Emine Gönülden’de, Şensoy’da, Güzin’de terakki
Dün radyomuzda dinlediğim Güzin Ergün‘de, hanidir kaybettiğim o eski lezzeti duyar gibi olunca sevincim soluğunu mürekkepli kalemimin ucunda aldı. Bir zamanlar nazarımda en önde giden benim iyi ve haluk kızımı hanidir dinlemekten mahrum kalmıştım. Ne zaman onun adını anons edilirken işitsem, içimde bir korku, ne yalan söyleyeyim, bir de hiddet uyanıyordu. Buna rağmen dilemekten de kendimi alamıyordum. Dün o beni sevindirdi, Allah da onu sevindirsin. Zira lâhinler ustası Lem’i Bey merhumun “Varsın gönül aşkınla harap olsun efendim” şarkısı ile başlayan programda o usûl başlarını göstermek istercesine talimi, didaktik, sun’i hiç bir gayret görmedim. Yılgınlık ve bezginlik de büyük mikyasta silinmişti. Güzin‘de bir yıla yakın bir zamandır gördüğüm duraklama bitti mi bilmiyorum, fakat onu dün canlı ve sıhhatli buldum. “Efendim buna şu ailevi hadise sebep oldu, bu sebep müessir oldu” gibi sözler nafiledir. Sanat meydanına atılan insan mikrofon başında yeni bir elbise yeni bir huzur giyecek, ruhî hayatını gölgeleyen olayları stüdyonun dışında bırakacaktır.
Dün, Emine Gönülden‘i de fevkalade bulduğumu söyleyeyim. Sadi Işılay‘dan ve Nobar‘dan sonra kolay kolay primo keman diyebileceğimiz bir keman bulunamayan memleketimizde i̇yi tanıdığım ve sevdiğim Emine Hanım‘ın kendisine Primo demesi (eğer doğru ise) şüphe yok ki yersizdir. Yukarıda saydığım şahıslar yanında esamesi okunmayan Gönülden, pekala kendi çapında bir değerdir. Onu bu şehirde bunca keman çalan arasında seçerek bu mikrofona getirdiğim zamanda inanıyordum ki kendisi nota okuyacak kırattadır. Bazı koyu esmer vatandaşlarımızın yalnız kemana musallat ettikleri boğuk, cıvık ve hasta nağmelerden kendisinde eser yoktur. Temiz bir yaya sahiptir. Yalnız birkaç defa çok hafif, bir defa da acı ikaza rağmen çıkardığı bazı ince seslerin, bütün kabiliyetlerini ve hünerlerini bastırdığını fark edememişti. Dün Alâeddin Şensoy‘un programına girerken yaptığı Rast açış taksimini dinlediğim zaman Gönülden‘in bu incelerden de kendini sıyırmış olduğunu müşahede ettim. Bu memlekette primoya gelene kadar hiç olmazsa üç dört sınıf keman mevcutsa, muhakkak ki Emine‘miz ikinci sınıfta rahatça yer alabilir. Fakat kendisinde hakiki tenkitlerden faydalanan bu kabiliyet mevcutken inşallah primoya kadar da yükselebilir. Çok şükür kendime dinletecek kadar işe yarar sesim olmadığı için mikrofona çıkacak değilim ve kimse ile de yay yarışı yapamam. Bütün ümitlerim İzmir’in sevgili çocuklarında ve evlâtlarındadır. Onların kaç tanesi seste ve sazda primoya yükselirse o kadar şad olacağım.
Dünkü pazar günü Alâeddin Şensoy‘u da ümitle dinledim. Hele ilk okuduğu ve ilk mısraının güftesini yanlış telaffuz ettiği şarkının melodi olarak hakkından gelmesini bildi. Evvelce dedim ya, ağır ağır da olsa bu yavrumuzda da terakki görüyorum.
Ben radyomuzu her Pazar dinlerim ama, bu kadar sevindiğimi hatırlamıyorum. Aksine sağımdan da kalkmış değilim. Memnuniyet verici gelişmelerin tezayüdünü (artmasını) bekliyorum.
Şardağ, R. (1953, Eylül 7). Dün sevindim – Emin Gönülden’de, Şensoy’da, Güzin’de terakki. Ege Ekspres Gazetesi, s. 4.
Gazete kupürlerine ulaşmamız konusunda desteklerini esirgemeyen Sevgili Âkif Genç‘e sonsuz teşekkürler…

