Atatürkçülerin silahları çürük

Gerçi Hz. İsâ, “Bir yanağınıza tokat atana, öteki yanağınızı çevirin” demiş. Bunu herkes yapabilir mi? Tanrı vekilleri, ermişleri arasına herkes giremez.ki!

Son ve en erişkin Kitap olan Kur’ân’ımız, zulûm görenlere direnme hakkı bile tanır.

Karşınızdaki doktorun bilgisini, edebiyat bilgisiyle yanıtlayamazsınız. Terzi mesleğinden gelmiş adamda zevk bozukluğu, güzel kokuşmuşluğu mu görüyorsunuz? Marangozluk tekniğiyle susturamazsınız onu.

Türkiye’deki Atatürk hayranları Atatürk düşmanlarının elindeki silaha neden göz atmıyor?

Evet karşınızda çöreklenmiş son iki yıl içinde yuvalandıkları yerlerden fırlamaya çalışan zavallı, koşullandırılmış gericiler, artık camilerde, sokaklarda açık açık Cumhuriyet, rejim ve Atatürk’e söverlerken, silahları ne? İslâm dini değil mi? Ya gerçek Atatürkçülerin silahı ne? Atatürkçülük, laiklik, Cumhuriyet.

O zaman ne oluyor? Kılıca karşı sopa ile dövüşe hazırlanıyorsunuz? Sonuç nedir? Foss! Fos, çünkü ulusumuzun Allah’a bağlı yüzde doksanı aşkın nüfusu karşısında da yalancı, cahil din adamlarını değil, bu Müslüman nüfusu da “Atatürk devrimleri, laiklik” diye kemküm ederek incitiyor, kuşkuya düşürüyorsunuz? Pis politikacılar da sizi bu çizgiye çekip durmada.

Ne yani?

Ne yani? Atatürk, İslâm’a karşı mı? Devrimler İslâm’a mı karşı?

Değil elbet. Ama nasıl kanıtlanır bu? Kur’an’la, Allah’la, İslâm’la.

Bugün ülkemizde gerçi uyanık bir halkımız var. Gönüllerinde Atatürk ve Cumhuriyet sevgileri pas tutmuş gericilere, geçmişin açık seçimlerinde güç vermiyordu. Ama bugün durum farklı.

Yurt kuşatılıyor

Yurdumuza hem dışarıdan, hem içeriden İslâmiyet silahını kötüye kullanarak sızmışların sayısı oldukça kabarık. İlk kez bir hükümet içinde koruyucuları, kışkırtıcıları, besleyicileri ve yüreklendiricileri var. Bunlardan ayrı olarak dışarıdan Rabıta’nın ve Humeyni’nin eylemcileri, paraları, himayeleri ve kışkırtmaları da baskılarını açıkça arttırmada. Yurdumuz, dilleri “Allah” diyen, kalpleri Allah’la ters düşmüş bu insanlarla kavgasını Atatürkçülük üzerinde değil, Kur’an ve gerçek İslâm yüzeyinde uzandıracak bir yönteme başvurma zorunda. En önemli iki bakanlığımızdan Milli Eğitim Bakanlığı, yazık ki Emiroğlu’yu bile sürükleyecek baskılar altında.

Sayın başbakanımızı gericiliğini, muhafazakâr çizgisi dışına taşırmış, bir kimse olarak hâlâ görmek istemiyoruz. Ancak devlet yönetimi bile küçük oy hesaplarına dayandıran Özal’ın geride toplananları ve bazı bakanlarını incitmeme eğiliminde direndiği de ortada. “Cumhuriyet mi Cumhuriyet altınının durumu mu?” Bu karşılaştırmayı, birincinin ağırlığı üstüne oturtabilecek mi?
Hâlâ umudumuzu kaybetmemeye çalışıyoruz.
Allah buyuruyor ki, Humeyni diyor ki…”
“Allah buyuruyor ki, kara ses Cemâlettin Hoca diyor ki!…”
“Allah buyuruyor ki, camilerimizden hâlâ ayıklanamamış geri kafalılar diyor ki!…”
“Allah buyuruyor ki… Diyanet İşleri’nin hâlâ uykuda olan sorumluları bir şey demiyor ki!”

Yöntemimiz bu olmalı

Atatürk düşmanlığını, Allah ve Kur’an üzerine dayandıran içteki-dıştaki kokuşmuşlara, yıllar yılı, “Atatürk devrimciliği, laiklik…” gibi lâf-ı güzafla karşı çıkıyoruz.

“Hayatta en gerçek uyarıcı, ilimdir” mi dedi Atatürk? (Allah, bütün peygamberlere ilim ve bilgelik verdi) buyuran da Allahımızdır diyeceğiz.

Ne dedi sevgili, Muhammedimiz “Ehl’il ilmü ehl’ullah”

(İlim adamları, Allah yakınlarıdır)

 Bre mel’un Humeyni! “Milliyet İslâm’a aykırıdır” mı diyorsun?

Ne diyor, Kur’an’da Allahımız:

Her biriniz için bir yol ve yöntem çizdik. Eğer Allah isteseydi, sizi tek bir ulus yapardı.” (Mâide Sûresi, Âyet 48)

“Eski harfleri kaldıran Atatürk küfre sapmıştır.”

Bre yobaz! Allah’ın milliyeti var mı? Atatürk beş yılda öğrenilemeyen bir alfabe yerine bir haftada sökülen bir alfabe getirdi. “Oku” buyuran, kendimizi yenilememizi isteyen dinimize neresi ters bunun? 

Atatürk vicdan özgürlüğü getirdi. Bu mu İslâm’a aykırı olan? Ve buyuruyor ulu Allah:

Ey Muhammed, din yoluna bilgelik, güzel öğütle çağır. Onlarla güzel güzel tartış.” (Nahl Sûresi. Âyet 125)

Ulu Allah, peygamberlerine bile zorlamayı yasaklıyor. Sizin Ramazan’da oruç yedi diye öldürülen öğrencileri tahrik edişiniz, devleti çökertmek için gizli ve sinsi çalışmanız ayıp değil mi? Allah’ı dinleyin ve utanın.

Ey Muhammed! Seni yalanlarsa (benim yaptığım bana, sizin yaptığınız sizedir. Siz benim eylemlerimden sorumlu değilsiniz. Ben de sizin) de.” (Yûnus Sûresi, Âyet 41-43)

Ey kara sesler!

Ey Allah adına ortaya çıkıp laiklik yüzünden Atatürk’e ve Atatürkçülere saldıranlar! Allah’ın hoşgörüsünü dinleyin:

Ey Muhammed! Sen onların üzerinde zorba değilsin. Vadedilen günden korkanlara Kur’an’la öğüt ver.”

Ve nihayet Atatürkçüler…

Ve nihayet Atatürkçüler, kara seslere karşı kendilerini Kur’an’la, Allah’la güçlendirerek ortaya çıkabilmeli. Kara sesler, dayandıkları, söyledikleri Kur’an’dan uzak düşmüş zavallılardır. Hani Atatürkçülerde Tanrı bilgisi? Babalarının, en yakınlarının cenaze namazlarına bile katılmayı bilmeyen miskal kamışı gibi dizilip namazın bitmesini bekleyen zavallılara da Atatürk seslenmez mi?

Ey gençlik! Ben devleti, Cumhuriyeti hukuk düzenine göre kurdum. Ama benim kafirden kurtardığım İslâm’dır. Camilerimizi kilise yaptırmamak, yüzyılların özgür bayrağını elinize vermek için boğuştum.”

Evet, o zaman ne diyebileceksiniz?

Cumhuriyet ve Atatürk düşmanlarının başına, Atatürk kadar taş düşsün.

Tamam tamam da dine, İslâm’a sırtını dönmüşlerin, başına tavus tüyü mü yağsın a efendim?…

Güzel bir hafta sonu dileğiyle, saygılarımla…


Şardağ, R. (1987, Haziran 21). Atatürkçülerin silahları çürük. Güneş, s. 4.


Güneş Gazetesi’nde yayınlanan Rüştü Şardağ makalelerinin yazımını gerçekleştiren Demet Cevher‘e ve yazının bulunması knusunda desteklerini esirgemeyen Can Taşpınar‘e sonsuz teşekkürler…

Yorum bırakın