yaver Ataman gibi iki mücevher, yurdun kokusunu, duyma hassası azalan burunlarımızdan içeri sindirmeğe çalışıyorlar. Ama bütün bunlar kâfi mi? Hani devletin nizamlayıcı eli? Bu türküler düşünülsün ki kaç asırlık yoldan geliyorlar! Yorgundurlar, eskidirler, geçmiş feodal nizamın, derebeyliğin malıdırlar. Bir çoğu mahpushane türküsü, çete türküsü, ölümü özlercesine yanıp yakınan gurbet türküsüdür. Bunları ayıklamak, eskimiş iskeletlerinden kurtararak, kahramanca, vatan perverce lirik, pastoral ve beşerî olarak yakılmış olanları batı tekniğinin teknesine yatırmak, soğuk neva armonizasyonlar yerine millî senfonilere ulaşmak lâzımdır. Hani devlet konservatuvarında halkiyat enstitüsü? Hani İstanbul konservatuvarında halk müziği ve folklor kürsüsü? Hani bu yolun yolcularını görenek müziğinden ilmî ve polifonik müziğe ulaştırma gayretleri? Hey gidi hey! Lâfla değil halk musikisi, peynir gemisi bile yürüyememiştir!
Şardağ, R. (6 Ekim 1952). Hey gidi hey!. Ses, 3: 3.
“Ses” dergilerine ulaşmamızı sağlayan, İzmir Devlet Türk Dünyası Dans ve Müzik Topluluğu sanatçısı Sayın Ümit Yazıcı‘ya sonsuz teşekkürler.

