Aziz Cumhuriyetimizin 21. yıldönümünü kutlayışımızın üzerinden henüz on gün geçmeden Atatürk‘ten yoksul kalışımızın aksi, ruhumuza dağ gibi çöküyor. Dün neydi o curcuna, bugün bu yas ne?
Bir öğle güneşinin ardından bu siyah kış fırtınasının gelişi bizler için talihsizliklerin en beteridir.
Bu millet için uykularını, mesut yıllarını fırlatıp atan, bizim geri kalmış hayatımızın düzeni uğruna saadeti kendine haram etmiş bulunan büyük insan yine bayramımızda bulunamıyor. Yani bizler, sevinç bahçelerinin güllerini onsuz kokluyoruz. Ama işte kış da geldi. Atatürk‘e firak da geldi çattı. 10 Kasım’da boynumuz bir kere daha düştü önümüze. Gerçi yarın yeni ve zaruri dinamizm ile hayata avdet edeceğiz. Gün pembe örtüsünü yeniden açacak, su ısınacak, ışıklar yanacaktır.
Onun bıraktığı millet, eserini yücelere ulaştırma hazzını kaybetmeyecektir.
Ama ne yazık sade 10 Kasım’da değil her Allah’ın günü ciğerimizin bir köşeciğinde mahzun bir kasımpatı gibi Atatürk‘ümüz boynunu bükecektir.
Gönlümüz nasıl şen olsun, nasıl?
Şardağ, R. (1954, Kasım 8). Mazi ve devrim. Radyo Gazetesi, s. 1.
Gazete kupürlerine ulaşmamız konusunda desteklerini esirgemeyen Prof. Dr. Cenk Güray ve Ankara Milli Kütüphane çalışanlarına sonsuz teşekkürler…

