Müsamaha terbiyesinin evç noktasına ulaştığını daha muhalefet sıralarından tanıdığımız Başbakan Menderes son nutuklarıyla memlekete bol bir sürur getirmiş bulunuyor.
Bu durum karşısında koyu partizanlar, partileri tefessühe götüren müfritler hariç, memleketi sevenler elbette sevinmektedirler.
İzmir’de, Hulusi Selek gibi seviyesi üstün bir Halk Partilinin açtığı bir sohbet sırasında Konak Halk Partisi kongresinde başlayan ve son istişari kongrede zirvesine ulaşan bu nutuklarla (1) bir defa daha anlaşılmış bulunuyor ki: Türkiye’de parti münakaşaları adı altında girişilen ve ilk intikal devrenin dağılmaya mahkum bulutlar halinde mütalaa edilecek olan, acı vuruşmaların hiç bir suretle izahı mümkün değildir.
Bir defa bu kapışmalar mantıken izah edilemez. Zira CHP ve DP gibi her iki ana partinin ana davalarında, “küçük”le “küçücük” arasındaki kadar dahi fark yoktur.
Laiklik, Milliyetçilik ve Sayın Başbakan’ın dediği gibi mühim iktisadi meselelerde dahi, Atatürk inkılabı içinde hep birlikte yoğurulmuş olmanın sebep olduğu bir aynılık, tıpkılık vardır.
Bu acı mücadeleleri hukuk ilmi bakımından da izah mümkün değildir. Zira demokrasinin gayesi vatanı tek elle değil, birçok ellerin yardımıyla, çeşitli desteklerle saadet ufkuna doğru yükseltmek olduğuna göre, aradaki münakaşa sebebi, olsa olsa bu vatanı yükseltmek isteyen tavır, tutum ve üslupta olmak, bunun da kavga ile münasebeti bulunmamak gerekir.
Dünkü hırçın kavgaların, milli vasfımızla izahı ise hiç mümkün değildir. Çünkü Türkiye insanı, büyük şehirlerin akıntıları içinde bazı hissi karakter taşıyanlar hariç, aslında sade, ağırbaşlı ve taşkınlıktan uzaktır. Onun ekmek, yoğurt ve bulgurdan ibaret olan gıda sistemi ne kadar sade ise, konuşma tarzı da o kadar sade, mizacı o derece ağırbaşlıdır.
Türk, taşkınlığını memleket ve vatanın içi ve dış düşmanlarına bol bol sarf edebilmek üzere biriktirir ve ihtiyatta tutar.
İşte bu sebepledir ki memleketin partili ve bu satırların sahibi gibi partisiz bütün vatandaşlarına düşen vazife, Sayın Menderes’in son nutuklarını bir iktidar partisi liderinin mensuplarına gönderdiği talimat olarak düşünmemektir.
O, siyasi hitabet edebiyatımıza girmiş olan son nutku ile milliyetin düşmanı komünistlere, milliyetçi adı altındaki nifakçılara ve Müslümanlığa bir leke olarak kara mürtecilere karşı birleşmek üzere bütün millete hitap etmiştir.
Bu hitaptaki derin memleket muhabbeti ile sonsuz samimiyeti anlamakta gecikmeyelim.
(1) Bu sevinçli hareketin İzmir’imizde başlaması dolayısıyla övünebiliriz.
Şardağ, R. (1953, Şubat 2). Memleketini sevenler sevinir. Anadolu, s. 2.
Gazete kupürlerine ulaşmamız konusunda desteklerini esirgemeyen Sevgili Âkif Genç‘e sonsuz teşekkürler…
