Ağlarım Remzi Oğuz’a

Küçük bir beden çatısı üstünde taşıdığı, değil sade vatana, bu vatanın adeta manevrasına doğru açılmış gözleriyle Türkiye'de milliyet, medeniyet ateşini nüfuz ettirebiliyordu. Yani yalnız bu gözler ayarlamaya, aşılamaya sevdirmeye, bağlamaya yetiyordu. Remzi Oğuz'um, o gözler nasıl söndü? Son Ankara seyahatimde başbaşa dertleşirken bana gayet açıkça politika hayatına karışmaktan duyduğun elemi, tiksintiyi, için kan ağlarcasına anlattın. [...]

Belden aşağısı

Geçen gün sinemalarımızdan birinde geçen, hayli önemlice bir müşahedem, şu satırları bir araya getirmeme sebep oldu. Aşk hislerinin iki genç aşıkın dudaklarında teksif edildiği bir sırada şeritlerin cansız hayallerine doğru bir uğultu sulu ve tükürülecek iğrençlikle karışık bir iki ses yükselince yanımdaki zat dayanamayıp birinin saçlarından yakaladı: "Sus! Allah kahretsin, sus!". Adam bu beklenmedik darbe [...]

1954’ün eşiğinde

Yeni bir yıla gireceğimiz günün sabahında, gözlerimizi her günkü tabiilikle açsak bile, bugünün akşamında bir zihin hesaplaşmasına baş vurmadan edebilir miyiz? Ne günlerdi o günler? Dost bilmiş, sitem görmüşüz. İyilik bulmuş, vefasızlık etmişiz. Kırılmanın acısını sanki yüzlerinde okumamız mümkünmüş gibi, kırdıklarımızın bize karşı değişmeyen nazik tavırlarına bakıp keyif çatmışız. Bir eserin temel taşları arasına hiç [...]

“Matrak” geçen var ama, kim?

Yine o bahçedeyim. Camekân gerisinde gözüme takılan havuza dakikalardır baktığım halde onda bir fevkalâdelik göremiyorum. Tam bu sırada garsonun biri, diğerine sesleniyor: Fıskiyeyi aç! Yüzden fazla, iskemlenin perişan ve boş manzarası dokunuyor bana. Bunlar iskemle, oturmak için de yapılmış üstelik. Hani bunların yaz günleri rastladığım sahipleri. Düşünün: Çocuktur; sağına soluna yaramaz yaylanışlarla yaylanıp zıp zıp [...]

İki yangın

İzmir refikimiz büyük bir felâket atlattı. Herhangi bir vatandaşın evinde çıkan yangın bile, kahrolan dört beş yangın görmüşün acısını bize hissettirirken, muhalif veya muvafık, şu veya bu, bir kısım halk efkârını temsil ettiği muhakkak olan siyasi ve yevmî bir gazetenin yanıp kül oluşundan çok daha büyük hacimde yaralanmamak mümkün olmaz. Binlerce vatandaşın her sabah, tiryakinin [...]

Hay eşek hay

Efendim, mübarek Ramazandır, yemekten söz etmek istemezdim ama, gel gelelim günlük gazetelerden birinde okuduğum havadis, beni de peşinde sürükledi. Şu para yiyen eşekten bahsedeceğimi tahmin etmişsinizdir sanırım. Âdetim üzere bu meseleye de birkaç günlük rötarla karışmış bulunuyorum. Evet şu onun, bunun itabına, yani kınamasına maruz kalan eşeğe sormak isterim, a birader (şey, pardon), a dostum [...]

Gevşedim

Geçenlerde muhterem bir hanımefendi dostumuzun evinde otururken, çat kapı, içeriye kırk beşlik hafif kıranta, pembe yüzlü, fazla sırıtkan bir zat girdi.  - Nasılsınız hanımefendiciğim, iyisinizdir inşallah? Sıhhat-i devletleri ne âlemdedir efendim? Sonra bana dönerek: - Beyefendi yabancı gelmiyor?- Tanıyacaksınız efendim, yakınlarımızdan Rüştü Şardağ, edebiyatçı..- Tamam tamam! Şimdi hatırladım, güzel şiirlerini hatırlıyorum bey’in. Şiir yazmış veya bunu [...]

Seksapel kraliçesinin üzüntüsü

Dünyanın en meşhur cinsi cazibe, yani erkek soyunu kendine çekme kuvvetine sahip olan Hollywood yıldızlarından bilmem hangi haspa, "Ben" demiş, "Artık hiç bir erkekle arkadaş olmayacağım. Çünkü hepsi de bana yiyecek gibi bakıyor." Dünyada bu kadar saçma bir lâf olur mu? Ne zaman, hangi devirde bir kitap dile gelir de, "Ben kitap olmaktan bıktım; zira [...]

Tramvaydaki filozof

İşte, en yeni bir örnek daha! Bu dünyada gördüğümüz nice "şeş"lerin, aslında "beş" olduğu, kara sandığımız müşahede cevizlerinin içinden, sütbeyaz hakikatler çıktığı, bizi ak bellediğimizin marsık kadar kara olduğu artık inkâr edemeyeceğimiz bir gerçektir. Yani dış kabuklarına katılarak hüküm verdiğimiz eşyanın hakikati, özünde başka bir mana taşıyıp duruyor. Evet, en tazesinden bir örnek vereyim: Evvelki [...]

Kıbrıs 

Dünya siyasetinin ehemmiyet atfedilecek günlerinde yaşadığımız için, Kıbrıs meselesi üzerinde durmayı aklımızdan geçirmiyorduk. Yunan dışişleri vekili Sofyanopulos'un en son verdiği demeç düşündürücüdür. Hazret, "biz" diyor, "İngilizler bu mevzuda bir anlaşmaya yanaşmazsa, Kıbrıs hakkındaki karar hakkımızı muhafaza ediyoruz." Nedir bu karar? Tarih ve coğrafyanın, akan ecdat kanlarının ve oradaki milli benliklerine sahip Türk topluluğunun yekûnu bize [...]