Baş papaz konuşuyor

Yazdığı bir kitapta, Türk ulusuna, sitemi aşan, horlayıcı görüşler ileri süren Yakovas’ı, rahmetli Özal bağışlamıştı; gelemiyordu çünkü Türkiye’ye. Ulusumuz bağışlayıcıdır. Özal da bu duygu ile ona, yurdumuza gelebilme hakkını tanıdı; o da geldi. Özal’ın mezarında istavroz çıkararak dua etti.

Yerine göre Nakşibendi, hanımına göre liberal olan Özal’ın za’fı, tarih boyu, yabancılara karşı bütün Türk hükümdarlarında var. Hatta şeyhülİslâmlarında. Bugün Hıristiyan dünya diline, dinine ve kültürüne tıpkısına sahipse, Osmanlı padişahlarının za’fından, ya da uygarcı ve gerçek İslâm anlayışındadır bu. Batılıların ve Rusların yönetimine girmek zorunda kalan Hunlar, Hazer, Bulgar, Kıpçak, Kuman, Peçenek Türkleri nerede? Hepsinin, önce din sonra da milliyetleri ortadan kaldırılmadı mı? Yüzyıllarca yönetimimizde kalan Yunanistan, Bulgaristan, Yugoslavya, Avusturya, Macaristan; dilleri, dinleri ve mezhepleriyle ayakta değil mi?

BOSNA VE AZERBAYCAN CİNAYETLERİ

Beş yüz yıllık Müslüman ve Türk düşmanlığının sürdürülmesidir bu! Uygar dünya, buna nasıl göz yumar? Toprak hırsı mı? Peki alsınlar Bosnalıların topraklarını, “Ama onları yenmek gerek.” Onları, Sırplar, Hırvatlarla birlikte, iki ateş arasında, her gün çoluk çocuk demeden öldürüyorlar ya!

Öldürdüler diyelim. Bosna’da, Azerbaycan’da çocukların, anneleri yanında gözleri kör ediliyor. Kadınların ırzlarına geçiliyor. Dünyaya insanlık dersi vermeye kalkan, her mezhepteki Hıristiyan devletler, susmakla da kalmıyor. “Oh ne âlâ” derecesine konferans üstüne konferans topluyor. Birleşmiş milletler Genel Sekreterliği’ne yükseltilmiş Butros Gali pisliğinin dalavereleriyle, bu cinayetler üzerine bir bardak su içiyor. Son oyun, Amerikan sahnesinde…

Bosna- Herseklilerin vatanları kuşa çevrilecek. Son lokmayı Sırp ve Hırvatlar zıkkımlanacaklar. Clinton’da da bir bombalama numarası..

PAPAZLAR VE YAKOVAS

Yakovas, “Amerika’da, Müslümanlık çığ gibi büyüyor!” demiş. Doğru doğru da biz, kendisinden Hıristiyan milletlere, papaz, kardinal ve patriklerin işlettikleri Allah’ın nasıl bağışlayacağını soralım. Dünyanın neresinde Müslümanlara karşı saldırılar, zulümler görülse, altından din adamları çıkıyor. Haçlı seferlerini kışkırtan, Müslüman kadın ve çocuklarının etlerinden ızgara yaptırıp haçlı askerlerine yediren onlar değil mi? Var mı Hz. İsa’nın kitabında bu? Bizim de inandığımız peygamber olan Mesih ne diyordu:

“-Adam öldüren, zina işleten yanıma gelmesin!”

Bosna’da Sırpların, Azerbaycan’da Ortodoks Ermenilerinin işledikleri alçaklıkların vebali sizin sırtınızda değil mi? Vazgeçtik Bernabas İncili’nden, Matta, Lucas, Yohanna İncillerinde Hz. İsa’nın huzuruna nasıl çıkacaksınız?

Bir Fatih Sultan Mehmed’i düşünün. Patriğe asâsını verdi. Görkemli cüppesini kendi eliyle giydirdi. Patrikhaneye kadar resmi devlet töreniyle uğurlattı. Dinimizde, vatandaşlığınızda eşit haklara sahip olduğunuzu, Kur’ân üstüne el basarak garantiledi. Dünyadaki öteki Ortodoksları da İstanbul Patrikliğine bağladı. Siz Ortodoksların altın devri, bu Türk hükümdarının zamanında perçinlenmiş bulunuyordu.

İstanbul’da toplanan dünya Ortodokslarından, önce Fatih’e, sonra Ayasofya Camii’ni müzeleştirip İslâm hoşgörüsünü daha da sağlamlayan yüce Atatürk’e bir şükran buketi sunulmasını beklerdik.

“İstanbul’u aldık” diye, içinizde bir kırıklık olacağına pek inanmıyorum. Biliyorsunuz, bu dünyalar incisi kenti ele geçirmek için bizden önce Araplar ve onun yanında on iki Hıristiyan millet boğazlaştı durdu.

Osmanlı Türkleri için de bu bir emel olamaz mıydı? O Bizans ki İtalyan, Rum ve bazı kanların karıştığı milletler topluluğu olarak Anadolu’nun doğusuna, güneyine, Rumeli’ye, Orta Anadolu’ya, Afrika’ya ahtapot gibi saldırmış, yayılmıştı.

Eğer Türkleri boğmak için, Türk beyliklerini birbirlerine düşürmeseydi, yaptığı anlaşmaları yırtmasaydı ve arkadan vurmasaydı, belki dünya tarihinin çizgilerinde farklı durumlar doğabilirdi. Bizans pislikti. Bir Bulgar çobanı gelip kral olabiliyor, bir fahişe tahta girebiliyordu. Evet, pislikti Bizans. Türkler, onu, salt silah ve inanç gücü ile değil, dünyayı bu kokuşmuş yönetimden kurtarmak için de ortadan kaldırdı.

Bütün Rumlar huzur içinde evlerine!”
“Bütün dinler özgürlük içinde yerli yerine!”
“Ortodokslar, selam durun İstanbul Ortodokslarına!”

Fatih bunları sağladı.

Toplantınızdan; Fatih’e, Atatürk’e bir şükran jesti bekliyorken çirkin bir dedikodu yayıldı İstanbul’a:

“Ayasofya’yı yeniden kilise yapalım!”

Kapan da kaçan mı?


Şardağ, R. (1993, Ağustos 5). Baş Papaz Konuşuyor. Milliyet, s. 17. 


Milliyet Gazetesi’nde yayınlanan Rüştü Şardağ makalelerinin bulunması konusunda desteklerini esirgemeyen Can Taşpınar‘a sonsuz teşekkürler…

Yorum bırakın