Evvel coştu…

Asırlardan beri sözde asalet arayan edebiyatımızın gösterdiği biraz da titizlik derecesine varmış aşırı hassasiyeti, şu son yıllarda musikimizi istila eden sözleri dinledikçe haklı bulmamak mümkün mü? Muhterem üstadım Münir Mazhar Bey‘e ait bir müşahede ve hatırayı geçen sayılarımızda neşretmiştik. “Görmedim uysun felek âmâlime” şarkısında bir İsviçreli profesör değil üzüntü, oyun havası edası sezmiş. Gerçi insan sanatta, hele musikide hüzne daha engindir. Biz millet olarak melâli hamurumuza maya yapmışızdır. Fakat Allah aşkına söyleyin, onun da şiir içinde bir mantığı, bir gerekçesi hayatın türlü cilvelerinden doğmuş bir hususiyeti olmalı değil mi? Nedir bu bizdeki sahte melâl?

– Yahu bana bir güfte ver de besteleyeyim..

– Aman bu güfte Kürdîlihicazkâr ne güzel bestelenir..

Şu iki cümle bile güfteyi de besteyi de piçleştiren laubaliliğe en kuvvetli delildir. Hicran, ateş, inlemek, coşmak, aşk..

Basın Yayın’da kurulan heyette gözü pek bir iki edip olacak, içinde bu kelimeler geçen güfte gördü mü, red hükmünü verecek. İşte son yılın çok duyulan bir şarkısı hem de bestekarı kaliteli bir insan; “Evvel coştu ondan sonrada da bir haltlar oldu gönül” diye devam eder. Bir defa beste ne dünün eseridir, ne klâsik uslûp taşır. Piyasa edalı bir şarkı öyleyse niçin “evvel coştu” neden arkaik bir ifade? Eserlerinde kalite bulduğumuz muhterem bir insan bunu yaparsa diğerlerini kıyas edin? Öte yandan bu sözlerdeki mantıksızlığa bakın; ilk mısrada hicranla yanan gönül, ikinci mısrada coşup zıplıyor. Bestenin ise coşmakla ve taşmakla hiç alakası yok. Klasik eserlerimizde hatta Şevki Bey, Rahmi ve Lem’i beylerdeki hicran hiç de sahte hissini vermezdi. 

Gerçi radyolarımızda Ankara ve İstanbul’da edebiyat hocaları yok değil. Yaza çize bir uyanma belirdi. Fakat bir bu heyet bir zamanların ademi müdahale komitesi gibi işliyor olmalı ki nice sulu, mariz, berbat güfteler her geçen gün çoğalıyor ve bu hocaların vazifesi de galiba şiir adına irtikap edilen kepazeliği radyolardan içeriye sokmak oluyor. 

Ne diyelim Allah affetsin!


Şardağ, R. (1955, Şubat 8). Evvel coştu. Radyo Gazetesi, s. 1, 4. 


Gazete kupürlerine ulaşmamız konusunda desteklerini esirgemeyen Prof. Dr. Cenk Güray ve Ankara Milli Kütüphane çalışanlarına sonsuz teşekkürler… 

Yorum bırakın