Tuh!

Karabağ’daki Ermenistan Ermenilerinin cinayetleri için Sayın Başbakan, Amerika Cumhurbaşkanı’na, nazik bir kılıf içine gizlenmiş, ciddi uyarı niteliği taşıyan mesaj yolladı. Bush, seçimdeki Ermeni oylarını düşünmesine karşın hafifçe başını kaldırdı. Belki de “Laf olsun padişahım” örneği: “AGİK anlaşmalarına uyulsun, ateş kesilsin” dedi.

Dinleyen mi var? Başbakan yardımcılığı deneyimi ile de donanımlı, dostum Hikmet Çetin, barışçı yollardan dünyayı ayağa kaldırmak istedi. “Karabağ’da ateş kesilsin! İki taraf kardeşçe masaya otursun” dedirtti. Sayın İnönü de Alman Dışişleri Bakanı’na, kilitli ağzını aralayarak, “Evet, ateşin kesilmesinden yanayız” dedirtebildi. Bir gün ateş kesen çeteler, yeniden saldırıya geçtiler. Irak’ın başına, dünyayı çullandıran, Libya’nın iki teröristi için Kaddafi’ye ceza kılıfları hazırlayan Amerika’nın, bir höt demesi bile yeterken gıkı çıkmadı.

Bir günlüğüne silahlarını susturan Ermeni çeteleri, Rusya’dan, hatta İran’dan aldıkları silahlarla yeniden saldırıya geçtiler. Bu saldırıların, Velayeti’nin, “İran adına barışı sağlayacağım” dediğinin ertesi günü patlaması, bilmem, bizi uyandıracak mı?

YA AVRUPA

Evet, Avrupa susuyor, kış uykusunda. İki elleriyle gözlerini kapamış, gizlice destekledikleri, silahlandırdıkları Ermenistan Ermenilerinin, ordusuz Azerilerin öldürülmelerine, tutsak Türklere yapılan işkencelerine karşın kör ve sağır. Neden?

Fransa parlamentosunda, bakanlardan biri ve gazeteleri bu nedeni ortaya atmadı mı?

Ermeniler ilk Hıristiyanlardandır. Bizim kardeşimizdir.”

Hıristiyan olmak, Allah’ın sevgilisi İsa Peygamber’e bağlanmak, cinayet işleme nedeni olabilir mi? Gerçek Hıristiyan, buna izin vermez. Hâlâ mı haçlı ruhu? hani, insan hakları için 1789’da dünyayı güneşe boğmuş olan Fransa? Hani laik Avrupa? Hani insanlığa onur katmış Fransız ozan ve büyük romancılar? Demek, yeri gelince barışçıl Avrupa, yeri gelince de haçlı ruhundaki Avrupa?

EN ESKİLERDEN BERİ

Türk, çok eskilerden beri hep hoşgörülü kalmış, öldürmemek için savaşmak zorunda bırakılmıştır. Osman Gazi’ye Söğüt kasabasıyla Domaniç yaylası arasında küçük bir yer verilmiş. Çevresi Bizans Hıristiyanlarıyla çevrili. Hepsiyle dost, kardeşçe yaşıyor. Bir gün, yaylaya giderken eşyasını, kendisine emanet ettiği Rum tekfuru, onu düğününe çağırır. Planını kurmuş, öldürecek. Osman’a haberi veren de Rum Kösemihal! Son Türk imparatorluğunun ilk padişahı, bile bile ölüme mi gitsin? adamlarıyla öncelikli davranarak o öldürüyor?

Herkesin bildiğini niye yineliyorum: Çünkü hep böyle olmuştur. Onlarca haçlı ruhu! Bizlerde ölmemek, kendi varlığını garantilemek için savaş! Şimdi soruyorum: Bizde din fanatizmi olsaydı, bugün ortada Arnavutlar, Ermeni, Sırp, Bulgar, Hırvat, Musevi, Macar ve Yunanlılar kalabilir miydi? Buna karşılık Orta Asya’dan göç etme zorunluğu içinde Batı’ya, kuzeybatı’ ya doğru gelen en az on beşe yakın Türk boyu nerede? Çoğu Hıristiyanlaştırılarak, bir bölümü soykırımdan geçirilerek, Hz. İsa’nın hak dinini yozlaştıranlarca eritilmedi mi? Biz Hıristiyanları kafir saymış değiliz ki!

MÜSLÜMAN TÜRKLERİN HIRİSTİYANLARI KURTARMA SAVAŞI

Bu büyük ulus, Müslüman Türk milleti, Hıristiyan İsveç kralını kurtarmak için savaşmadı mı? Lehistan (Polonya) için Müslüman kanı akıtmadı mı? Ya o Fransa, hangi yüzle hâlâ İncil’in, İsa’nın ruhunu incitir ve kutsal kitaplarını çarpıtarak “Ermeniler bizim kardeşlerimiz, çünkü onlar ilk Hıristiyanlardır” diyebiliyor. Tutsak kralları Françoi’ye kurtarması için annesinin, “Kanuni”ye yazdığı mektubu unutur ve Sultan Süleyman’ın, Hıristiyan kralını tutsaklıktan kurtarmak üzere Müslümanları savaşa soktuğunu anımsamaz?

Biz onları hiçbir gün kâfir saymadık ki! Türkiye, kökten dinci değil, yani saldırgan, başkalarına hoşgörüsüz bir din görüşüne o kadar sahip değildir ki iki Müslüman milletin savaşın da, Hıristiyan dünyanın yanı başında yer aldı. Atatürk’ün, İslamı gerçeği ile anlayışı, yani dinde kimsenin zorlanamayacağı görüşü, “Yâ Muhammed Kur’an’la güzel güzel öğüt ver; inanan inanır, inanmayan inanmaz.” âyetleri doğrultusundadır.

Türkiye Cumhuriyeti, Karabağ’da, ne demek istiyor: “Anlaşmaları çiğnemeyin! Ermeniler ve Azeriler Birleşmiş Milletler’in gözetimi altında anlaşsınlar, çetelerin savunmasız halka yaptıkları işkenceye son!”

Ne diyor Mesih: “Iztırap çektirenler ıztırap çekeceklerdir.”  Ne diyor Balzac: “Haçlı seferlerindeki Hıristiyan cinayetlerini sığdırmak için vicdanımda yer bulamadım.”

Ne diyor Fransa, yirminci yüzyılda:

“Ermeniler en eski Hıristiyanlardır; bizim kardeşlerimizdir.”  Yani cinayetlere devam!

Tuh!..


Şardağ, R. (1992, Mart 22). “Tuh!”, Milliyet, s. 15. 


Milliyet Gazetesi’nde yayınlanan Rüştü Şardağ makalelerinin bulunması konusunda desteklerini esirgemeyen Can Taşpınar‘a sonsuz teşekkürler…

Yorum bırakın