Memleketini sevenler sevinir

Müsamaha terbiyesinin evç noktasına ulaştığını daha muhalefet sıralarından tanıdığımız Başbakan Menderes son nutuklarıyla memlekete bol bir sürur getirmiş bulunuyor. Bu durum karşısında koyu partizanlar, partileri tefessühe götüren müfritler hariç, memleketi sevenler elbette sevinmektedirler.  İzmir'de, Hulusi Selek gibi seviyesi üstün bir Halk Partilinin açtığı bir sohbet sırasında Konak Halk Partisi kongresinde başlayan ve son istişari kongrede [...]

İki yüzlü Fransa

Şu Fransa'nın iki yüzü olduğunu artık cümle alem biliyor. O, yani Fransa, bir yüzü ile, dünyanın gıptasını üzerine çeken rehber olucu ve ülkücü Fransa'dır. Öteki yüzü ile de, bugünlerde Tunus ve Fas'ta irtikap ettiği günahlardan da anlaşıldığı gibi, geri kalmış, şımarık ve müstemlekeci Fransa'dır.  Bu tezat değil midir ki, dünyanın bir zamanlar birinci sınıf kara [...]

Kazan

En başta söyleyelim: Bu kazan, Yakın Şark'tadır. Dâhî Atatürk'ün Sadabat Paktı ile Balkan ve küçük Avrupa devletlerine dost olarak bağlamaya çalıştığı yakın Şark devletlerinin acınacak halini görüyorsunuz. Öylesine mahkumdurlar ki, Mısır, Ürdün, Suriye ve nihayet İran'da meydana atılan politikacıların marifetiyle neredeyse sırtları yere gelmek üzeredir. Şark için his, mübalağa, hırs ve tahrik gibi hususiyetlerinden bir [...]

Bahar Üstüne

Ege'ye, -inşaallah bütün yurda da- bugünlerde bahar hamarat bir çocuk tezliği ve tazeliği ile geldi. Nedir bahar denen bu sihirbazın kuvveti ki ihtiyarın iliğine takat, gencin gözüne ışık, müflisin yıkılmış hayaline cesaret, zayıfa inanç, tabiata tad getirir. Bahar yalnız bir coğrafya tezahürü müdür? Elbiselerin de her mevsim yeni baharlıkları vardır. Vücutların bir baharı, insanlığın bile [...]

Mareşalin Ardından

İnsanın, "Ölüm ne kadar güzel" diyesi geliyor. Türk'ün büyük evlâdı Fevzi Çakmak'ın ardından boşanan bu insan nehri, parti görüş ve anlayış farklarını bir yana koyarak akıp gitti. Ölüm, her şeyi aslına irca eden bu büyük hâkim, şahsi görüş ayrılıklarının hepsini bir anda nisyan [unutma] bulutlarıyla sarıp sarmalamasını biliyor. Bir gün önce lânetlerimize uğrayan en azılı [...]

Sahne Dilimiz

Kim, nasıl, dilimize bu “sahne dili” tâbirini soktu ise, dilini bal arıları soksun diyesim geliyor. Çünkü “sahne dili” diye boş yere sakat bir görüşü yıllarca bu memlekete yerleştirmeye çalıştık ve Türkçeyi bir ucube şekline bürüyüp sahneye çıkardık. Dilimizin kendi diksiyon ve fonetiğine ait bir meselesi olduğu gibi, bir de kötü melodramatik bünyesi var. Sahne dilinin [...]

Nasıl konuşuyoruz?

“Bir milletin sesini tespit etmek, o milletin, insanlığın fikir hayatındaki davranışını kavramak bakımından büyük önem taşır. Bir milletin sesi, dilsiz gibi görünen tarihi anıtlarının harabelerinden, eski mimarlık eserlerinden, halk ve seçkinlerinin çağırdığı eski türkülerinde, yüzyıllar boyunca uzanmış edebiyatında, halkın ferd ferd bakışında ve büyük olaylar karşısında takınmış olduğu tarihi tavrında gizlidir.” Bertrand Russel Nasıl konuşmak [...]

Ey halk, senin namına…

Muvafakatin kusurları yok mu, elbette var. Fakat köstekli müstakil gazetelerin bugünlerde sütle yıkanmış gibi pirüpâk edip süslediği, allayıp pullayarak halkın oyuna sunduğu muhalefetin de cascavlak hüviyetini gücümüz yettiği ölçüde belirtmeliyiz; tâ ki tarafsızlığımız biline! Kurulduğu ilk günlerde, samimî ve ılık muhabbetimi esirgemediğim muhalefet partimizin bugün düştüğü hangi tezadına dokunayım. “Halk namına” diyerek giderayak düştüğü hangi [...]

Alaturkanın Kaderi

Alaturkanın kaderi, onun meselelerini ortaya dökmedikçe doğru dürüst bir yön tutamayacak vesselâm! Meselelerini çözmek demedim, dikkat edin; çünkü bir defa bu musikinin hangisine ne nisbette Türk musikisi diyebileceğimiz, yıllar süren yazışıma, çığırışıma ve ne yazık bazen de dalaşmalarıma rağmen hâlâ tesbit edilmiş değildir. Hiç şüphe yok ki Neyzen Aziz Dede'nin insanı ye'sin enginine götüren Şedaraban [...]

Atatürk’ün adıyla…

İlk fıkramı senin adınla taçlamak isteyişim, sadece gönüllere sinmiş, dillerde tekrim olan [yüceltilen] adını anmak için değildir. İlk fıkramda olduğu gibi, öteki fıkralarımda da zaten, yolumun Kemalizmin zeval bulmaz [kaldırılamaz] prensipleri olduğu anlaşılacaktı. Fakat sen, yürekten özlediğin ve sağlığında bir kaç defa tecrübesine bile giriştiğin demokrasi havasının, şu intikal rüzgârları içinde namert sesler ve kalemlerle [...]