Enayi

Sağlamlığın besbelli alâmeti kan kırmızı yüzlerinden bir atlet gürbüzlüğü fışkıran iki genç tramvayda, iri iri konuşuyorlar. Bir cümleleri kulağıma kadar çarpıyor: -Herif, adam değil enayi! Meğer bir adam -kim, bilmem- “minnetle elime geçtikten sonra” diyerek kendisine yollanan yirmi bin lirayı geriye iade etmiş. Bu iki delikanlının göğüslerinde birer rozet vardı. Ya bir okula, ya bir [...]

Şiire ve kozalağa dair

Bir dergi çıkıyor; (bir değil, bir düzinesi çıkıp batıyor ya) içinde şiir diye karalanmış bir sürü aburcubur. İşte birinden aldığım iki satır: “Güneşin kızıl rengi battı bağrımdaBir başka acı duydum bugün ağrımda" Şiir olmaktan çok, yarasından, ameliyat eden doktoruna hastanın malumat verişini andıran bu satırlar insanı şiir denen derdimizin üstüne doğru tekrar eğdiriyor. Neden “Doktor, [...]

Dünkü yangın

Dün, ciğerimi sökercesine, candan bir arkadaşımın laboratuvarını yakıp bitiren ve dört canı yaralı koyan yangının acısı içinde kıvranırken, bir yandan da itfaiyemizin yangın sahasını dakika geçmeden tecrit ederek giriştiği kahramanca savaşı övdüm. Modern cihazlarla takviye edilmiş olan itfaiye vasıtaları bu savaşta çok önemli bir mevki tutmakla beraber, soğukkanlılık, cesaret ve ani karar verme kabiliyeti tecrübeden [...]

Zor şey

İskenderun'da Alevî bir genci öldürdükleri için bazılarının giriştiği kıyam hareketini, hükümete karşı isyan şeklinde dile ve kaleme alan şıptefsircilerin aklına tuz ekesimiz geliyor. Hele bunlar, mahut hadisenin ardısıra, baş gösteren liman amelesi grevini de öğrenince, bir büyük hakikati keşfetmiş gibi, ağızları tavanına kadar açık, tefsirlerine kim bilir ne iştahla devam edeceklerdir. Enstantane hükümlerin her zaman [...]

Ya içeriye dalsak..

"Kısaca resimde, müzikte ve edebiyatta, nemize gerek, yine sadeliğin yolunu tutalım."Rüştü Şardağ Mevsimle birlikte incelen, yünden ipeğe, ipekten ten inceliğine kavuşan kadın kumaşları, dikkatinizi bilmem bir de desen bakımından çekiyor mu? Bilmiyorum ama, eğer ukalâ bir manifaturacı olsaydım, desenlerimi kendim çizdirir, bastırır, öyle satardım. Nedir bu renk aburcuburluğu Allahım! Biz bir renk ahengi beklerken bu [...]

Haydi ilân edelim

Bir İstanbul gazetesinde okuduğum ilânın başlığı şu: Sanatkâr aranıyor. Metne göz gezdiriyorum: “Tesviye ve Torna işlerine bihakkın vakıf…” Sanatkârı hala zenaatkârla bir tutan idrake aşk olsun. Elinin emeğiyle refahımız ve yükselişimizin divarına en sağlam taşları yerleştiren zanaat ehline bir sitemim olduğu anlaşılmasın, bundan üzülürüm. Ama tabiatın koynunda gizli ve aşikâr duran renklerle ilâhi bir ahenk [...]

Mürettiplerden yana…

Onları, yıllar süren yazı hayatımda, bir kader ortağı olarak gönlümün içinde buldum. Hep ayakta, meskenlerin en izbe yerlerine sürülmüş, loş bir ışık altında pösteki sayarcasına, karınca küçüklüğünden tutun, bir sürü karanlık harfleri dizen bu cefakâr insanların, artık, fikir hayatımızdaki ehemmiyetli yerlerini tanımalı değil miyiz? Beyaz, cansız yapraklar üstüne insan zekâsını işleyerek kâğıdı aziz eden mürettipler [...]

İncir ağacındaki

İstanbul'da yirmi yedi yaşında bir işçi, çektiği sefalete acıyan anası yerinde bir kadın tarafından korunur. Fakat günün birinde delikanlı, yaşlı hâmisine âşık olur. İtirafı menfi şekilde karşılık görünce gidip kendini bir incir ağacına asar. Zavallı işçi, kim bilir hangi masal kitabının rüyasına dalmıştı. Kendisinden hiç de farkı olmayan Ferhad’a koskoca padişah kızı Şirin’in bağışlandığını okumuş [...]

Asıl keşif…

İngilterede körlerin gözlerini açan harika bir ilâç keşfedilmiş ve bir kadına da tatbik edilmiş. Bu haber doğru ise, edebî karanlığın mustarip çocukları için en insani bir keşif ufku açılmış demektir. Dünyanın dört bir ucunda hayret edilecek eserleri, görmeden yaratan âmâlar için beliren saadeti ve kalplerinde beş yüz mumluk ışıklarla bezenen sevinç âlemini şu anda görür [...]

A devletim!

Altı sene oluyor, İzmire uğradığım bir yaz tatilinde, halkevindeki resim sergisini seyretmiştim. Buna sergi diyemem. Çünkü benim gittiğim gün iki saat içinde bir ikinci ziyaretçi gelmemişti. Açıldığı günden bu yana on bir gün içinde de, öğrenmiştim ki, gelip görenlerin sayısı yirmi ikidir. (Exposer) den teşhir etmekten gelen sergi kelimesi, adı üstünde bir teşhir işidir. Aradığı [...]