Ah, Ta’lim-i terbiye!

Sevgili Emin Çölaşan, iki ayrı yazısında, Milli Eğitim’de yakaladığı, yasalara ters bir kararı ırgalıyor:

ANAP’lı eski Bakanlardan dostumuz Halil Şıvgın’ın kızı, İngilizce hazırlık sınavını veremeden bir üst sınıfa atlamış. Özel Okullar Genel Müdürlüğüne “alın” yazılı emrini veren Tâlim ve Terbiye Başkanı ve bu emrin sorumluluk getireceğini bile bile uygulamaya geçen okul müdürü ve de sayın bakan açıklama zorunluğu duyuyorlar. Sevdiğim kalem Çölaşan da bunları yayınlıyor:

Sayın Bakan’ın yanıtı, ilginç ve kesin.

Temel yasamıza göre Türk Milli Eğitiminin esaslarını tesbit etmekle görevli Tâlim ve Terbiye Kurulu Başkanlığının (bir kereye mahsusu) kararını alması, nedeni ne olursa olsun, hem Bakanlığın temel ilkeleri ve hem de uygulamalara aykırıdır.”

Bakan’ın, Tâlim ve Terbiye Kurulunun yapmakla yükümlü asıl büyük görevine işaret etmesinden mutlandık. İşin can noktası burada! Şu bizim Tâlim ve Terbiye; ne zaman asıl görevini yapmaya başlayacak? Yani ne vakit, Bakanlığın temel ilkelerini, Milli Eğitimin yıllardır özlemini çektiği bir ciddiliğin içinde saptayacak? Ne zaman, “Bakanlığın can damarı biz de atar” diyecek? Ne vakit, “bir kereye mahsus olmak üzere” gibi, tepelerde oturanların anayasayı çiğnemek için özen duyduğu pestenkerâni, yani gelişigüzel işlerle uğraşmaktan kendini sıyıracak? Türk Milli eğitimine yön verici yüce ilkelere dönüş yapacak? Yani efendim, görevinin idrâki içinde bulunacak?

BİZ İŞİN BURASINDAYIZ

Bugünkü Bakan gibi eski Milli Eğitim Bakanı da yakın dostumuzdur. Eski Bakan gibi yeni Bakan da başarılı olabilmede Tâlim ve Terbiye’nin silkinip uyanmasıyla var olabilirlerdi, var olabilirler.

SORUYORUM

Sayın Akyol’un topladığı şûrâda da üstüne basmış ve sormuştum: “Öğretmenlerimizin Tâlim ve Terbiye Kurulundan beklentileri soruldu mu? Biz burada pek te talimli olmayan bu kurulun nelerle uğraştığını, -affedersiniz- nelerle oynaştığını anımsatmak istiyoruz: “Öğrencinin en başarısız olduğu derste alacağı not, sıfırdır.”

“Hayır,1’dir.”
“Hayır, sıfırdır.”
“Yok yok, 1’dir.”

Bu büyük ve temel sorun(!) yılları doldurur.

Ortalama ve geçer sayılan notlar hangileridir? Bu da en az, yedi, sekiz kez değişmiştir.

Kompozisyon dersleri için ayrı ders programı uygulansın.”
“Hayır, hayır! Türkçe-edebiyat derslerinde birlikte uygulansın.”
“Sınıf geçmede öğretmenin not ortalaması alınacak.”
“Hayır, hayır! Öğretmenler Kurulu buna karar verecek.”

YA O DEĞİŞMEYEN KİTAPLAR

Okutulan edebiyat ders kitaplarını düşünün: Ali Cânip, Fuat Köprülü, Nihat Sami Banarlı’nın kitaplarına, seçilerek konulmuş metinler, yıllardır koltuklarına çakılmışlar. Otuz-kırk yıldan bu yana, ülkemde sanat fırtınaları yaratmış sanatçıların güzel örneklerine kışkış edip duruyorlar. Tâlim ve Terbiye’de rüzgâr kımıldamıyor.

Sayın dost Akyol zamanında bu amaçla toplanan, Başkanı olduğum edebiyat komisyonunda bu işi silkeledik. Ortak kararlara vardık. Tâlim ve Terbiyeden çıt yok.

Çocuklarımız, liselerimizden, çağdaş ozan, öykücü, romancı ve denemecilerimizden habersiz, dımdızlak yetişip yaşama atılıyorlar.

NAZARİYATÇILIK

Yani gözleme, deneylere dayanmayan bir öğretim.. Dağın eteğinde bir ilkokul.. Öğretmen elleriyle dağı anlatıyor:

En tepedeki sivri noktaya ne deriz?”
Çocuklar hep birden:
Zirve!.”
“İki elimin tepelerinden, aşağılara doğru inen bölüme ne diyoruz”:
“Yamaç!.”
“Dağın bittiği verde uzanan düzlüğe ne deriz?”
“Vadi!.”

Halbuki, öğretmen başını kaldırıp pencereden baksa ve çocuklara gösterse pırıl pırıl bir dağın varlığını görecektir.

ELLİ SEKİZ YIL ÖNCE

Pragmatizmin, faydacıl eğitimin kurucusu, Amerikalı John Devey derslerin hangi yöntemle öğrencilere öğretileceği konusunda, öğretmenlerle, Ankara lisesinde karşılıklı konuşuyor. Bir lise hocası, o zamanki adı “muhasebât-ı ahlâkiyye” olan yurt bilgisi dersinin, hangi yöntemle belletileceğini soruyor. Ünlü pedagok; bireylerle devletin karşılıklı hak ve görevleri, hükûmet, mahkemeler, Büyük Millet Meclisi gibi konulardan oluştuğunu anlayınca gülümsüyor:

“- Bir tek yöntem öneriyorum: Dershâneye kilit vurmak yöntemi. Çünkü bunların hepsi dışarıda.”
“- Ah Tâlimi Terbiye! Vah Tâlimi Terbiye!”


Rüştü Şardağ, R. (1992, Nisan 12). Ah, Ta’lim-i Terbiye!. Milliyet, s. 15. 


Milliyet Gazetesi’nde yayınlanan Rüştü Şardağ makalelerinin bulunması konusunda desteklerini esirgemeyen Can Taşpınar‘a sonsuz teşekkürler…

Yorum bırakın