Radyomuzda sazlar

İzmir Radyosu, kurulduğu günden beri büyük bir tekâmül yolundadır. 

Belediye elinde idare edilen Radyonun saz kadrosu, Kemânî Emine Gönülden, Muallim Mehmet Kasabalı, Kemânî Cemal Dinletir, Udi Vahit Biricik, Ahmet Yardım‘dan ibaretti. Bunlar içerisinde Cemal ve Emine Gönülden‘in sazlarıyla, Kasabalı ve Ahmet Yardım‘ın aynı zamanda öğretici vasıflarıyla Radyomuza büyük ölçüde fedakar emekleri geçmiştir. Ayrıca İzmir Musiki Cemiyeti, o zamanki başkanları Ahmet Aksoy ve Nurettin Uluerer arkadaşlarımızın himmetiyle Radyomuza üç merhalede üç ayrı fasıl heyeti vermiştir. Suat Baltan, Sadık Öndül fasılları, yerlerini kendilerinden daha mütekâmil olan İlyas Tonguç arkadaşımızın faslına terketmişlerdir. Her tekâmül merhalesinde, bu Radyo, bir çok sazları terketmek zorunda kalmıştır. Meccani çalışmak sistemine son verdikçe ve bütçesi arttıkça bu emeği geçmiş arkadaşlarla daha mütekâmilleri nöbet değiştirmiştir. Bu arada İhsan Hisarlı gibi, kendisinden gayrı diğer saz arkadaşlarından hiç birini beğenmediği için bir gün habersizce tanburunu kapıp kaçan arızî ve muvakkaten çalışmış kimseler de gelmiş ve ayrılmıştır. 

Radyo devlete geçince şüphesiz ki bazı tekâmül safhaları geçirmek lazımdı. 

Nitekim Basın Yayın’dan gönderilen ilk müdür ajansı İzmir’e bağlayarak Ankara’dan naklen haberler vermiş ve “İzmir’de bugün” gibi mahalli bir haberler servisi ihdas etmiştir. İkinci müdür Ümit Demiriz zamanında bu tekâmül çok daha ileri bir dereceye varmış, sazlar çoğalmış, dersler intizamla devam etmeye, belediye zamanında müdür Rüştü Şardağ‘ın hazırladığı mahdut programlar yerine ihtisasa dayanan daha renkli cazip programla ikame edilmiş, orijinal saatlerle Radyomuz takviye edildiği gibi radyo temsil kolu ve yurt türküleri erbabına tevdi edilerek bu branşta ihya edilmiştir. Çocuk saati de Ankara’yı aratmayacak bir seviyeye ulaşmıştır. Fakat buna rağmen solist çocuklarımızın tavır ve üslubu ile saz kalitemiz olduğu yerde saymıştır. 

Radyomuzda, her biri İstanbul ve hele Ankara’nın dört beş solistini cebinden çıkaracak ses kıymetlerimiz, bilhassa eski şef Cüneyt Orhon zamanında bir hayli bilgi kazanmışlar, deşifrajda, nota yazmakta usûl ve sairede ilerlemişlerdir. Bu arada ayrıca dağarcıklarını da Kasabalı’nın repertuvarından besleyerek doldurmuşlardır. Ama bu sevgili kardeşlerimizin hiçbirini, tavır ve üsluplarının kendilerine ders veren sazende hocalarıyla büyük bir tekâmüle ulaştığını iddia edemezler sanırım. Radyo idaresi onların menfaatlerini düşünerek, kendi branşlarında yetiştirmiş olan memleketimizin iftihar edeceği bir genci müzik şefi olarak kadrosuna almıştır. Fakat sazlarımızın hocaya ihtiyacı yok mu? Açık ve samimi konuşmak lazım gelirse düne nispetle ne kadar ileri derecede olursa olsun diğer Radyolarla kıyas edildiği zaman bizimkilerin musiki kaliteleri hakkında fazla bir not verilemeyeceği muhakkaktır. İşin tuhafı bunların bir kısmı, kendilerini usûl ve bilgice hani neredeyse okutacak olan solistlerin de bulunduğu bir ses artistleri topluluğuna hocalık da etmektedirler. Kendilerinin hocaya henüz ihtiyaç duydukları bir devrede onları ses sanatkarlarına hoca diye vazifelendirmek, Radyo müdürü arkadaşım gücenmesin ama pek fazla iltimas ve itimat eseri değil mi, koca İstanbul’da iki hoca bulamazken.

İzmir’in bu hoca bolluğundan iyimser olalım mı? Yeni yıl bütçesiyle artık bu saz davasına da yeniden el atmak, hiç olmazsa Türkiye çapında ikinci sınıf muallim sazlarla radyomuzu takviye etmek yerinde olacak sanırım. İstanbul’un tanınmış saz sanatkarları Radyomuzun sazlarından bahsederken biri tenkit etmiş, diğeri de “Pek âlâ canım İzmir’e göre işte” demişti.

Gıyaplarında kendilerini müdafaa etmeye çalıştığım Radyomuz sazendeleri için bir fedakârlık zamanının gelmiş olduğuna nasıl eski saz arkadaşları nöbeti kendilerine devretmişlerse, onların da yerlerini yenilerine devretmeleri icap edeceğine inanmak lazımdır. 

Eğer bütçe müsaitse, şüphe yok ki onlardan da yardımcı olarak faydalanmak mümkündür. Fakat herhalde hocalıkları üzerinde bir karar almak ve Radyomuzu kuvvetli sazlarla takviye etmek zamanı gelmiştir. 

Şimdi bir takım sol bacak mevkiinde kimselerin demogoji yapılarak “vay efendim”le karışık müdafaalara girişecekleri ortalığı bulandırmaya çalışacakları muhakkaktır. 

Bu arada Radyo müdürü arkadaşımın alınması ihtimali ile emektar sazcılarımızın ve bilhassa hocalık yapan sazcıların sinirleneceklerini tahmin ediyorum. Ama Radyosunu ve İzmir’imize ait olan bu eserin tekâmülünü isteyen Radyo müdürü arkadaşımız Ümit Demiriz‘le solistlerimizin nüansiyö çalma hassasına sahip icrakarlarla mikrofona çıkmalarını isteyenler beni hakir çıkaracaklardır. Buna eminim. 

Bilmem, Radyomuz, sazlarda gireceği yeni hamle ile üçüncü tekâmül seviyesine uzanabilicek mi? 


Şardağ, R. (1954, Kasım 1). Radyomuzda sazlar. Radyo Gazetesi, s. 1, 6. 


Gazete kupürlerine ulaşmamız konusunda desteklerini esirgemeyen Prof. Dr. Cenk Güray ve Ankara Milli Kütüphane çalışanlarına sonsuz teşekkürler… 

Yorum bırakın