Teşekkürler

Teşekkür.. Arapça “şükretme” mastarından yapılmış sözcük.. Öz dilimizde, bunun karşılığı diye kullandığımız, “var ol, sağol” da güzel ve yaygın.. Ama “teşekkür”, Allah’a hamdetmek, şükretmek, elhamdülillah anlamlarını da içeriktir. Teşekkür’ün gerçek anlamındaki derinliğine ulaşırsak bunun, dalkavuklukla hiçbir benzer yanı olmadığını görmüş oluruz.

Hz. Muhammed, güçlü dayanağı olan bir hadisinde buyurur:

İnsanlardan gördüğü iyiliklere teşekkür etmesini bilmeyenler, Allah’a nasıl teşekkür edebilirler?

İyilik yapanı, gözümüzün önünde görüp dururken unutur geçersek, ulu Allah’ın sonsuz bağışlarını da unutabiliriz.

Bir gün, O yüceler yücesi Hz. Mûsâ’ya sitemde (*) bulunur:

“Yâ Mûsâ! Ben dün hastaydım; neden yoklamaya gelmedin?”

Mûsâ Peygamber şaşkın:

-“Allah’ım, sen hastalıktan-münezzeh- arınmışsın. Ben büyük günah mı işledim ki bu sözlere muhatap oluyorum?”

-“Evet Mûsâ, ben hastaydım. Çünkü komşun hastaydı. Onu yoklaman, benim gönlümü almaktan ayrımsızdı.”

Geçen yaz sezonunun sonlarında başlayan boğaz kanserim nedeniyle altı ayı aşkın bir süre tedavi gördüm. Bunun üç ayına yakını Paris’te geçti. Ölüm, yanı başımda el sallarken, evrenlerin o güzelim sahibine kavuşmaya da hazırken, hastalığı yenerek İstanbul’a geldim. Kırk gün de burada, kaybettiğim kilolarımı almak, şeker rahatsızlığımdan şifa bulmak için yattım. Fenerbahçe ve Girne orduevlerinde tam sağlığıma yeniden kavuştum.

İlk teşekkür borcum Allah’adır. O’ndan, iki kitabımı tamamlamak için müsaade diledim: “Karşılaştırmalı Dinler Tarihi” ve “Tarihte Türk Hoşgörüsü” için.

Teşekkürüm, bütün hastalara şifa vermesini dilediğim sevgili Allah’adır elbet!

Fransa’nın nitelikçe çok üstün hastanesinde kanserim yenildi. Beni iyileştiren, evrene ünlü Prof. Dr. Françoise Echveche’e, “teşekkür” sözcüğü ile yetinmek zor. Beni onunla tanıştırmak için Paris’e kadar gelen uzmanlığı ve ünü dünyaca benimsenmiş, İstanbul Tıp Fakültesi Onkoloji Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Nejat Bilge kardeşime teşekkür ediyorum.

Fransız hastanelerinde refakatçı yatırmazlar. Gece, annelerini, hasta çocuklarından ayırırlar. Benim yanımda eşime de hastanede kalma olanağı tanıyan, kuralları yıkan Genel cerrahi Bölümü Başkanı, Prof. Dr. Bernard lu Bonosqui’ye, hastanenin tüm fedakâr uzman ve hemşirelerine yürekten teşekkür ediyorum.

Fransa’da, hastalanıp tedavi gördüğümü haber alan, hemen her gün ya telefon eden, ya da evlat sevgisiyle, yanıbaşımda manevi yakınlıklar içinde sevgi bağları kuran Onkolog Dr. Levent Işıklı ile Büyük Elçiliğimiz Ataşesi sevgili İbrahim Giray’a, Elçilik Müsteşarı dost Naci Beyefendi’ye, Milliyet gazetesi Paris temsilcisi, iyi insan, Sayın Mişel Periman’a, İstanbullu dost, sevgili Alen’e, elçiliğimizin vefalı şoförlerine yürekten teşekkürler..

International Hastanesi’ne, hastane demeye dilim uzanamıyor. Hastane değil, kendi sıcak eviniz orası. Genel Müdür Yaşar Yıldırım Bey’in yönetiminde üstün doktorlar.. Çalışkan, sevgi dolu, hepsi yüksek hemşire statüsünde bir nezaket, incelik ekibi.. Özellikle benimle ilgili iki aziz ve nitelikli isim: Dahiliyeci ve diyabetçi Orhan Tuğrul hoca, boğaz- kulak- buruncu sevgili Kuten Kurtkan ve de kibar, duyarlıklı diyet uzmanları.. Hepsine, 6. katın tüm fedakâr hemşire ve çalışanlarına minnetle gönlümü sunuyorum.

Başbakan, Sayın ve de aziz Demirel ve Meclis Başkanımız sevgili Cindoruk, Paris ve İstanbul’da tedavi görürken sevgi taşıyan telefonlarıyla hep gönlümü aldılar. Bu sıcak yaklaşım için teşekkürle yetinemem. Sözcük dağarcığımın yoksulluğuna ilk kez yanıyorum.

Türk ordusunun üstün nitelikli varlığı Kara Kuvvetleri Komutanı aziz dost Muhittin Fisunoğlu’na, sevgili Rauf Denktaş’a, hastalığım süresince dost sesiyle her gün yanımda olan sevgili Ümit Utku’ya, sağlığım için çırpınan sevgili oğlum Veli Kalay’a, Kıbrıs Barış Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Sayın Boztepe’ye, TBMM Daire Başkanı Hayati Bey kardeşime, İzmir’in sevgili Valisi Kutlu Aktaş’a, eski Meclis Başkanı dost Kaya Erdem’e, sevgili dostlarım, bir önceki Milli Eğitim Bakanı Avni Akyol’la, yeni Milli Eğitim Bakanı Köksal Toptan’a ve Özel Kalem Müdürü sevgili Erkut’a, Fikri Sağlar ve Hikmet Çetin kardeşlerime, dostum Faralyalı’ya İzmir Devlet Korosu Şefi Dr. Teoman Önaldı ve Koro Müdürü Güner Özkan’ıma, başta Genel Yayın Yönetmeni Doğan Heper olmak üzere Yazı İşleri Müdürü Eren Güvener’e, kızım Nilgün’e ve tüm Milliyet ailesine, bana ivedi şifa mektupları yağdıran 73 Milliyet okuruna teşekkürler… Teşekkürler…

(*) Sitem, Farsçada, Osmanlıcada ve Divan şiirinde zulüm demektir. Zamanla İstanbul söyleyişinde bugünkü anlamına ulaştı.


Şardağ, R. (1992, Nisan 19). Teşekkürler. Milliyet, s. 15. 


Milliyet Gazetesi’nde yayınlanan Rüştü Şardağ makalelerinin bulunması konusunda desteklerini esirgemeyen Can Taşpınar‘a sonsuz teşekkürler…

Yorum bırakın