Kılçık olsa ne çıkar?

Bu pazar günü Arif Sami‘nin himmetiyle radyomuzda tertiplenen Muhlis Sabahattin programı, gönlümüze hem inşirah, hem elem verdi. İnşirah verdi sevindik. Çünkü müzik bilgini olmayan, fakat duygusu, sezgisi ileri üstadın şarkılarındaki ritmik zenginlik ve hür dalgalanış insanı bu yolda çalışmalarla musikimizin ulaşacağı merhale bakımından ümide götürüyor. 

Öte yandan elem de duyduk. Niçin bilir misiniz? Bu yol terkedilmiş, Arif Sami, Muzaffer İlkar, Ahmet Çağan, Mefharet Atalay gibi kıymetlerin çalışmaları muhafazakârlar tarafından, “Efendim, şeklen ve eda itibariyle klâsik değil; güzel nağmeler var ama..” teranesiyle geriletilmektedir. Edayı, şekli darlığa götüren, bire irca eden bu “antidemokratik” zihniyet sahipleri içinde biri, geçen yıl bir gazetede şöyle demişti: “Güzel, güzel ama efendim, kılçıklı!”

Ne çıkar? İnsanın, etindeki lezzete bakarak bir balığı kılçığı ile yediği vaki değil midir?


Şardağ, R. (1955, Mart 5). Kılçık olsa ne çıkar?. Radyo Gazetesi, s. 1. 


Gazete kupürlerine ulaşmamız konusunda desteklerini esirgemeyen Prof. Dr. Cenk Güray ve Ankara Milli Kütüphane çalışanlarına sonsuz teşekkürler… 

Yorum bırakın