Mazi ve devrim

Aziz Cumhuriyetimizin 21. yıldönümünü kutlayışımızın üzerinden henüz on gün geçmeden Atatürk'ten yoksul kalışımızın aksi, ruhumuza dağ gibi çöküyor. Dün neydi o curcuna, bugün bu yas ne? Bir öğle güneşinin ardından bu siyah kış fırtınasının gelişi bizler için talihsizliklerin en beteridir.  Bu millet için uykularını, mesut yıllarını fırlatıp atan, bizim geri kalmış hayatımızın düzeni uğruna saadeti [...]

Mevlana’nın türbesi

En son aldığımız habere göre hükûmetimiz Mevlânâ Celâlettin-i Rûmî'nin türbesini tamir için Konya Belediyesi emrine 300.000 lira göndermiştir.  Hükûmeti överim. Türkiye'de türbelerin, tekkelerin sosyal hiç bir fonksiyonu kalmadığını kabul eden hükûmetimiz, aynı zamanda içinde Mevlânâ çapında bir dehânın yattığı başlı başına bir sanat eseri olan Konya'daki türbeyi tamirin de büyük bir hizmet olduğunu kabul etmiştir. [...]

Tut kelin perçeminden

Ankara'da bir devlet konservatuvarı vardır. Orada, opera ve enstrüman kısımlarına devam edenlere bu musikinin nazari tarihi ve deha hatlarına ulaşmış olan kıymetleri öğretilir. Bu miyanda monofon devirlerin tok ses üstatlarına büyük yer ayrılır. Ama gelin görün ki klâsik ve halk musikimizin, yani bizim musikinin tarihi ve dahileri öğretilmez. Bu ne acı tezattır? "Efendim, klâsik Türk [...]

Sanatın kaderi

Şehrimizde misafir bulunan sevgili kardeşim Münir Hayri ile birlikte dün uzun bir sohbet içinde, acı acı sanatımızı düşündük. Aslında Ege'nin evlâdı olan bu üstün zekâ ve sanat adamının Ankara'da geçen sanat mücadelelerini yakından bildiğim için, görüşlerinin isabetine de yerden göğe hak veriyorum. Bir dakika uyumadan bir on sekiz Mayıs gecesi, sabaha kadar İsmet Paşa Kız [...]

Bugün üç radyoda neler var

Lahinleri küheylân gibi konuşturan - Yaman yine yamandır - Güzel bir soprano Bugün Ankara'da 12.30'da Muallâ Gökçay'ı dinleyeceksiniz. Sahneyi dolduran fizik yapısı ve şahlanan ses cinsi ile çocuk günlerimin hayalini dolduran Muallâ, radyolarımızda bugün bu isimle okuyan birçoklarının Atakan'la beraber en önde gelmektedir. Binek atına ânî bir hamle ile atlayan süvari gibi melodilere atlayan, hele [...]

ATATÜRK’üm de, bize…

Atatürk'üm de bize: "Bu ne iki yüzlülük?"10 Kasım'da saygılı; 11 Kasım'da, küçük.Adına, eserine bağlı gibi gözüküpNicelerinin sırtı, aslında sana dönük. Hani kardeşliğimiz; kalmışız, bölük pörçük. 10 Kasım'da saygılı; 11 Kasım'da küçük.Nurcu, yobaz, komünist; hepsi nefes nefese,  O kör baltalarıyla vuruyorlar temele."Demokrasi" diyerek kıyılır devrimlere.Bir de 10 Kasım'larda adını anmak, yok mu?En acısı, gülüncü, işte Atam, bu [...]

Cumhuriyetimiz

Akşam karanlığında yağmur, omuzlarımdan vücuduma doğru çiselerken, bir müezzin sesi de kulaklarımdan gönlüme iniyor. “Yazıyor! Atom, Dede, İslâmiyet, Vatan’da Ahmet Emin yazıyor.” Bu sesler gönlüme doluyor, demiştim değil mi? İşte dostlarım, Cumhuriyet! İşte hürriyetin büyük nimeti! Beğenmediklerimizle, tutmadıklarımızla, kusurlu bulduklarımızla dahi beraber yaşamak; bağdaşarak kaynaşmak; şehrin apayrı yollarından yürüsek bile, vatan meydanında birleşmek. Hep aynı [...]

Atatürk ve hafızlarımız

Şehrimizde, bilmem biliyor musunuz, din adamları, hafız ve hatip yetiştirmek üzere hamiyet ve para sahibi kimseler tarafından desteklenen bir kurs var. Öteden beri adını işittiğim, çalışmalarına şahit olamadığım bu kurs hakkında bir sabah refikimizde okuduğum havadis ve edindiğim bilgi ile çocuklar gibi sevindiğimi neden saklayayım. Verilen bilginin özü şu: «Bu dernek ve kurs Atatürk inkılâplarına [...]

Asıl idrak

Hani beni de bir korkudur almadı değil. Hemen berbere koştum. Rahmetli pederin bir öğütü yüzünden bıraktığım bıyıklarımın ucunu yukarı doğru kıvırttım. Çünkü başta Pilavoğlu olmak üzere, hepsinin de bıyık uçları aşağıya doğru sarkık. Şaka maka değil, memlekette Ticânî kelimesini duyunca. "ööö!.." diyesimiz geliyor.Kulakların dibine kadar oturtulmuş yağlı bir kasket, marsık sakallar, hülâsa öyle bir şalgam [...]

Bir gazetenin yavesi

İstanbul’da çıkan ve Millet Partisi mahkeme kararı ile kapatıldığı için canı yanan bir gazete, bir haftadan beri Sayın Menderes’in bundan bir buçuk ve iki sene önce memlekete şamil bir irtica tehlikesi olmadığını açıklayan cümlelerini neşrediyor ve güya demek istiyor ki: Dün «Yok» diyordu, bugün, «Var» diyor; «Aradaki tezada bakın!» O gazetenin, meşhur mağribî gibi, sarıldığı [...]