Emiroğlu’nun eksiği…

Yakından tanıdım, Milli eğitim Gençlik ve Spor Bakanı Metin Emiroğlu’yu. Bir iki kez de konuştuk. Sayın Dinçerler’in gereksiz yere verdiği gerici imajını silme çabası içinde. Atatürk kuşağından gelme ve O’nun ilkelerine sımsıcak bağlılık içinde bir Bakan… İzlenimim buydu. Zaman zaman duyulan bakanlık çalışmaları arasında basına yansıyan güzel haberler de var: “Dünyanın en gerisinde ve çağ dışı kalmış bir Milli Eğitim’de, yeteneklere dayalı bir çalışma başlatılıyor; ders programları azaltılıyor.”

“Ankara başta gelmek üzere, büyük kentlerimizden başlayarak müfettişlerimiz Atatürk Cumhuriyeti’ne ters düşmüş okulları, öğretmenleri taramakta.

Bunlar ne güzel haberler…

Ne var ki öğrencilerin kafasını patlatan, kolunu kıran bazı öğretmenlere, İmam Hatip okullarından basına yayılan çirkin olaylara karşı da sayın Bakan, yavaş!

Kendisine, yüce makamda bulunan saygıdeğer kişinin, güveni olduğunu da söylemiştim sanırım, bakanlığının ilk günlerinde.

Metin Emiroğlu

Evet, ama işte lise son sınıflara, eski yazının seçmeli ders olarak konacağı haberiyle yeniden ürktüm.

Hele hele bu girişimden, Emiroğlu kardeşimin Hürriyet’te çıkan habere kadar, haberi olmamış olduğunu öğrenince de dudaklarımı ısırdım.

Biliyorum efendim, Sayın ANAP Genel Başkanı’nın, “dört eğilimi birleştirdim” bahanesiyle, sağın en gerilerinde küflenmiş görüşleri önce söz, sonra da eylem sahibi kılmak isteyen çabaları, bakanın başına dert! Emiroğlu’nun bu nedenle, bakanlığa kendisinden önce tıkıştırılmış olan gericileri temizleyecek gücü de öyle görülüyor ki zaif. İş o kadar kolay olsaydı bir Taşçıoğlu, bir Zeki Yavuztürk, Tınaz Titiz ve bir Safa Giray nasıl olur da Diyanet İşleri’ne devlet örgütünde fetva yetkisini isteyen Keçeciler’le yan yana koklaşırlardı değil mi? Anlaşılan, onlar da sevgili Emiroğlu gibi, sayın Özal’ın dört eğilimi, 404’le yapıştırma masalına inanmış olmalılar.

Eski Türkçe! Önce bunun, İslâm’la ilgisi ne? Yobaz kafalara, Allah’ın milliyeti olmadığı, Arapça za’afını Müslümanlık sananların her şeyden önce İslâm’dan çıkmış olacakları anlatılmalıdır. Yüceler yücesi ulu Allah’ımızın, Hz. İsa’ya Latince, Hz. Musa’ya da İbranice seslendiğini nasıl unuturuz?

Beş yıllık ilkokul sonunda eski harflere doğru dürüst bir cümle yazamayanlara karşı, Atatürk’ün dehâsına bakın ki siz, bir hafta okuma kursu gören câhil bir çoban, alfabeyi sökmeye çalışıyor. Ata’nın, câhilliği kısa yoldan kaldıran alfabesi, İslâm’ın, okuma ve bilim edinme buyruğunun ta kendisi! “Kitaplıklarımıza dağlar gibi yığılmış ve eski harflerle yazılmış o kültür gömüsünü ne yapalım?”

İçinde nâçiz şahsımızın da bulunduğu en az elliye yakın uzman henüz hayatta. Onları seferber etmek de devletin gücünde. Nasıl olsa Kültür Bakanlarımızın kokteyllerde boy göstermekten, seks artistlerine plaket dağıtmaktan vakitleri olmuyor buna ve kültür hizmetlerine. Sayın Emiroğlu bu konuda kolları sıvayabilir. Ve Türk basını aracılığı ile halk oyuna seslenebilir:

“Geri kafalıları, Atatürk düşmanlığını bayrak yapanları temizleyeceğim. Habersiz, ya da gaflet anımda sızmış olanları da silkeleyip atacağım. Ben Atatürk çocuğuyum. Gerçek Müslüman olduğum iççin, câmilerimizi kilise yaptırmayan Atatürk’ün ilkelerine toz kondurmam. Ama bugünden başlayarak geçmiş yılların bilim, kültür mirasını da uzmanlar eliyle ve yeni Türk alfabesiyle, genç kuşaklara aktarma çalışmalarını başlatacağım.”

Diyebilir mi bunu?

“Dört eğilim” yutturmacası arasında tek eğilimi; Humeyni’ye ve râbıta’ya dönük eğilimi hâkim kılmaya çalışan genel başkanlarının hışmına uğramayacak mı?

Bu dünyada Özal hışmından daha etkili, daha yücelerde, başka ilkeler de var. Her şeye rağmen Atatürkçü kalmak…

Ve benim, hâlâ güvenimi yitirmediğim Metin Emiroğlu kalabilmek…

Ah, bunun, benzeri zor bulunur zevkine bir ulaşabilsek!.


Şardağ, R. (1987, Haziran 15). Emiroğlu’nun eksiği. Güneş, s. 4.


Güneş Gazetesi’nde yayınlanan Rüştü Şardağ makalelerinin yazımını gerçekleştiren Demet Cevher‘e ve yazının bulunması knusunda desteklerini esirgemeyen Can Taşpınar‘e sonsuz teşekkürler…

Yorum bırakın