Koyu Müslüman Komünistler

Ünlü solcularımız şaşkınlık içindeler. Marksizm’i uyguladıklarını sanan Rusya, Bulgaristan, Macaristan, Doğu Almanya ve Polonya’nın despot rejimleri yıkılınca bizimkiler bir süre duraksadılar. Nasıl bir yol tutacaklardı? Yetmiş yedi yıllık Sovyet komünizmi, beklenmedik bir anda göbeğinden çatlayınca onun sevdalıları, ya da Rus rejimi Marksizmin gerçek uygulanışı sanıp yanılanlar, bir ara büyük kararsızlığa düştüler.

SÖZ GELİMİ ÇETİN ALTAN

Solda en ilerideydi. Meclis’te, “Kıbrıs bizim de milli davamızdır” diyen Mehmet Ali Aybar’a, Behice Boran’la birlikte “Sen sosyalizmi dejenere ettin” diye saldırırken Rusya gümbürdedi. Şimdi bu yazarımız, Özal’ın yanlışlarını, her Allah’ın günü vurgulayan, saygınlıklı bir başyazarın bulunduğu gazetede, oğullarıyla birlikte Özal’a övgüler döşeniyor. Yanlış yolda olduğunu görüp, doğru yolu tutmuş olamaz mı? Olur efendim, olur da neden bir açık kapı bırakılmaz, aşırılıktan aşırılığa atlanır?

HİÇ OLMAZSA

Altan, hiç olmazsa koyu Müslümanlık taslayışında değil. “Şu Refah geçsin de, şu Cemalettin Kaplan başarıya ulaşsın da ne olursa olsun” diyenlerden değil. Hem zati korkacak, çekinecek ne var ki! Rusya’da yıkılan, acaba gerçek Marksizm miydi? Bu felsefenin temelinde acımasızlar, ezenler sınıfının üzerinden bir silindir geçer geçmez, demokratik insan haklarına önem verilecekti. Marks, mezarından kalksa, ilk tükürüğü Lenin’e, ikinci balgamlı tükürüğü de Stalin’e atardı ve de sorardı:

Hani demokrasi? Hani insan hakları?”

Allah Allah!.. Türkiye’de bir zamanlar burunlarından kıl aldırmayan bütün aşırı solcular, kendilerini Özal’da, ya da “koyu dinciyim” diye ortaya çıkan partilerde bulacaklarmış. “Sosyalizm ölmüş değil, Allahsızlığını bir yana bırakırsak, ilkeleri hâlâ dünya siyasetine egemendir” diyerek onu da mı biz savunacaktık?

Fransa, Kuzey Avrupa ülkeleri, örnek olarak ortada. Marks felsefesinin temeline bakın siz! İnsan emeğinin ve işgücünün sömürüsüne karşı çıkmak değil mi? Hâlâ koyu Katolik Fransa, bu felsefenin işlenebilir yanını işletiyor. “Din, halk kitlelerini uyutmak için ortaya atılmış afyondur” diyen filozofla, “Hadi oradan sen de” diyor, ama ülkesindeki insanlara işsizlik ücreti, işçilere, sendikalara ezilmeme hakkı tanıyor.

Ne diyordu Marks:

Bugüne kadar gelen bütün felsefeciler dünyayı tasvir ettiler: halbuki onu değiştirmek gerek.”

Rusya’nın dışındaki dünya “İnsan haklarından bir süre için de olsa fedakârlık etmeyiz ve de halkı ezdirmeyiz” diyor, filozofun aşırı hayallerine, “dur” diyor. Sosyalist Fransa, sömürü düzenine karşı. İsveç, Norveç, Hollanda, Danimarka, Belçika, İsviçre; rejimleri ne olursa olsun, toprağı bol olası Marks’tan hâlâ faydalanıyor, esinleniyorlar.

BİZİMKİLER

Evet, onlarda da bir telaş.. Ya Özal’a sarılıp balmumundan yapılmış yeni bir umut heykeli yaratarak sağcılara taş çıkartıyorlar, ya da Aziz Nesin gibi, Altan grubu gibi “2. Cumhuriyet”çilik oyununa girişerek “Refah” trenine yapışıyorlar. Sanki İslâm’ı yorumlayan tek kaynak Refah! Bir de şeriatsız, aracısız, çağdaş yorumla, Mehmet Akif’ten de güç alarak Kur’ân’a eğilemiyorlar mı? Ulu Tanrı, bunu bildiği için, en son, en erişkin kitabında, “Söyle ya Muhammed! Ben onlara şah damarından daha yakınım” buyurur. Ne Refah Partisi’ne, ne de öteki partilere İslâm vaizliği yapmak değil, Müslüman Türk ulusunu, öteki dinden olan vatandaşlarla birlikte nasıl daha mutlu edeceklerini kanıtlama görevi düşüyor. Müslüman din adamları, Fatih ve Kanuni zamanlarındaki din adamları gibi kafaca dolu, bilimle zengin olsalardı, camilerimizi kilise yaptırmayan, İstanbul’u Fatih’ten sonra ikinci kez düşmanlardan temizleyen sevgili Atatürk, “laiklik” diye bir devrim yapmaya gerek duymazdı. Çünkü, Kur’ân zati laikti. Allah, kulu ile kendi arasına hiçbir aracı sokmamıştır. Yüce Muhammed bile, Allah buyurmadıkça şefaat edemez.

İslâm’ı ve Türk’ü kurtaran Mustafa Kemal Paşa’nın, olsa olsa eksik bıraktığı şeylerin başında, Türkiye’de en büyük ilahiyatçılar varken onlara, Kur’ân’ın yirminci yüzyılın kafasına göre yorumunu yaptıramamış olmasıdır.

AZİZ NESİN BİLMİYOR Kİ

Dikkat çekmek için olduğunu sanmıyorum, güldürü ustası olarak buna gereksinimi yok.

Türkiye’de demokrasinin yıkılıp bir kargaşa dönemi yaşanmasını mı istiyor, buna da aklım pek yatmıyor. “Zübük” ustası da bir bomba patlatıyor:

Gerçek Müslümanlar, Atatürk’ü sevmez”, “Türkiye’de Atatürk’ü sevdiğini söyleyen Müslümanlar yalancıdır.”

Bitmedi:

Gerçek Müslüman, Kara Ses Cemalettin Kaplan’dır.”

Kızılacak bir şey yok.. Eski aşırı solcular rahatsız..


Şardağ, R. (1993, Ocak 21). Koyu Müslüman komünistler. Milliyet, s. 17.


Milliyet Gazetesi’nde yayınlanan Rüştü Şardağ makalelerinin bulunması konusunda desteklerini esirgemeyen Can Taşpınar‘a sonsuz teşekkürler…

Yorum bırakın