Bir ilim adamımız, aynı zamanda profesör ve dekan olan bir zatın geçen hafta içindeki hezeyanını bilmem takip ettiniz mi?
Bu zat Divan edebiyatını, Türk musikisini Osmanlı tarihini inkâr ediyor ve hatta Osmanlı tarihini tahkir etmeye kadar işi vardırıyor. Kendisine memleket sevgisiyle hareket eden bir doçentimiz cevap vermiş ve iş bu takririn ispatı için mahkemeye intikal etmiş bulunmaktadır. Eğer milli benliğini inkâr ve tarihini tahkir eden sadece bu dekan olsaydı hadiselerden duyduğumuz üzüntü böyle derin olmayacaktı. Gerçek odur ki Türkiye’de “Osmanlı” adında bir hedef icat ederek bu hedefi taşlamaktan, tarihimizden ve mazimizden bu yana gelmiş her kıymet hükmünü küçümsemekten hatta, yermekten zevk alanlar az değildir. İşin tuhafı bu gibilerin bir kısmı, meseleye Atatürk‘ü de karıştırarak onun gibi maziperestlikten hoşlanmadıklarını ileri sürmededirler. Bu gibilere gülmemek mümkün mü? Atatürk ki Türk tarihinin mazisini az görerek, onu on iki bin sene geriye götürmüş adamdır. Bu gibi soysuz ve köksüzlerle mücedeleye icabettiçe kalemlerimizin son gücü tükeninceye kadar devam etmek ilk vazifemizdir. Türk musikisi tenkit edilir. Ama onu inkâr babasını inkârdan farksızdır. Divan edebiyatı tenkit edilir, fakat onu tamamen hiçe indirmekle takip edeceğimiz yol bizi köksüzlüğe götürür. Osmanlı tarihinden ise ne istiyoruz. Hatalı görüşlerinin seyyiatını bir imparatorluktan hiçliğe düşmekle nöbetini savmakla çekmiş bulunan bu atalar tarihinden bize yadigâr kalan bunca maddi ve manevi servet içinde onu inkara kalkmak, soysuzluğunu ilan etmekten zevk duymak değil midir?
Şu dekana gel de zihniyetine davran. O dekana ki, beğenmediği bir imparatorluğun yadigâr-ı ebedisi olan İstanbul’da ikamet ettiğini, orada rızıklandığını ve o tarihten kalan muhteşem bir binada vazife ve hizmet gördüğünü unutmuş görünmektedir. Kendisine “Beğenmediğin ata yadigârı şehri terket, o binadan çek arabanı!” dersek acaba onun, tarihimiz için kaleme aldığı acı inkârdan daha mı insafsız davranmış oluruz?
Şardağ, R. (1955, Şubat 25). Dekana gel! Zihniyete davran!. Radyo Gazetesi, s. 1, 4.
Gazete kupürlerine ulaşmamız konusunda desteklerini esirgemeyen Prof. Dr. Cenk Güray ve Ankara Milli Kütüphane çalışanlarına sonsuz teşekkürler…

