Son seçim ve halkımız

Köy, bucak ve ANAP’ın, yeni ilçe yaptığı yörelerdeki 51 seçimi yorumlarken halkımızın nitelik yapısına inmezseniz sağlıklı sonuç alamazsınız. İstediğiniz kadar, seçimi, “minik”leştirin; muhalefetteki hayalin kırıklığını örtemezsiniz. Bazı yazar dostlara baktım; içlerine sindiremedikleri için konuyu es geçtiler.

Devlet, hükümet ve siyasi partilerin yetki sınırları, gerçi demokrasi ile yönetilen Batı ülkelerinde iyice belirmiştir. Söz gelimi, o taraflarda, bir başbakan çıkıp da Sayın Akbulut gibi, “Bize oy vermeyene hizmet yok” diyemez. O başbakanların böyle diyebileceklerini düşünmek bile hayali zorlamak olur. Ama bundan, Amerika’yı ayırmak gerekir. Çok yerde onu örnek tutan ANAP’ın bize “Amerika’yı görmüyor musunuz? Koskoca Cumhurbaşkanları, Türkiye’yi kırma pahasına Ermeni oylarını cebellezi yapabilmek için nasıl kıvırttı?” diyebilir.

“Muhalefet partiler iktidarda olsaydı ANAP’ın yaptığını yapmaz mıydı?” diye de sorabiliriz, ama siyasal seçimlerde devleti kullanma, herkes için, her parti için erdemlik dışıdır, ayıptır!

DERİNE İNEMİYORUZ

ANAP’ın bu beklenmeyen oy yükselişindeki nedenleri bulabilmek için daha da derinlere inmeli değil miyiz?

Kurulduğu günden beri, ana muhalefet kalmadan başka bir arzu göstermemiş görüntüsündeki SHP lideri, “ANAP, erken seçimde fena halde kaybeder” diyerek işin mâbâdiyle öğünüyor.

Sayın Deniz Baykal’ın, işi küçültmede ve hafifsetmedeki davranışı da bir tuhaf: “Seçime, iktidar kendisini sokmadı. Olay 51 bölgedeki nokta seçimdir.”

ANAP Genel Başkan Yardımcısı Metin Gürdere’nin çıkışı ise konuyu zeka oyunlarına boğmada: “Muhalefet belediyelerine hükümet para vermiyor denilmesi, bizim işimize yaradı”. “Madem hükmet belediyelere para vermeyecek o zaman biz ne diye muhalefeti seçelim” görüşü ile halk bize oy verdi.”

DSP’nin saygın lideri, “Seçimde ANAP’la SHP işbirliği yaptı” diyerek bu işin çözümüne ulaşılacağına inanmak istemiştir.

BİZİM HAKKIMIZ

Öteki milletlerin hiçbirine benzemeyen bir ruh yapısı içindedir halkımız. Demokrasi ile yönetilen ülkelere bakın: Hangisinde siyasi bir partinin sürekli iktidarda kaldığını görürsünüz? Oy verdikleri partilerin, hükümeti kurdukları zaman uygulayacakları ve vaat ettikleri programlarına bakarlar. Uygulanmadığını görünce yansız oyların da ağırlığı ile o partiyi ya iktidardan düşürür, ya da başka partilerle koalisyona zorlarlar.

ANAP İKTİDARINDA

Anavatan Partisi iktidara yepyeni gelmişti. Sayın Turgut Özal, sağdan, soldan ve bütün partilerden hatta hiçbir partiye bağlı olmamışlardan toplanmış siyasi bir ağırlıkla işbaşına geldiğinde memlekette bordro mahkûmlarının sefaletine rağmen büyük yenilikler, gelişmeler sergiledi. İhracat ve ithalat kamçılanması gibi olayları gözler önüne serdi. Ama büyük oy tabanı, yani kalabalık halkımız, vaadini tutmayan ANAP’ı ara seçimde, hatta ikinci seçimde yine işbaşında tuttu.

Aynı halktaki bu sabır ve katlanıma partiler neden dikkat etmiyor? Aynı halk, son büyük yerel seçimde, ANAP büyük hizmetler başardığı halde bunları başında görmek istemedi. Üç kez fırsat da tanıdığı, kendisini hayal kırıklığına uğratan iktidar partisinin pestilini çıkardı.

Halkımız inancını kolay değiştirmez. Kendisini hayal kırıklığına uğratan Banker Kastelli’yi bile ikinci kez, “Dur bakalım yahu! Bir daha deneyelim” diyerek sahneye çıkarmadı mı? Türk halkının, Atatürk’ün arkasından bile geç gittiği, ama onu tutunca da yüzde doksanı Müslüman olan bu ülkede, Atatürk düşmanlarına hiçbir zaman oy vermediği ortadadır. Halkımız aceleci değildir. Ama bir partiyi ömür boyu tutacağını da kimse garantilemeye kalkmasın.

Yani efendim, büyük yerel seçimlerde nasıl ANAP’ı yere vurduysa bu ara seçimlerde, faydasını, çıkarını dikkate alarak tutmuş olabilir. Bu, ANAP’a yarın umudu olamayacağı gibi muhalefeti de ne umuda, ne umutsuzluğa düşürmelidir.

MUHALEFET BELEDİYELERİ

Son yerel seçimlerdeki ANAP başarısında, büyük ve küçük kentlerle ilçelerde hizmet yüklenmiş olan, çoğunlukla SHP belediyelerinin dişe dokunur bir başarıya ulaşamamaları da etken olmuştur.

“ANAP hükümeti, elimizi kolumuzu bağladı; maddi kaynak olanaklarımızı tıkadı” diyenler, bunu mırıltı halinden çıkaramadılar; büyük halk mitingleriyle ve belgelerle, taraflı tarafsız vicdanlara kazıyamadılar.

“ANAP belediyeleri yolsuzluklara batmıştır.”

Bu iddia da, büyük kent belediye başkanlarının, özellikle SHP’nin.

Hani, ortaya çıkarılmış, yargıya sunulacak hale getirilmiş bir yolsuzluk olayı?

“Efendim, kılıfını hazırlamışlar.”

Peki, kılıfına uydurulmuş olan yolsuzlukların yaygarasını çıkarıp boş boş konuşmak ve avara kasnak çevirmek de halkımızda kendi aleyhlerine bir hayal kırıklığı yaratmaz mıydı?

Yarın ANAP bu örselenmiş, hatta yer yer yırtılmış bütçeyle memuruna, emekli ve işçisine, dul ve yetimine – biraz hayal de olsa – rahat ettirici önlemler alırsa bu halkın büyük seçimde ne yapacağına, ne iktidar, ne muhalefet kesin güvenmemelidir.

ANAP’ın aldığı bugünkü oyların adı elbette oydur. Ama devede kulak kabilinden olan bir oy artışı nedir? Etin 12 bin liraya satıldığı bir ülkede, memuruna, işçisine, emekli, dul, yetimine iki kilo et parası bir aylık zammı getirirse ve bu böyle sürüp giderse, kendi çocuklarını yiyen efsanedeki canavar gibi birbirlerini yemeye dalarlarsa aynı halk, kendilerini bir daha başına taç edemez elbet.

Muhalefetteki küçük seçim sonrası baş gösteren çatlaklar, liderlere yönelik vefasızlıklar hiç de hayra alamet değil. Küçük bir seçimden hisse çıkarmasını bilebilmenin tek yolu halkımızın karakter yapısını tanımaktır. Oraya doğru seslenmek ışıldağı bu karaktere doğru çevirmek, hem iktidar, hem muhalefetin asıl yarış kaynağı olmalıdır değil mi?


Şardağ, R. (10 Haziran 1990). Son Seçim ve Halkımız. Milliyet, s. 13. 


Milliyet Gazetesi’nde yayınlanan Rüştü Şardağ makalelerinin bulunması konusunda desteklerini esirgemeyen Can Taşpınar‘a sonsuz teşekkürler…

Yorum bırakın