İki yüzlü Fransa

Şu Fransa’nın iki yüzü olduğunu artık cümle alem biliyor. O, yani Fransa, bir yüzü ile, dünyanın gıptasını üzerine çeken rehber olucu ve ülkücü Fransa’dır. Öteki yüzü ile de, bugünlerde Tunus ve Fas’ta irtikap ettiği günahlardan da anlaşıldığı gibi, geri kalmış, şımarık ve müstemlekeci Fransa’dır. 

Bu tezat değil midir ki, dünyanın bir zamanlar birinci sınıf kara ordusuna, zeka ve irfanın en sunturlusuna malik olan, bu Latin milletini sık sık felaketlere yuvarlamaktan koruyamıyor. 

Bugün sömürücülük sistemi, değil milletler arasından, her milletin kendi bünyesinden bile kalkmış ve emperyalist hırs, Sovyet komünizmi hariç, bütün dünyada battal damgasını yemiştir. Geçmiş asırlar içinde başka milletlerin esareti bahasına, haksız olarak büyümüş müstemleke devleti haline gelmiş olan devletlerin bazısı, çeyrek asırdan bu tarafa tecrübeli ve akıllı bir politika güttüklerinden ateş bacayı sarmadan siyasi tahakkümlerinden vazgeçmişler, iktisadi alakalarının baki kalması için, bu fedakarlıklara katlanmışlardır; Büyük Britanya imparatorluğu gibi.

Alman yumruğunu ve Nazi çizmelerini omuz başlarında duyduğu günlerin hatırası maziye daha yeni karışmış olan, ayrıca Birleşmiş Milletler Anayasası’nı da imzalayan Fransa’nın Fas’ta ve Tunus’ta giriştiği zorbaca hareketi, insanı o kadar iğrendiriyor ki sorasınız geliyor: 

Bu kadar gücünüz var idiyse Hitler orduları memleketinizi işgal ettiği zaman, yani ana vatanınızın namusu çiğnenirken ne diye ödlekçe teslim oldunuz? Nerede idiniz?

Oysa ki o günlerde bütün Fransız münevverleri ve vatanseverleri yeniden teşkilatlanmak için şimdi dini mabetlerinde öldürdükleri Fas ve Tunusluların merhamet ve anlayışına sığınmışlardı. Dünkü alicenaplığa karşı gösterilen bugünkü nankörce mukabeleyi Fransa’dan beklemek pek acı oluyor. 

Fransa, tarihte dünyanın dört bir tarafından gelen hürriyet ve vatanseverlere bir şefkat yuvası, bir manevi destek olmuş 1789 eşitlik ve hürlük beyannamesiyle, bütün gönülleri tutmuştu. 

Fakat artık su götürmez bir tahkikat bu: Fransa iki yüzlüdür: Bir yüzü, mantığı ve hürriyeti temsil ediyor, öbür yüzü ise mantıksızlığı ve hürriyet düşmanlığını… Zira dünyanın komünizme karşı birleşmek zorundan olduğu, hatta askeri strateji icabı Fas ve Tunus gibi yerlerle Birleşmiş Milletlere dost bölgeler halinde kalması icap ettiği bugünlerde, şereflerini, milli itibarlarını asgari şekilde olsun kurtarmaya çalışan bu günahsız insanları topa tutmak mantıksızlığın ta kendisidir. 

Ama ne olacak? Tunus beyi zorla susturulacak Faslılar camilerde öldürülecek hürriyet hareketinin liderleri asılacak da, bu iki kardeş Müslüman ülkenin hakimiyet tapusu şu Alman taarruzunun haftasında sayım suyum yok diye küçük dilini yutan Fransa’da mı kalacak?

Tarihten ibret alınmaz mı diye sorulabilir ama, şair Akif onu da cevaplamış bulunuyor: 

“Hiç ibret alınsaydı, tekerrür mü ederdi?”


Şardağ, R. (1952, Aralık 23). İki yüzlü Fransa. Anadolu, s. 1.


Gazete kupürlerine ulaşmamız konusunda desteklerini esirgemeyen Sevgili Âkif Genç‘e sonsuz teşekkürler… 

Yorum bırakın