Avara hu

Gerçi hayli sıkıntı getirdi. Fakat o mevsim memleketleri ve çağ çağ insanlığı saran, karakterize eden şarkılar gibi onun da bir vasfı ve hatta sosyal zarureti dile getirmiş olması lazım. “Lili”, ikinci cihan harbi sonrasını, “Valensiya” birinci cihan savaşı sonrasının eğlenmek isteyen çılgın insanlığı temsil eder. “Avara hu” da galiba, hâlâ aklı cevher yerine hissi mübalağanın, gerçek yerine hayale at sürmenin hakim olduğu şarkı, insanlığın sadece bir bölgesini ifade ve karakterlendiriyor. Memleketin en münevverini barem maktelhanesinde darlığa, açlığa mahkûm ederken, bir ses solistine gecede 1.200 hatta 2.000 lira ödeyen, bu arada şairi, heykeltraşı acı kahve parasını verirken uzun uzun düşündürecek bir yoksulluğa düşüren bir cemiyette, ya lüzumundan fazla paralı, yahut da parasız, meteliksiz insanlar türeten bütün şark memleketlerinde başlamak istidadını gösteren avareliğe bu şarkı ruh vermiş, küllediğimiz hisleri birden bire öne fırlatıvermiştir. 

Nedir bu gafletimiz?

Biraz düşünmeli değil miyiz? Okumuş okumamış evlerden “Avare” şarkısı geliyor. En basit ve en lüks gazinodan sanki sözleşmişcesine aynı ses: Avara hu!

Peki ama, biz teknik medeniyetçe Batıcı olmak yolunda değil miyiz? Dostumuz Amerika’nın son acımtırak tavrına bakıp kendimizi biraz sıkıya sokacak can-ı azizimizi üzecek, onların metodu ile çalışarak seviyemizi beklenen refaha yükseltecek değil miyiz? Memleketi cehilden, zevkimizi suflilikten musikimizi tek seslilikten kurtaracak değil miyiz?

Hû dostlar, hu! İşler bizi beklerken, nedir bu “Avara hu! Avara hu!”


Şardağ, R. (1955, Haziran 29). Avara hu. Radyo Gazetesi, s. 1.


Gazete kupürlerine ulaşmamız konusunda desteklerini esirgemeyen Prof. Dr. Cenk Güray ve Ankara Milli Kütüphane çalışanlarına sonsuz teşekkürler… 

Yorum bırakın