Hükümette dilsizler

Alıştık ya bir kez Sayın Akbulut hükümetindeki bazı bakanların zırt pırt çıkışlarına! Bazı bakanların, dillerinin tutuk, ama uğraşlarının yüklü oluşunu gözden kaçırıyoruz.

Geçenlerde 17. Dönemde, Meclis’te nâçiz şahsıma karşı aşırı saygı ve sevgilerine tanık olduğum Sağlık Bakanı hakkında, bir büyük kentin sağlık müdürü bana dokundurdu:

“Hocam, siz bazı yazılarınızda SHP’li, İnönü’cü gibisiniz. Bazı yazılarınızda da DYP’li. Bazı bazı da çalışmalarını ilginç bulduğunuz, başarılarına tanık olduğunuz iktidar bakanlarını tutuyor, ANAP’lı gibi görünüyorsunuz. Bu yansızlığınızın bir güzel belirtisi. Ne var ki, çaba ve uğraşlarını basına yansıtmayan Bakanlarımız da var. Onlar hiç konuşmuyor diye, kaleminizden kaçmış olmalı. Sözgelimi bizim sağlık bakanımız çok suskun, malını satışa sürme çabasından uzak bir insan.. Ama bilseniz, sınırlı bir bütçe ile nelerin üstünden gelmeye çalışmıyor ki!”

Bakan Şıvgın’ın uğraşlarını teker teker sayıyor bu il sağlık müdürü:

VAKIF ÜSTÜNE VAKIF

“Bir sağlık Eğitim Vakfımız var, Sayın Şardağ! Okuyan öğrencilere, tıp ve hemşirelik eğitimi yapmak isteyenlere destek sağlar. Gerekirse yurt dışına gönderir. Tedavi Hizmetleri Vakfı’mız, hastanelerimizi modernleştirmek, cihaz kapasitesini yükseltmek, varlıklıların da desteği ile bu uğraşları sürdürme çabalarındadır. Gereksiz ilaç savurganlığını önlemek İçin Tüketiciyi Bilinçleştirme Vakfı’mız var. Çevrenin kirlenmemesi ve korunması için de ayrı bir vakıf uğraş veriyor.”

Halil Şıvgın’dan, ne ekranlarda, ne basında, bu çalışmaları ile ilgili çıt yok. Hoş, bu uğraşlar, basın için pek haber değeri de taşımaz ya! Sözgelimi Devlet Bakanı Cemil Çiçek ve Sayın Keçeciler sık sık ve pat diye konuşanlardan. Bu tür bakanlar yüzünden suskun çalışan bakanlarımızı unutuyoruz gerçekten. Bir Ulaştırma Bakanı kalkıyor, hızlı trenini gerçekleştiriyor. Körfez mahşeri ortasında, uçuşları, elden geldiğince belli programlar içinde yürütüyor. Hosteslere bakınız, Allah aşkınıza; birden bire, hepsinin yüzü, estetik ameliyatı olmuşlar gibi incelik, nazlılık ve güler yüzlülük örtüsüne bürünmüş. Gezilerde bunu hayranlıkla izliyorum. Uçaklarımız rötarsız denilecek bir düzenlilikte.. Yolcularını esenlikle taşıyor. Çanak zorunluğunu ortadan kaldırmak isteyen Sayın Tuncer, PTT’nin kablo yolu ile bu işi genelleştirici ve kolaylıklaştırıcı bir düzene geçmesi yolunu açtı. Kırk yıllık hocalığımıza dayanarak sezdiğim, iyicil, yumuşak, biraz da tombul yüzünü basındaki fotoğraflarından izlediğim Ulaştırma Bakanı, kaplumbağanın el ve ayağını kabuğunun içine çekişi gibi uğraşlarını külleyip gizlemiş. Kuşku yok, başarı gümbür gümbür anlatılmalıdır, ama koca Akif’in: “Sessiz yaşadım, kim, beni, nerden bilecektir?” deyişine uygun yaşam sürdürenlerin başarılarını görmek de görevimiz olmalı. Bilmiyorum, susan haklarında çıt çıkmayan öteki bakanlarımız ne yapar, ne ederler?

BİR AKÜZÜM VAR

Bir münasebetle karşılaştığım Turizm Bakanı Aküzüm de bu susanlarda. Körfez krizinden önce Türk turizminin gelişmesine çok şeyler kattığını gördüğüm bu genç Bakanın da basında ya da televizyonda, “Şu kadar turist getirdik. Bu kadar döviz doldurduk, şunu yaptık, bunu kıvırdık” gibi hava attığına hiç tanık olmuş değilim. Üstelik Turizm Müdürlüklerinden öğreniyorum; Körfez krizinden yana güç duruma düşmüş turistik kuruluşlara, devlet desteği uğraşısını başlatmış. Bakanımız döneminde pek çok turistik kuruluşu gezdim. Otel sahiplerinden garsonlara dek öylesine güler yüz ısısı ile karşılaştım ki, bu havayı oluşturan o dilsiz bakana, bir şükran selamı göndermek isterim.

HOLLANDALI OKURUMA

Adının yazılmasını istemeyen ve Hollanda’dan mektup gönderen bir okurum bana “Hocam, ANAP’a girin, orada etkin olun” diyor. Ona seslenmek isterim: ANAP’ı gerektiğinde en yüksek makamdakini de eleştirerek nasıl, vicdanımın sesine uyuyorsam bazı bakanların güzel uğraşlarını överken de aynı sese uyuyorum. Benim yapım bir partiye bağlanmaya elverişli değil! Allah’ın verdiği bu kalemi; çıkardan, garazdan uzak kullanmak; doğruya doğru, eğriye eğrici olmak daha güzel değil mi?”

Yorum bırakın