
Aziz Nesin!. Çocuğu, büyüğü birlikte güldüren usta! Ağızları tavanına kadar açtıran bir konuşma patlattı. Hürriyet gazetesinde: “Türkler aptaldır, enâyidir, tembeldir. Atatürk de bunun böyle olduğunu biliyordu ama..”
Sevgili basınımızda hafta boyunca sayın dost Oktay Ekşi’den başka eleştiri ya da hayret görünümlü hiçbir yazıya rastlayamadık. Kimsenin gıkı çıkmaması düşündürücü. Yazarı hafife mi aldılar? Onayladılar mı yoksa? Sanmam. Geriye son yılların iki modası kalıyor: Atatürk’ü bir ucundan didiklemeye yeltenmek. Türk ulusunu, “köylü, göçmen” gibi horlamalarla küçültmeye çalışmak. Bir moda konusu daha var: Türk Silahlı Kuvvetleri iki askeri darbeden yana zâti rahatsız, ezikliyken iki eski Genelkurmay Başkanı “Sivil yönetimin emrindeyiz” derken ve Güreş Paşa, “Türkiye’de darbe yapmak isteyenler benim cesedimi çiğnemeden bu işe ulaşamaz” diye, en içtenlikle duygularını, üstüne bastıra bastıra belirtirken artık rahat olmalıyız.
Atatürk için, din sömürücüleriyle bazı çiğ kalemlerin bir şeyler kusacağı aklıma gelirdi de O’nu, yüzlerce kez övmüş bir insanın, bu çarpık ve pis modada yerini alacağı hayal bile edilemezdi.
HER NEYSE EFENDİM
Aziz Nesin’in Türk ulusunu “enayi, aptal tembel” olarak nitelemesi daha da ilginç. Bir paradoksalizmin içine mi batmış yoksa? Türk ulusu akıllı, zeki ve çalışkan olmasaydı, yeni bir Türk devleti nasıl kurulabilirdi? Yedi düvel, kıçına tekme yemişçesine, İstanbul’dan ay-yıldızlı bayrağımızı selamlayarak nasıl kovulup giderdi? Bu asker, ona cephane taşıyan ve hazırlayanlar, Atatürk’ten önce başlamış yöresel halk savunma ve başkaldırıları olmasaydı, o dehâ, sonuca nasıl ulaşırdı?
Mustafa Kemal ve Türk milleti denen bu iki aziz varlıktan bir çentik koparabileceğini sananların elleri, bir gün dersini alacaktır; şimdilik bunu geçiyoruz.
KENDİME TAKTIM
On kez adını değiştirerek, küçüklerle büyükler, aynı zamanda büyüleyerek kalem kullanan yazar, akıllı olmayacak da ben mi olacağım? Yoksa ben de mi aptalım? Kursağına haramın lokmasını sokmadan bugünlere gel, hemen her büyük gazetede yaz, yıllarca liselerde, üniversitede hocalık yap, İzmir kentinde Belediye Başkan yardımcılığında bulun. Türkiye dışından, içinden elliye yakın nişan ve plaket al. Ve eşinin babasından kalan hisse olmasa, içinde barınabildiğin bugünkü evine de sahip olamama..
Yoksa usta haklı mı? bencileyin binlerce insan, ters doğrultularda yön tutmuşlar karşısında enayiliği mi oynuyoruz? Elinde kalem var ya! Önce Demirel’e gözdelik et. Sonra Özal’a dön, daha sonra yeniden Demirel’in eteğine yapış. Derken genç Mesut Yılmaz’dan yana saf tut. Sonracığıma efendim, iki sol partide de başkanlık için kisvet bürünüp kaidesi üstüne oturan, rakipsiz bir CHP’de başkan olunca Demirel’e “size engel olmayacağım” diye bayrak açan bir genel başkanın yağcılığına başla.. Eee! Çoğunluk hemen bu yoldayken, bizim gibi enâyiliğine, aptallığına mı işaret ediyor acaba Aziz Nesin?
ULUS’A YAYAMAYIZ
Sayın Nesin’in, aptallığı, Türk ulusuna yaymasıdır çirkin olan. Yoksa toplumumuzda enayiler çok. Nesrin Sipahi, Serap Mutlu, Meral Uğurlu gibi musikimizin birçok yıldız sanatçısı soyunsalar, kıvırsalar, Türk müziğinden başka her şeye benzeyen o müzik bulamaçlarını, televizyonlarda satışa çıksalar, enayiliklerinden kurtulmuş olmazlar mı? Kültür Bakanlığı korolarının altın sesli solistleri, hanım hanımcık giysilerini fırlatsalar, Dede’lerden Hacı Ârif beylerden falan vazgeçseler daha az enâyi olmazlar mı? Bir Avni Anıl, Salahattin İçli o pırıl pırıl sanat kokan yıldız bestelerinin televizyonda geçmezliğini görüp pestenkerâni laflara aşıremento melodiler ekleseler de kendilerine enâyi dedirtmeseler olmaz mı?
Sen Şardağ, birazcık da besteci geçiniyorsun. “Aşkından yandım- Kendimi deli sandım” gibi zırtapoz besteler döktürsen ya!
Ey yüz binlerce, milyonlarca enayi! Ey Şardağ gibi aptal sürüsü! Yuh olsun size! Bir Atatürk tutturmuşsunuz! Baksanıza, beş kez ad ve soyadı değiştiren, Atatürkçülüğü kimseye bırakmazken, yüz seksen derece kıvırtarak Atatürk düşmanlığı, asker düşmanlığı modasına katılan Zübük’çü ustaya!
Anadolu’nun dört bucağından gelerek İstanbul’da yeni İstanbul kentleri kuran Aziz Nesin aptalı(!) köylü kardeşlerimiz! Bu akılsızlığımız için size de, size de yazıklar olsun!
Geçmişin Tanrı delisi olan abdâl’lara bulaşamadık. Değerli yazarın gözünde de aptallıktan kurtulamadık.
Ne talihsizlik!
Şardağ, R. (1992, Ekim 8). Türk Milleti Enayi Mi? Aptal Mı?. Milliyet, s. 17.
Milliyet Gazetesi’nde yayınlanan Rüştü Şardağ makalelerinin bulunması konusunda desteklerini esirgemeyen Can Taşpınar‘a sonsuz teşekkürler…

