İslâm ve Cezayir

Dikkat ediyor musunuz, dünyada ve özellikle bizde siyasal basın sözcüleri, Cezayir olaylarını yorumlarken İslâm’ı ve İslâm’a dayalı rejimleri laikliğe karşıt gibi aldılar. 

Kur’ân’ı okumayan, İslâm’a gözleri kapalı olanların yorumlarına nasıl katılabilirsiniz?

Cezayir’in eski sömürücüsü Fransızları geçiyorum, ama bizde ve Cezayir’deki İslâmi Selamet Cephesi ile gerçek İslâmlığı, biz yan yana getiremiyoruz.

AYRINTILAR

Cezayir’de en çok oy alan İslâmi Selamet partisinin savaşını Cumhurbaşkanının istifası izledi. Ordunun duruma el koymasıyla seçimler yok sayıldı. Sürgünden çağrılarak yüksek devlet konseyi başkanlığına getirilen Muhammed Budiaf’ tan yanlış yorum:

En büyük eksiğimiz, bizde bir Mustafa Kemal Atatürk’ün çıkmamış olmasıdır.”

HEP YANILGIDAYIZ

Yani Mustafa Kemal, İslâm’ı mı değiştirdi? Laik anlayış, Cumhuriyet’e temel olmuşsa, bu, Kur’ân’a ve İslâm’a mı karşıdır? Hayır! İlk Türkiye Büyük Meclisi’ni, Rasih Hoca, Kur’ân ayetleriyle açmıştı. Bugün Meclis kürsüsünde, anayasal yeminden önce Kur’ân’a el basılabilir de. Bütün Hıristiyan dünyası İncil saygısı içindeyken devlet işlerinde dünyanın, yaşamın gerektirdiği yasaları da kullanmakta. Yazarlarımız, gerçek din adamlarının sustuğu bir ülkede, kutsal kitabımızı dikkatle okurlarsa onun, nasıl, Allah’ın sonsuz hoşgörüsüne dayandığını göreceklerdir. Allah’ımızın en büyük sıfatı acır, bağışlar olmasıdır. (*) Çektiğiniz her Besmele’ de, onun Rahman ve Rahim olduğu açıklanır. Ulu Tanrı kutsal kitabımızda: “Ya Muhammed, iman edenlere söyle kâfirlerle güzel güzel tartışsınlar” buyurur.

HZ. MUHAMMED’DEN SONRA

İslâmlık yayıldıkça Kur’ân’da bulunmayan yargılara gerek görüldü. Hz. Muhammed’le tanışma mutluluğuna eren Sahâbelerle bağlantı kurmuş insanlar, Hadisler ilettiler. Bunlar Kur’ân’da yoktu. Çoğu uyduruk, ya da Peygamberimize asla yaraşmayacak görüşlerdi. Buharî, bunları ayıklayıp düzenlemeseydi iş çığrından çıkmıştı.

Ancak Hz. Muhammed’in şanına layık olanlar, ayrıntıya girmemiş olan kutsal kitabımızın ruhuna aykırı değil.

OSMANLILAR

Başta Fatih Sultan Mehmed olmak üzere Kanûni Sultan Süleyman ve daha başka padişahların İslâm ve Kur’ân’da bulunmayan yasaları, yargıları, dünya devletinde uygulanır hâle getirdiklerini biliyoruz. Hoşgörüsü ile ünlü Fâtih’in kafa kesmek, göz çıkarmak gibi emirlerini Kur’ân’ın içinden çıkarmadığını biliyoruz. Sağ kalabilirsek ortaya çıkaracağımız Kanûni’nin vasiyetnamesiyle de İslâm’a, dünya düzeniyle ilgili yargılar eklendiğini kanıtlayacağız.

Atatürk, camilerimizi kilise olmaktan kurtardığı gibi kiliselerin ve öteki dinlerin varlığını da korumuştur. Kimseyi, Tanrı kulluğuna zorlamadığı gibi Tanrı kulluğuna yazılmış olanlara da kapıları açmıştır.

Cezayir’de korkulan İslâm değil, Hoşgörüsüzlüktür sanıyorum.

İSLÂM HOŞGÖRÜDÜR

Bir hastane köşesindeyim Yanımda Kur’ân yok. Ama genel anlamıyla ulu Allah’ın yüce dini baştan sona hoşgörüdür. Bunu açıklayalım: “Ya Muhammed, kullarıma söyle ben her zaman bağışlayıcıyım.”

Her ceza uyarısından sonra aynı hoşgörü: “Tövbe etsinler. Onları bağışlarım.”

Ve belki dört beş kez;

Kur’ân bir öğüttür.”

HZ MUHAMMED’İN FERMANI

Peygamberimizin mührünü içerik olan ve Medine’de yazılan fermanı, İngiltere’de yıllarca gizlenmişti. İranlı bilgin Kerim Roşenyan bir yolunu bulup bu fermanın fotokopisini yayınlamıştı. İçinde Hıristiyanların da bulunduğu yeni ele geçirilen bölgeler İslâm’ın eline geçmişti.

Hz. Muhammed şöyle buyuruyor:

-“Uzak yerlerde bulunan Hıristiyan din adamları, ibâdet yerlerine giderken canları güven altında olacaktır.” “Bir Hıristiyan kızı ile evlenen İslâm, karısının kilisede ibadetini yapmasına izin verecektir.”

İşte İslâm hoşgörüsü budur.

Cezayir’de, Türkiye’de ve tüm dünyada “İslâm” diye yola çıkanlar, Allah’ın engin hoşgörüsü ve Kur’ân’ın ruhunu kendilerine bayrak yapabilseler!.. Ve “İslâm” deyince hemen gericilik yaygarası koparanlar, Kur’ân’ı bilimsel bir kafa ve engin bir kültürle okuyabilseler!..

 (*) Tefsir-i Besmele: Kültür Bakanlığı yayınları, Rüştü Şardağ.

Paris’teki önemli rahatsızlığı tedavi edilip tam şifaya kavuşmak üzere İstanbul’da bakımını sürdüren Şardağ arkadaşımız; gücü yetebildiğince Yazılarını yazabilecektir.


Şardağ, R. (1992, Şubat 2). İslam ve Cezayir. Milliyet, s. 15. 


Milliyet Gazetesi’nde yayınlanan Rüştü Şardağ makalelerinin bulunması konusunda desteklerini esirgemeyen Can Taşpınar‘a sonsuz teşekkürler…

Yorum bırakın